Haber Detayı
04 Aralık 2012 - Salı 16:45
 
Erdoğan'dan dokunulmazlık mesajı!
Güncel Haberi
Erdoğan'dan dokunulmazlık mesajı!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan AK Parti Değerlendirme Toplantısı'nda konuştu.

EKONOMİDEKİ REKOR ARTIŞLAR

Aralık ayı boyunca hükümet olarak parti olarak bütçe üzerindeki değerlendirmelerimizi değerlendirmeleri arttırmaları milletimizle paylaşacağız.

AK Parti hükümetleri olarak bugüne kadar hazırladığımız bütün bütçeler gibi bu da sosyal yönü daha güçlü bir şekilde hazırlandı. Milletimizi doğrudan ilgilendiren standartlarını yükselten Türkiye'yi vizyon konumuna getiren bir programla hazırlandı.

Kasım ayı ihracat rakamları açıklandı. Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 20 arttı. Geriye dönük 12 aylık ihracatımız 573 milyar dolara ulaştı. Bir kez daha rekor elde ettik.

Yola çıktığımız zaman ihracatımız 36 milyar dolardı. 2011 yılında 131 milyar dolara yükselttik. 2012 yılını 150 milyar dolara yakın hatta bunun üzerinde bir rakamla kapatacağız.

DÜn enflasyon rakamları açıklandı. Bu düşük oranın ardından İMKB'de rekor bir seviyeye ulaşıldı. Borsa 73 bin 416 puana çıkarak rekor elde etti. Biz göreve geldiğimizde bu 10 bin civarındaydı.

Merkez Bankası rezerlerimiz şuan itibariyle 170 milyar dolara ulaştı. 

Ulusa Sesleniş programında güzel bir müjde açıkladık. 2002 sonunda göreve geldiğimizde TÜrkiye'nin IMF'e olan borcu 23,5 milyar dolardı. 10 yılda biz bu borcu ödedik. Bu yükü erittik ve Ağustos itibariyle 1,3 milyar dolara geriledik. Türkiye'nin borcu şuanda 900 milyon dolara inmiş durumda. Şubat ve Mayıs'ta yapacağımız iki taksitle birlikte borç defterini kapatmış olacağız.

AK Parti iktidarı mı borçlandı? Bizden önceki iktidarlar borçlandı. Ağırlıklı borçlanmayı MHP DSP ANAP iktidarları hükümetleri yaptı. O yolsuzlukların olduğu dönemler aldatmacayla yutturmacayla geçen dönemler artık kapandı. Şuanda gerek Ziraat Bankası Halk Bankası ki biliyorsunuz halka satış oldu ve dünyadaki krize rağmen ciddi bir satış gerçekleşti. 

Bu güzel gelişmelerin rekorların ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Aralık Ocak aylarında inşAllah böyle haberler almaya devam edeceğiz. Türkiye'yi büyütmeyi devam ettireceğiz.

ÖNEMLİ GÖRÜŞMELER

20 Kasım'da TBMM'deki son grup toplantısından beri ülke içinde ülke dışında önemli temaslar gerçekleştirdik. 21 - 22 Kasım'da D-8 için bir ziyarettte bulunduk. 24 Kasım'da İstanbuL'da Başbakanlık ofisimizde öğretmenleri ağırladık. Onlarla birlikte o günü değerlendirdik. 25 Kasım'da önemli açılışlar gerçekleştirdik.

18 bin metrekare alana sahip olan havalimanı inşaatı başladı. Bizim için önemli olan bin kişinin orada istihdam edilecek olması. Ayrıca bu Atatürk Havalimanı'nın yükünü de hafifletecektir. Bölgedeki turzimcimiz de esnafımız gelirlerini arttıracaktır.

Kütahya'nın Simav ilçesinde depremin ardından verdiğimiz sözlerin ardından tamamladığımız 115 kalem hizmetin açılışını gerçekleştirdik.

İki haftalık süreçte Türkiye'de önemli konukları ağırladık. Dün yine bir ziyaret gerçekleşti. Sayın Vladimir Putin ile İstanbul'da üst düzey iş birliği konseyinin üçüncü zirvesini gerçekleştirdik.

Putin'le birebir veya heyetler arası görüşmelerde bölgesel meseleleri ve bizim meselelerimizi değerlendirme şansımız oldu. 2011 itibariyle ticaret hacmimizin 30 milyar dolar civarında olduğu Rusya ile şuanda 35 milyar dolara ilerliyoruz. Önümüzdeki dönemlerde hedefimiz 100 milyar dolara ulaşmak.

