Haber Detayı
13 Kasım 2012 - Salı 16:45
 
Kılıçdaroğlu: Benim vicdanım yoruldu
Türkiye Haberi
Kılıçdaroğlu: Benim vicdanım yoruldu

(CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı patolojik hastaya benzeterek, son günlerde artan terör eylemlerinden dolayı bazı illerden tehlike sinyalleri geldiğini ve bunun sonucunun ağır olacağını söyledi.

 

Grup toplantısında partililere seslenen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, balıkçılar tarafından ağ hediye edildi. Balıkçıların kısa süre sorunlarını da dinleyen Kılıçdaroğlu, konuşmasına balıkçıların sorunlarını dile getirerek başladı. Balıkçıların kendisine sorunlarının olduğun ilettiğini ve çözülmesini istediklerini belirten Kılıçdaroğlu, siyaset kurumunun temel görevinin sorunları çözmek olduğunu ve siyaset kurumunun halkta gerekli güveni yaratmasının koşulunun sorunlara kilitlenmesi olduğunu söyledi.

Sorunları çözerken yasal kuralları, ahlaki değerleri ve toplumun memnuniyetinin ele alınması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, her sorunun kolay çözülen bir sorun olmadığını kaydetti.


Siyasetçinin görevinin zor olan sorunları çözmek olduğunu ve onu çözdüğünüz takdirde halkın gönlünde taht kurulacağını dile getiren Kılıçdaroğlu, “Bazen sorunlar vardır ve çözülmez. Bilinçli olarak çözülmez. Kilitlenir sorunlar. Ondan sonra bedelini halk öder. Siyaset kurumu sorunları çökerken demokrasiyi önce dikkate alması gerekir.

Özgürlükleri dikkate almak zorundadır. Hukukun üstünlüğünü dikkate almak zorundadır. İnsan haklarını dikkate almak zorundadır. Benim yurttaşım akşam evine alın teriyle kazandığı emek götürecekse bu soruyu sormak zorundayız. Siyaset kurumu böyledir. Siyasetçi sorunlara kilitlenen ve sağlık çözüm üreten kişi demektir. Bu kişi aynı zamanda devlet adamı kişiliğine sahip çıkacaktır. Günlük sıcak sorunların altında ezilen değil, sorunları önceden görüp çözüm üreten kişidir” diye konuştu.

Siyasetçilerin sorumlulukları görevleri olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, eğer siyasetin çözüm üretmenin dışına taşmışsa, çözüm üretemiyorsa, çözümün adresi olmaktan çıkmışsa, siyasetin ensturumanları birer birer devre dışı kalmışsa, siyaset kurumuna duyulan umutlar bitmişse, en hayati sorunlar bile tartışılmamışsa o ülkede sorunların çözülemeyeceğini ifade etti.

“ONU, ONA; BUNU, BUNA KIRDIRARAK SİYASET YAPILMAZ”

Türkiye’nin en hayati sorunlarının çözülemediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti

“30-35 yıldır bedel ödediğimiz, gencecik fidanlarımızı toprağa verdiğimiz sorun maalesef çözülemiyor. Bir taraftan şiddetten medet umanlar, diğer tarafta da şiddetin dilini, nefretin dilini kullanan siyasetçiler var. ‘Onu ona, bunu buna’ kırdırarak siyaset yapılmaz. Siyasetin dili toplumu kaynaştırmaktan geçmektedir. Toplumu bir arada nasıl tutabiliriz, tasada ve kıvançta bir toplum nasıl mutlu olabilir. Siyasetin dili böyle olmak zorundadır. Siyasetin dili şiddetin ve nefretin odağı olduysa sorunlar her zaman kendisini yeniler. İki gün önce 17 askerimizi toprağa verdik. 17 gencimizi, 17 fidanımızı… Analar o gençleri hangi amaçla gönderdiler. Hangi umutları vardı, hangi beklentileri vardı. Askere gidecek, gelecek. Evlendireceğim¸çocukları olacaktı. Beklentileri vardı, umutları vardı. Yaşlanınca bana bir tabak su, bir bardak çay verecekti. Gencecik çocuklarımızı toprağa verdik. 17 şehidimize Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına, dostlarına, akrabalarına ve bütün milletime sabır diliyorum. Metanet diliyorum.”

