Yazı Detayı
12 Eylül 2013 - Perşembe 08:32
 
Ortadoğululaşmayı Özlediği ve 12 Eylül Öncesini Heves Edip İçine Közlediği İçin Ortası Mortası Mağaraya Dönen ve Hep Aynı Kenarı Kullanan Üniversite-i Ortadoğu!..
Ali Osman ENGİN
 
 

 

                Çok değerli dostlar ve sevgili kardeşlerim, tam böyle etrafımızda olup bitenlere odaklaşarak yeniden şekillendirilmeye çalışılan yeni dünya düzeni ile ilgili diyeceklerimizin olduğunu vurgulamaya çalışırken, geçmişte söylenen yalanların günümüzde artık sahiplerini geşmer ettiği gibi açığa çıkmasıyla anlaşıldığı üzere; 12 Eylül öncesinin beyinleri çürütülerek ipotek altına alınmış örümcek kafalıları, yeniden sahnelenmek istenen modası çoktan geçmiş oyunlara figüranlık yapmaya çalışıyorlar. Her nedense çok demokratik ve katılımcı söylemlerle ortaya çıkıp, güya bir ağacın ve kaldırım taşlarının haklarını bile korumak için ortalığı, ortalarına takılan fişlerle enerji alıp velveleye verenler, kendi hükümranlık alanları saydıkları devletin ve milletin üniversitelerinde, kendilerine ALLAH korusun benzemeyenleri  yanlarında görmeye bile tahammüllerinin olmadığı anlaşılıyor. Kılık ve kıyafetleri en azından kendi inanç ve değerlerine uygun olduğunu dillendirenlerin kafalarının içindekini herkes gibi bizde bilemeyiz. Ancak eğer birisi kendisini giyim ve kuşamı üzerinden tanımlıyorsa ona da diyecek bir şeyimiz olamaz. Öyle anlaşılıyor ki, onlara dayanamayan içi boş kafalılar ortaya koydukları insana özgü olmayan tepkileriyle o baş örtüsü denilen ve kullananı için oldukça anlamlı kıyafeti boşluklarını doldurmak için kafalarının içine kadar takmışlardır. Halbuki onu kullananlar sadece kafalarının dışına takmışlardır. Sanıyorum biyolojik ve fizyolojik amaç; dışarıdan gelebilecek rahatsız edici etkileri önlemek olsa gerek. Diğerleri bu örtüyü kafalarının içerisine takarak beyinlerine giydirdikleri için her tarafta gözleri ona takılmakta ve onunla yatıp onunla kalkmaktadırlar. Bu edepsiz ve düstursuz yatış ve kalkışlardan anası – babası belli olmayan çarpık fikir veletleri doğurulmaya devam ettiği anlaşılıyor.

 

Başkalarına demokrasi dersi vermeye çalışan bu zavallıların; kendilerine ait olmadıkları, post modern anlayışın doğurduğu gösteri toplumlarına yakışan gösterişçiler oldukları söylenebilir. Asıl gerçeklerden sahte kurgularla doğurulmuş olan sahte gerçekliklere yönelerek sahteleşen birtakım Ortanın Doğuluları; inandıkları felsefenin kendilerini paranın insanları sahteleştirdiği gibi sahteleştirdiğinin farkında değillerdir. Çünkü Franklin’ in dediği gibi; “nasıl ki insanlar paranın sahtesini yaparsa, para da insanın sahtesini üretir” düşüncesi post modern anlayışa ışık tutmaktadır. Ortadoğu Üniversitesinin geçmişten gelen bir imajı vardır. O zamanlar bu Üniversitenin çok önemli bir bilim merkezi olduğu düşünsel imajının bugün gerçekleşen eylemler cihetinde çok sanal ve temelsiz olduğu anlaşılıyor. Bilimde durağanlık olmadığı gibi, bilimsel yöntemler kullanılarak üretilmeyen ideolojilere endekslenme de olamaz. Görüldüğü gibi Orta Doğu Üniversitesinde öğrenci nezdinde bilim, kendisini karartan karanlık ideolojilere takılmış ve yedeğe düşmüştür. Herhalde artık orada bilimin, ideolojilerin arka bahçelerin yedeklenmiş istepmeleri olduğu söylenebilir.