Nükleer Enerji Santralimizi Rusya ile yapıyoruz. Buranın maliyeti 20 milyar dolar civarında. Bununla kalmıyor aynı zamanda gençlerimizi Rusya'ya gönderiyoruz. Bu gençlerimiz orada nükleer eğitimi alıyor. Bu gençlerimiz yarın artık bu santralde gerek inşaa sürecinde gerek sonrasında buralarda istihdam edilecek. Bunlar bizim için kazanım ve aynı zamanda Rusya ile ilişklilerimizde samimiyeti gösteriyor.

FİLİSTİN MESELESİ

29 Kasım tarihi FİlistiN'li kardeşlerimiz için büyük anlam ifade ediyor. 29 Kasım 1947'de BMGK'da Filistin topraklarını parçalayan İsrail'e bir devlet kurma yolunu açan parçalama yolu açılmıştı. 29 Kasım 1947'de BM Filistin topraklarının yüzde 43'ünü araplara verse de İsrail bu toprakları da işgal etti. Filistinlileri oradan uzaklaştırdı. 1977 yılının 29 Kasım'ında her yıl 29 Kasım Uluslararası Fİlistinlilerle Dayanışma günü olarak anlamlaştırıldı. Yine anlamlıdırki bu kez 29 Kasım 2012 Filistin tarihinde bir dönüm tarihi olarak tarihe geçti. BMGK'da Filistin'in BM'de gözlemci devlet statüsü oylandı ve 9 aleyhte 41 çekimser oya karşılık 138 oyla Filistin gözlemci devlet oldu.

Filistin Devlet Başkanı Abbas'ı aradım kendisini daha Genel Kurul'dayken aradım tebriklerimi ilettim. Sayın Abbas'ı bu gelişmeyi kutlamak için davet ettik. Ben bir kez de buıradan AK Parti Genel Merkezi'nden Filistin'deki ve Filistin dışındaki tüm kardeşlerimi tebrik ediyorum.

Filistin'in efsanevi şairi sürgünde hayata gözlerini yuman Mahmud Derviş anlamlı bir şiir yazmıştı. Kendisi görememiş olsa da 29 Kasım 2012'den itibaren Allah'ın inayetiyle bir Filistin yeniden tarih sahnesinde yerini aldı bir Filistin gene var.

Bu aşamadan sonra İsrail huzur bozucu eylemlerinden katliamlarından yeni yerleşim bölgeleri inşa etme programlarından vazgeçip görevini yerine getirmek zorundadır. İsrail bu aşamadan sonra sorumlu davranmak zorundadır.

Bu bölge artık eskisi gibi değildir. Bu bölgenin aktörleri idarecileri artık eskisi gibi değildir. Deyim yerindeyse bölge ülkelerine ve tüm dünyaya İsrail'in hukuksuz girişimleri dünyaya gına getirmiştir. Tüm bölge ülkeleri İsrail'in hukusuz yaklaşımları karşısında seslerini yükseltmiştir.

İsrail artık kandan ve gözyaşından beslenmeyi terketmek mecburiyetindedir. En başta kendi halkınıkandırmaktan kaçınmak zorundadır. İsrail bölgeye zarar veriyor. Barışa zarar veriyor ama İsrial dışına zarar verdiği kadar kendi içine halkına vatandaşına da büyük zarar veriyor. Fİlistin için başlayan sürecin İsrail içinde başlamasını temenni ediyoruz.

Filistinli kardeşlerime de çağrım var. Biz Filstinle bölünmüşlük görmek istemiyoruz. Bir parçalanmayı kabul etmiyoruz. Aslanifak görmek istemiyoruz. Kardeşin kardeşe husumetine çatışmasına şahit olmak istemiyoruz. Bunu tüm taraflara defalarca ifade ettim. Eğer Filistin'in gözlemci ülke olmasına tüm dünya seviniyorsa Fİlistinlilerinde bunu görüp aralarındaki kardeşliği daha da güçlendirmeleri gerektiğini bilmeleri gerekmektedir.