“BENİM VİCDANIM YORULDU”

“Neredeyse her gurup toplantısında başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Samimi söylüyorum benim vicdanım yoruldu” diyen Kılıçdaroğlu, bir toplumun bu kadar büyük acıları yaşamadığını söyledi. Topluma bu acıları yaşatmamak gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Bunun sorumlusu başka birisi değildir. Bunun sorumlusu bu ülkeyi yönetenlerdir. Herkesin bilmesi gereken şeyde budur. Bakınız, 17 gencimizi toprağa verdik. Neredeyse Türkiye’nin her ilçesinden, her beldesinden feryatlar yükseliyor. Adım gibi bir şeyden eminim, bu kavganın kazanını olmaz. Bu çatışmanın kazananı olmaz. Kardeş kanın kanının döküldüğü bir yerde kimse başarıya ulaşamaz. Yeni bir anlayışa ihtiyaç var. Yeni bir iklime ihtiyaç var. Yeni bir yönetime ihtiyaç var. Türkiye’yi kucaklayan bir dile ihtiyaç var. Hatasız bir ülkeye ihtiyaç var. Sorun şu, biz bu lanet çemberinden ne zaman ve nasıl kurtulacağız. Dostluğun, barışın egemen olduğu bir Türkiye’yi kurmak zorundayız. Kardeş kavgasının kazananı olmaz. Sadece bizim ülkemizle ilgili bir olay değil, tarihe baktığımız da Suriye’de, Irak’ta Afrika’da görüldü. İnsanlar ağır bedeller ödedi. O bedelin ödenmesinin karşılığında belki biraz demokrasi geldi, belki biraz özgürlükler geldi, ama; o ağır bedeller ödendi. Bakınız, Viranşehirler görürsünüz, viran ilçeler görürsünüz. Biz bu sorunu çözmek zorundayız” dedi.

“CİN ŞİŞEDEN ÇIKTI HÜKÜMETİN HABERİ YOK”

Şiddete bel bağlamadan sorunların çözülmesi gerektiğine vurgu yapan Kılıçdaroğlu, gençlere seslenerek, “Sakın ola ki; terör örgütünün tuzağına düşmeyiniz” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, “Bu ülke hepimize yeter. Bu ülkede barış içinde yaşaya biliriz. Kardeşçe, huzur içinde yaşabiliriz. İnsan sevgisi hepimizin yüreğindeki ortak payda olmak zorundadır. Biz bağımsızlığımızı beraber elde ettik. Beraber özgürlük mücadelesi verdik. Çok partili hayata beraber geçtik. Kavgasız, dövüşsüz huzur içerisinde yaşayacağımız bir Türkiye’yi beraber kurmak zorundayız. Bunun şunun için söylüyorum; geldiğimiz noktada bazı kentlerden bugüne kadar görmediğimiz adeta tehlike sinyalleri alıyoruz. Bir toplumsal çatışma süreci başlarsa bunun sorumlusu hükümettir. Buradan söylüyorum. Beylif laflar ediyoruz, ezeceğiz, kıracağız… Başka şeylerde söylüyoruz. Analar ağlamasın diyoruz. Ama bunlar yetmiyor. ‘Cin şişeden çıkmıştır.’ Hükümet hale cinin şişeden çıkmadığını sanıyor. Ne olduğunun farkında değil. Parlamento yeteri kadar bilgilendirilmiyor. Ne oluyor bu ülkede. Sorunu çözecek yer parlamentodur. Meşru zemindir. Milletin iradesi buradan tecelli ediyor. Barışı ve huzuru sağlayacak olan yer burasıdır. Bir yol haritası verdik. Yetmedi oturalım konuşalım dedik. İnsanlar konuşa konuşa anlaşırlar. Neden konuşmuyoruz. Neden birbirimizden nefret edeceğimiz bir süreci bu hükümet başlatıyor” diye konuştu.