 

Bu imaj biraz önce vurgulamaya çalıştığım gibi, o dönemlerin “imaj-maker” ları tarafından kendisine verilen gösteriş imajı üzerine oturtulmuştur. Bu yapı, olası gerçekliklerden suni tohumlamalar yoluyla ve kiralık anne rahimlerinden doğurtulmuş sahte gerçekliklerden oluşmuştur. Bu imajlarla ortalıkta, sokaklarda ve meydanlarda her türlü kılık ve kıyafetlerle ve hatta anadan üryan dolaşanlar, sadece inandıkları gibi veya  kendi oluşturdukları modern ve post-modern kıyafetleriyle hayatlarını sürdüren üniversite öğrencilerine asla tahammül edememektedirler. Çünkü kendilerini modern sayarak adeta kedinin kendi kuyruğunu kovalaması gibi, asıllarından haberleri bile olmadıkları sahte imajlarını kovalamaya devam ediyorlar. Kendi açtıkları sahte imaj stantları karşısında, asıl gerçekliklerin; bütün insanlığın çoğunluğunun kabul ettiği ve doğruya daha yakın değerlerden oluşan gerçek imajlarını görünce; felekleri şaşmakta ve sahte gösteriş argümanlarıyla,   ana ve sürekli kendi doğallığı içerisinde kendisini yenileyen temel gerçekliklere mantık ve zihin standartları devre dışı bırakılarak saldırmaktan başka çareleri kalmamaktadır.  

 

Bu asılları kaybolmuş ve sürekli gölgeler oyununu oynayan, hangi somut objelerin gölgeleri olduklarını kendileri de bilmeyen, kafalarındaki Ortadoğu’nun yıllanmış karanlık dehlizlerinde birbirleriyle her türlü hemhal olan, sadece bedenlerine fizyolojik olarak haz veren etkileşimlerle yaşamlarını şekillendiren, böylece  de sadece kendi kendilerine aidiyet duygusunu geliştiren ve gerçekte tam olarak sosyalleşemeyen gençler, Batı emperyalizmine de karşı olduklarını ve öylece kaldıklarını sanmaktadırlar. Halbuki  doğunun ortası merkezli ve menşeli gençlere sunulan ideoloji gölgelerinin asılları batı menşelidir ve ülkemizdeki sol anlayışın bir türlü kendisini kabul ettirememesinin temelinde de bu açmaz bulunmaktadır. Bu anlayış işte bu yüzden kendisini yenileyememiş ve halkın giderek adım adım gerisine düşürülmüştür. Bu görüş sol ideolojinin kendi okur ve yazarları tarafından da özeklikle Ortadoğu Üniversitesi ekseninde tartışılmaktadır. Protesto edilen ve neredeyse fiziki şiddet kullanılmaya çalışılan başörtülü üniversite öğrencileri ise, bir ölçüde kendilerini modernleştirmiş ve yenileyebilmişlerdir. Çünkü kendilerini işte o geliştirdikleri ve kendilerince modernleştirdikleri kılık kıyafet değerleriyle   ile ifade etmektedirler. Yaşananlar, genç üniversiteli kızlarımıza ancak patolojik problemleri olanların, yaptıklarından haberleri olmadığı imajıyla yapabilecekleri densizliklerdir. Vurgulamaya çalıştığım gibi, ülkemizde sol ideolojinin, bir yerde dinsizlik ve inançsızlık anlamına geldiği gibi bir imaj da aynı şekilde doğurtulmuş bir gerçekliktir.

 

Ancak halâ görüldüğü gibi, benzer zırvalıklar yapılabilmektedir. Eğer burada bir provokasyon  ve toplumsal düzenle alâkalı bir yıkıcı çatışma ortamı hazırlanması düşüncesi yoksa, yapılanlar sadece tımarhane kaçkınlarının yapabileceği bir davranıştır. Ben diğer öğrencilerimizin bu oyuna gelmeyeceklerini ve kendilerini fizikî bir çatışmaya taraf etmeyeceklerine inanıyorum. Hatta onların  kendilerine et ve kan kokusu almışçasına saldıranlarla beklide  bu şekilde daha da yakınlaşarak, onların açmaz ve psikolojik temelli sorunlarını da en azından ikna yöntemleriyle terapi edeceklerdir. Onlar zulmetse de yine ilahi adalet ve o cihette kader adalet edecektir. İşte o zaman onlara da kendilerine çeki düzen verme fırsatları yaratılmış olacaktır. Üniversite yönetiminin de elbette ki varsa hatası kesinlikle araştırılarak yeni sorunlara kapı aralanmadan gereken tedbirlerin alınması sağlanmak zorundadır. Belki de bu olay, çok daha farklı yöntemlerle ele alınmalıdır. Çünkü tepki gösterenler, karşılarına aldıkları grubu ancak bu kadar halk nezdinde kabul edilip benimsenir hale getirebilirler. Hiçbir maddi harcama ve reklâm faaliyeti bunu başaramaz. Öyleyse bu tepkilerin biraz da bu bakış açısıyla incelenmesi gerekir. Sanki oluşturulmak istenen etkinin önceden hazırlanmış karşı tarafları gibiler. Eğer hedeflenmiş bir beklenti varsa, olduğu gibi en önce bunların ortada olması gerekir. Aziz dostlar ne bileyim aklıma her şey geliyor. Hatta bazılarını şimdilik dillendiremiyorum. Yaşanan olayda kurbanları koruyacak ve zorbaların zorbalıklarını bertaraf edecek özel güvenlik görevlileri pek gözükmemiştir. Sanki daha geniş ölçekli öğrenci olaylarını düşünürsek, derin bir güvenlik zaafiyetinin yaşanacağı açıktır. Burada tahammülsüz öğrenciler üzerinde psikolojik ve sosyolojik araştırmalar yapılmalı ve onları kendileri gibi yaşayıp davranmayanlara karşı gösterdikleri tahammülsüzlüğün geçmişe dönük sebepleri belirlenmelidir. Bence o öğrencilere ve onların ailelerine yapılabilecek en önemli yardım bu olacaktır. Çünkü o öğrenilmiş çaresizlikler içerisinde boğulan bu öğrencilerin kendi aileleriyle de toplumsal değerler boyutuyla kabul ve ret alanları açısından çok önemli sorunlar yaşadıkları söylenebilir. Yaptıkları yansıtma davranışları bunu işaret etmektedir. Bilindiği gibi insanlar, kendilerini sınırlandırdıkları genel ve özel duyuşsal değer ve normlara uyum ölçülerinde mutlu olmayı başarırlar. Sınırların yok olması, mutsuzluğa giden kapıları aralamaktadır. İşte bu bakış açısıyla ve her ne kadar bunların zorba olduklarını söylesek de, aslında bunlar sonuç itibariyle çaresiz kurbanlardır. Bu felsefeyle sınırsızlıkları temelinde ömür boyu mutsuz ve huzursuz olacaklardır. Kendi ailelerinden ve çevrelerinden dışlanan bu zevat, dışlayıcı rolüne soyunmuşlardır. Ne diyelim İnşallah üstlerini başlarını giyerler de kafalarının içi gibi bir yerlerini de üşütmezler ve kafalarının içine taktıkları gibi vücutlarının üşüyecek diğer yerlerine de aynı örtüleri sarıp sarmalamak zorunda kalmazlar.