KILIÇDAROĞLU'NA GAZZE CEVABI

Suriye Filistin ve Gazze meselesiyle ilgili iç politikada ortaya konan tavra deyinmek durumundayım. Dışişleri Bakanım Gazze'ye gitti. Trajediyi bizzat yaşadı. O esnada biz Mısır ziyaretindeydik. Kahire'de Mısır'la bir yüksek düzeyli stratejik toplantı yaptık. 28 anlaşmaya imza attık. Bu arada İsrail'in Gazze'ye saldırısı başlamıştı. Bununda bir ateşkesle sonuçlandırılması için yoğun bir trafiğe girdik. Bu trafikte gerek Mursi'yle gerek Katar Emiriyle gerek Halid Meşal'le görüşmelerimiz oldu. Bütün derdimiz ateşkesin sağlanması ve kanın durmasıydı.

Bakanımız daha sonra o seyahate katıldılar ve Gazze'de Şifa Hastanesine giderek yararlılarla hastalarla görüşmek istedi. Oradaki hazin olayı anlattı. Bakanımızı orada bir odaya alıyorlar ve odada yeni gelmiş 3 şehidin cenazesi var. Biri 15 yaşında bir genç kız diğeri 75 yaşında bir yaşlı diğeri hala kanı akmakta olan bir genç. O sırada içeri genç kızın babası giriyor.

Kızın babası Dışişleri Bakanımızın boynuna sarılıyor ve orada bulunan herkes gözyaşı döküyor. O sırada CHP'nin genel başkanı çıkıp o fotoğraf yapmacık diyor. Densizlik burada kalmıyor ağlayacaksan bu ülkede binlerce şehit anası var onlara sarılıp ağlasaydın diyerek densizliğini arttırıyor.

Vicdansızlıkta CHP'nin genel başkanı İsrail'le yarışıyor. İsrail'li yetkililer CHP'nin genel başkanını arayıp bizim yapamadığımızı siz yapıyorsunuz diye arayıp tebrik ederlerse şaşırmayın. Böyle bir vicdansızlık olabilir mi? 

15 yaşında bir kız şehit edilmiş babası yeni görmüş. Bu manzarada kim ağlamadan durabilir? Böyle bir manzarayı Allah düşmanımıza bile yaşatmasın. Bunların kalbi o kadar kararmış ki ayrımcılık o kadar yer etmiş ki şehitleri Türkiye'li olarak ayıracak duruma gelmiştir.

CHP'nin başına gelmiş ama şehitliğin nasıl bir mertebe olduğunu anlamayacak kadar cahil. Bu genel başkan kendi tarihinden bile bi haber. Bazı isimler okuyacağım. Bu isimleri bizi izleyen milletimin bilmesini istiyorum. Bunu takip etmelerini istiyorum. Sizin Gazze'de ne işiniz var diyorlar ya bunu diyen herkesin bunları dinlemesini istiyorum.

Kendi şehitlerimizin listesinden isimler aktaracağızm.

21. Alaydan Er Abdülkadir Çanakkale'de şehit düştü. Suriye'Nin Şam-ı Şerif ilçesinden.

Teğmen Samet oğlu Hamit Efendi. İstiklal Savaşı'nda şehit düştü. Suriye'nin Hama ilçesinden.

77. Alaydan Er Hüseyin Cil Çanakkale'de şehit oldu. Halep vilayetinin İdlib ilçesinden.

57. Alaydan Er Mahmud Çanakkale'de şehit düştü. Kudüs vilayeti Yafa ilçesinden.

Er Hasan. Kafkas Muharebesinde şehit oldu. Kudüs vilayeti Gazzeli.

Niye Gazze'yle bu kadar ilgileniyoruz anlıyor musunuz? Bu çocuklar bizim ordumuzda savaştılar. Bizim sancağımız bayrağımız altında savaştılar. Yafa'lı Gazze'li çocuklar Anadolu'nun evlatlarıyla savaştı. Birlikte şehit düştü. Bizim topraklarımızda yatıyorlar.

Nasıl bizim tüm dünyada yatan şehitlerimiz varsa Edirne'den Kars'a kadar onların şehitleri var. Şehitleri ayırmak bırakın ırkçılığı onlarca şehide saygısızlıktır.

Fİlistin'le neden iligleniyorsunuz diyorlar. Gazze'li şehitlere niye ağlıyorsunuz diyorlar. Zahmet edip Çanakkale şehitliğine gidersen ejdadının orada neden bulunduğuyla ilgilenirsen birazcık anlarsın. Şehit Rıza'nın üstünü örtenler tabiki neden gözyaşı döktüğümüzü Gazze'ye ağladığımızı anlayamazlar.