“BU ANNENİN ÇEKTİĞİ ACININ HESABINI KİM VERECEK”

“Barış varken, savaş ve kavga neyimize” diyen Kılıçdaroğlu, 30 yıldır çözülmeyen bir sorun olduğunu ve Türkiye’nin çözüm üretemediğini söyledi. Terör sorununu 30 yıldır siyasetin çözemediğini kaydeden Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“AK Parti hükümeti kuşatıcı, herkesi kucaklayan bir çözüm üretemedi. Ortak aklı parlamentoda egemen kılamadı. Sorunumuz budur. Eğer, siz sağlıklı bir çözüm üretemezseniz, halkı kandırırsınız. Bedenili halk ödüyor. Bedelini anneler ödüyor. 17 şehidimizin cenaze törenine katıldık, bir şehidimizin çocuğu annesinin karnında. Bu annenin çektiği acıya hangi yürek dayana bilir. Bu annenin çektiği acının hesabını kim verebilir. Milleti kandırıyor. Aslansın, kaplansın diyoruz. Şu kadar şehidimiz var, şu kadar terörist öldürüldü. Olaya daha farklı bakmak zorundayız. İnsanı pencereden bakmak zorundayız. Elbetteki terörle mücadele edeceğiz, elbetteki teröre pabuç bırakmayacağız. Ama; terörü ayırmak zorundayız. Aksi halde teröre su taşımış olacağız. Devlet yönetmenin bir matematiği vardır. Devlet yönetmek kolay bir iş değil. Devlet yöneten kişilerin sorumlulukları vardır. Devleti yöneten kişinin hesap kitap işini bilen kişi olması gerekir. Hop kalkalım, hop oturalım. Böyle devlet yönetilmez. Böyle devlette olmaz” dedi.

“ÜLKENİN BU HALE GELMESİNDEKİ SORUMLU BAŞBAKANDIR”

Devletin her ne fahasına olursa olsun diyemeyeceğini, böyle bir şeyin maliyetinin ağır olacağını belirten Kılıçdaroğlu, devletin bu yapı içerisinde olamayacağını vurguladı. Devletin kan davası güdemeyeceğini ve devletin intikamcı olmayacağını kaydeden Kılıçdaroğlu, “Devlet demek, soğuk, buz gibi akıl demektir” dedi. Devletin sosyal bir kurum olduğun ifade eden Kılıçdaroğlu, devleti yönetenlerin kin ve nefret tohumları ektiğinde barışı ve huzurun sağlanamayacağını söyledi. 30 yıldır çözülemeyen bir sorun olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, AK Parti hükümetinin 2002 yılında terörü sıfır noktasında aldığını ileri sürerek, terörün gelinen noktada artışına dikkat çekti. Ülkeyi bu hale getirenlerin sorumluluğu olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Bütün milletin bilmesini isterim. Ülkeyi kim bu hale getirdiyse, çıksın ortaya diyorsanız, size ortaya çıkacak kişi söylüyorum; o kişi Recep Tayyip Erdoğan’dır. Sorarsanız ona kendisinin hiçbir suçu yok” diye konuştu.

“ERDOĞAN, PATALOJİK BİR VAKADIR”

Asıl sorumlunun Başbakan Erdoğan olduğunu ve bütün şehitlerin kanlarının Başbakan Erdoğan’ın yakasında olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın bunu unutmamasını istediğini kaydetti. Terörü önlemesi için CHP’nin iktidar olması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, CHP’nin bu sorunu çözeceğini iddia etti. “Recep Tayyip Erdoğan, her şeyin sana ihtiyacı olan sen aynaya nasıl bakabiliyorsun” diyen Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Nasıl uyku uyuya biliyorsun. O analar gencecik çocuklarını kaybedip ağlarken, umutsuzluğa gömülürken, sen çocuğunu nasıl sevebiliyor. Memleketin dört bir yanın feryat figan sesler yükseliyor, Recep Tayyip Erdoğan Rize’de 60-70 yıl önce anasının babasının nasıl yoksul olduğunu anlatıyor ve bununla kendi vicdanını tatmin etmeye çalışıyor. İnsanda biraz ahlat ve vicdan olur. 17 fidanımız, 17 çocuğumuz daha toprağa bile yatırılmadı. Bu bir patolojik bir vakadır. Patolojik vakanın ne olduğunu biliyorsunuzdur. Samimi söylüyorum. Sıradan bir insan olsaydı hekime teslim ederdik zaten sorunumuz kalmazdı. Ama patolojik vakanın kendisi Başbakandır. Hangi doktora göstereceğiz. Tek umudu var Recep Tayyip Erdoğan’ı millete teslim etmek. Hesabını millet sorsun.” 

Kaynak: (İHA) - İhlas Haber Ajansı Editör: Gazete Pasinler
Etiketler: kılıçdaroğlu, benim, vicdanım, yoruldu
Yorumlar
Haber Yazılımı