Kendi ülkesinin Dışişleri Bkaanına küfürler eden bir genel başkan ülkemiz için çok büyük bir talihsizliktir. AK Parti Genel Merkezi'nden sesleniyorum. Suriyeli kardeşlerimizin dedeleri bizim topraklarımızda şehit düştüler. Onlar nasıl dedelrimizin kardeşiyse siz de bizim kardeşimizsiniz. Her şehit bizim hepimizin ortak şehididir.

Bir kez daha SUriye'nin mücadlesini Filistin'in mücadelesini desteklediğimizi ifade ediyorum.

KIYAFET SERBESTLİĞİ

Bunların vizyonu Edirne'den ötesine zaten ulaşamaz. Bunlar her zman küçük meselelere takılıp kaldı. Bunlar küçük meselelerin etrafında dönüp durmaktan başka bir şey yapamadılar. Tek tip kıyafetten çıkmaya da şimdi karşı çıkıyorlar. Laiklik elden gidiyor diyorlar.

Okullarda üniforma uygulamasının nerelere dayandığını bir sor. Bir kaç kitap karıştırırsan Hitler'i ve İsmet İnönü'yü göreceksin. 1945'te Faşizm çok ağır bir yenilgi aldı ama bizde Faşizm hiç kalkmadı.

2002'den beri biz faşizmin dayatmalarına son veriyoruz. Dayatmalara son verdik veiryoruz. Her uygulamayı vakti geldikçe kaldırıyoruz. Bırakın ilkokulu lise ve üniversitede bile tek tip kıyafeti savunmuş bir partidir. Bu bağnaz kafanın zihinlere hayatlara kazınmış halidir.

Dün ikna odalarında kızların kıyafetlerine müdahale edenler bugün kıyafet serbestliğine karışıyor. Çocuk parkta bahçede giydiği kyafetle okula gidebilecek. ZEnginlerin kıyafeti daha güzel olacak. Sanki tek tipte bu farklılık farkedilmiyor.

Bizler de o okullarda okuduk. Önlük hiç bir zaman gelir farklılığını örtmedi. Önlük bile giyse kumaşından ayakkabısından kırtasiye malzemelerinden kimin zengin olduğu oırtaya çıkıyordu. Biz buralardan geldik. Kİmi aldatıyorsunuz? Bir öğrencinin ayakkabısının altı delik deşik. Diğerinin ayda bir ayakkabısı değişiyor. Kimin ne olduğu zaten ortadaydı.

Bu uygulamayla veliler üzerinden büyük bir külfeti kaldırıyoruz. 1980'lerden beri konuşulup getirilemeyen bu konuyu hayata geçiriyoruz. Şimdiden tüm öğrencilerimize hayırlı olsun diyorum.

DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASI

Bu onuya değinirken dikkatleri çekmek istiyorum. Terör konusunda Kürt kardeşlerimizin sorunları konusundan hiç bir dolambaçlı söyleme müracaat etmedik. En başından Türkiye'nin bu meselesi karşısında samimiyetin diliyle milletimizin diliyle 75 milyonun diliyle konuştuk. Her zamanki gibi ben sadece milletimin diliyle sizlere ve aziz milletime sesleniyorum. 

Herkes etnik kafa zihniyetini bir kenara koysun. Açık net olsun. Biz birilerinin elinde silah var diye onların dilinden konuşamayız. Biz haklının ve hakkın diliyle konuşmak zorundayız. TBMM'yi dünyanın bir çok parlamentosundan ayıran bir özelliği var. TBMM Türkiye topaklarının işgal altında olduğu bir dönemde kurulmuş ve İstiklal Savaşı'nı sevk ve idare etmiştir. 

TBMM ülkemizin başına gelebilecek en büyük sonun çözümü için inşa edilmiştir. Her sorunun merciisi TBMM'dir. TBMM milleti temsil eden bir zemindir. 

AK parti olarak Meclis'i milli iradeyi Meclis'İn ve milletvekillerinin sorun çözmesini herşeyin üstünde gördük. Bu iradeyi hep biz güçlendirdik. Bunu yok etmeye yönelik her hareketi deşifre ettik. Kendisini Meclis'İn üstünde gören bir yapıyı değiştirdik. Cumhurbaşkanlığı seçiminde doğrudan millete gittik. On yıl boyunca yaptığımız her reformda milletin hassasiytetlerini gözettik.

Dokunulmazlık milletvekiline bir üstünlük bir ayrıcalık sağlamak üzere değil milletvekilini güçlendirmek milli iradeyi güçlendirmek amacıyla verilmiştir. Görevlerini yapmalarını sağlamak için vardır. Yasama engeli gereksiz konularla vekilleri engelleme çabasını engellemek için vardır.

Kürçülük sorununa karşı çözüm yerinin sadece Meclis olduğunu TBMM'de bunun çözülebileceğini söyledik. Çözümün bir aracısı olmaları için teşvik ettik. Reformun gerçekleştirilmesi için BDP'nin dahil olması gerektiğini kendilerine vurguladık. Bizim iyi niyetimize tüm çabalarımıza rağmen BDP çözümün parçası olmak yerine terörün bir parçası olmakta ısrarcı oldu.

Aziz milletime soruyorum. Elinizi vicdanınıza koyun. BDP bugüne kadar çözüm için kanın durması için gözyaşının durması için ne yapmıştır? Hangi adımı atmıştır? Hangi öneriyi getirmiştir? BDP gençlerin ölmesini ve öldürmesini engellemek adına hangi çabada olmuştur? BDP kendisini seçenlerin değil terör örgütünün iradesini temsil etmiştir.

BDP kürt meselesi adıyla ortaya bir başlık atmış ve bunu çözmek için değil bir Türk meselesi çıkarmak için öyle bir fitneyi alevlendirmek için tahrik içinde olmuştur. Biz etnik milliyetçiliği kbul etmiyoruz dedik. Biz TÜrk milliyetçiliğinin de kürt millyetçiliğinin de karşısındadyız dedik. 10 yılda her yerde her zaman söyledik. Nasıl davrandıklarını hepimiz görüyoruz. Terör örgütü çocukları ikna ederek değil kaçırarak dağa götürdü. Hala götürüyor. O çocuklar dağda birer ölüm makinesine dönüştürülüyor. O inlerde o mağaralarda o çocuklara neler yapıyorlar. Kızlar ne hale getiriliyor. Bunlar anlatılıyor.

Bütün bunların benim kürt kardeşlerim tarafından belirlenmesi lazım. Kimlerin arkasında nasıl durduklarını bilmeleri laızm. Bunlar karşısında BDP ne yaptı ne yapıyor? BDP bu kısır döngünün değirmenine su taşıdı su taşıyor. Dağa bizzat davet ediyorlar.

Gençlerin cenazeleri geldiğinde o gençlerin cenazeleri üzerinden istismar yapıyor. Bazen yürekli babalar çıkıp bunları kovuyor ama bazen de korkup başlarını öne eğiyorlar. BDP bu gençleri ölüme gönderdi yetmedi cenazeleri istismar ettiler. Bu cenazelerde en önde BDP'liler var. Güvenlik güçlerine hakareten şiddetten geri durmuyorlar. En son kameraların önünde eli kanlı teröristlerle sarılmak gibi bir densizlik sergilediler. Samimiyetin nereye ulaştığını gösterircesine.

Ben kürt kardeşime bunu göstermek istiyorum. Çözüme yönelik siyasi mücadeleye ilişkin en ufak bir işaret var mı? Siyaset yolu kapanmasın sonuna kadar katılıyorum. Hiç bir zmanda kapanmayacak. Ama BDP'nin siyasetle bir alakası var mı?

Biz her zaman parti kapatmaya karşı çıktık. Onlar neden parti kapatılmasına karşı çıkmadı. Oylamasya katılsalardı bugün parti kapatma söz konusu değildi. Bizim içimizden de iki üç kişi çıktı onlarla beraber hareket etti.

BDP'ye oy verenlere sesleniyorum. BDP'liler sizin haklarınızı mı savundular? MEclis'te bulunuyorlarsa önce terörü desteklemediklerini göstersinler. Yoksa terör örgütünün bir uzantısı olmalarını Meclis çatısı altında biz kabul etmiyoruz. Hem silahı öveceksin hem Meclis'te duracaksın hem dokunulmazlık zırhı altına gireceksin. Bu insanlık değildir. Dürüstlük değildir. 

Biz siyaset yolunun açık olmasını hep destekledik. Bizim bunu desteklediğimizi gördükçe BDP işin kolayına kaçmaya çalıştı. BDP'ye bugüne kadar kenbdilerine engin bir hoşgörü gösterildi. Bütün dosyaların altında bunlar var. Durmadan tehditler tehditler... Seçim yaklaşınca sandıkta tehditler. Bütün bunlar olacak bu memleket yol geçen hanı mı? Biz demokratik parlamenter sisteme inandıysak Türkiye'nin özgür bir ülke olduğuna inanıyorsak AK Parti iktidarı olarak bu konuda bu zemini bizim güçlendirmemiz gerekir.

Biz kalkıp hadi canım güzel yapıyorlar devam etsinler diyemeyiz. Meclis'ten böyle bir karar çıkarsa bu ülkenin ayrımcılığıdır. Biz bunun araştırmasını ypatık. İspanya'yı da İngiltere'yi de gördük. Yeri geldiğinde herkese haddini Parlamento diliyle bildiririz. Aksi takdirde yaptıkları yanlarına kar kalıyor. 

Birileri çıkmış 93-94'ten bahsediyor. Bugün sene 2012. Bugünün şartlarıyla o günün şartları aynı değil. Rahatlıkla istedikleri gibi at oynatlarına müsade edemeyiz. Bir parti başkanı nasıl silahlanın diyebilir? Bunlar bunun karşılığını ödemeyecekler mi? Sen milletvekili olmadan önce bunu söyleseydin ya? Şimdi söylüyorsun. Bunun rahatlığı içinde söylüyorsun. Milletvekilliği bununiçin bir zırh olamaz.

Biz bunu kabul edersek millet bizi affetmez. Allah da bizi affetmez!...

Bunların hiç bir zaman siyaset gibi bir derdi olmadı. Dokunulmazlık zırhı altında sokakları çatışma ortamına çevirerek siyaset olur mu? Ufacık çocukların eline ver molotofu etrafı yakıp yıksınlar. 7 yaşındaki çocuğu terörize eden bir anlayış demokrasiye inanmış olaiblir mi? Buna eyvAllah diyen bir anlayış bizimle bu yolda yürüyemez. 

Siyaset yolu tıkanmasın derken BDP'nin hukuku yasaları Anayasa'yı çiğneyen söylemlere ve eylemlere kusura bakmayın biz daha faazla seyirci kalamayız. 

BDP'nin yakın yada uzak gelecekte siyaseti bir çözüm metodu olarak göreceklerine inanan var mı? Şuanda onlar korku türbülansının içine girdiler. Onların iyi niyetli olanı bile artık buradan çıkamaz. Bu onlarla beraber aynı şekilde hareket etmeye mecburdur. İradelerini terör örgütüne kaptırmışlardır.

Bu ülke birhukuk devletidir. Gereken neyse o yapılır. Meclis gerekeni yapar. Siyasi parti yolunu mu seçtin? Hukuk neyi gösteriyor? Siyasi partiler kanunu neyi gösteriyor? Bunun dışında hareket edersen bedelini ödersin. 

Bizim partimiz yüzde 65 çoğunluğa sahipken kapatılmayla karşı karşıya kaldı. Bİz istesek meydanları dolduramaz mıydık? Dedik ki hak yerini bulacaktır. Biz bize ypaılanın doğru olduğuna zaten inanmıyoruz. saçma sapan bir iddianame koyulduğunu zaten gördük. Bİzim için bir yıl kayıp yıl oldu. Partimiz için değil ülkemiz için kayıp yıl oldu. Küresel girişimci kendisi için güvenli liman arıyor. Gittiğimiz her yerde ülkede güven istikrar var mı diyorlar. Bu tür spekülasyonlar bile girişimciiyi rahatsız ediyor.

Düşünün! Güneydoğuya niçin sermaye gitmiyor? Diyarbakır'ın sermayesi niçin orada yatırım yapmıyor? Bu korkudan! Bu yatırımı yaparsam ne zaman gelirler yakarlar diye yapamıyorlar. Yatırım yapmak için can atıyorlar. Biz orayı en önemli teşvik bölgesi olarak almamıza rağmen karşı çıkıyorlar. Bir iki yürekli çıkıyor ama daha fazla olması gerkeiyor.

Bir linç mantığıyla biz AK Parti olarak hareket etmeyiz. HUkuk devletinde kurallar bellidir. Biz işletilmeyen geciktirilen kuralların işlemesini sağlayacağız. Dokunulmazlık fezlekeleri önümüze geldiğinde millet adına kararımızı vereceğiz.

Bu konuları inşAllah sonraki oturumda etraflıca ele alacağız.

Kaynak: (İHA) - İhlas Haber Ajansı Editör: Gazete Pasinler
Etiketler: erdoğandan, dokunulmazlık, mesajı
Yorumlar
Haber Yazılımı