 

Diğer yandan, üniversitelerimizde bir güvenlik sorununun yaşanma ihtimalinin olabileceği gerçekliği göz ardı edilmemelidir.  Özel yetiştirilecek donanımlı emniyet mensubu ve mümkünse eğitim seviyeleri yüksek  emniyet mensuplarından oluşan ekiplerin mutlaka herkes gibi üniversitelerde bulunmaları yadırganacak bir durum yaratmayacaktır ve aksine bir güven ortamının tahsisine katkı sağlayacaktır. Çünkü yaşanma ihtimali olan toplumsal olaylar, önlemsel modellerle ortaya çıkmadan önlenmelidir. Herhangi bir olayın ortaya çıktıktan sonra önlenmeye çalışılması, çok önemli eğitim ve öğretim kayıplarına neden olmaktadır. Üniversitelerde istihdam edilen özel güvenlik görevlilerinin bu durumlarda yetersiz ve hatta yanlı olabilecekleri göz ardı edilmeden, güvenlik güçlerinin de bence üniversitelere girerek önlemsel kitlesel yöntemlerle birlik ve beraberliği bozan kalkışmalar önlenmelidi r. Belki de bu tutum ve davranışlar, birilerinin yoklamaları da olabilir. Herkes ve her kesim uyanık ve duyarlı olmak durumundadır.

 

Şu anda 2020 Olimpiyat oyunlarının İstanbul mu, Tokyomu ev sahibi olacağı ile ilgili final çekişmesi yaşanıyor. Ancak eğer bir olumsuzluk olur ise, bunun nedenlerinden birisinin de yine şu an  devam eden Ortadoğu Üniversiteli oldukları söylenen gençlerin adeta o komiteye mesaj niteliğinde olacak gösterileri ne yazık ki devam ediyor. Sanıyorum bu gösteriler ilerde yaşanacak olası bir olumsuzluk durumunda, bu bakış açısıyla da değerlendirilecek ve halkımızın bu merkezleri çok daha iyi tanımasını sağlayacaktır. 

Selam ve Sevgilerimle

 

 
Etiketler: Ortadoğululaşmayı, Özlediği, 12, Eylül, Öncesini, Heves, Edip, İçine, Közlediği,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
05 Eylül 2018
ULUSLARARASI İLİŞKİLER VE BEKA SORUNU!..
14 Ağustos 2018
AMERİKA’NIN PAPAZ KAÇTI OYUNU!..
08 Ağustos 2018
Amerika’nın Emperyalist Eylemlerinin Tehdit Seviyesine İnmesi!...
16 Temmuz 2018
15 TEMMUZU ANARAK UNUTMAMAK VE GEREĞİNİ YAPMAK
08 Temmuz 2018
CAN ÇEKİŞEN KRİPTO HAİNLERİNKUMPAS TUZAKLARI!..
31 Mayıs 2018
27 MAYIS VE ÜLKÜSÜ; TEK VATAN-TEK MİLLET-TEK BAYRAK-TEK DEVLET ADINA
25 Mayıs 2018
HEP AYNI YÖNTEM TEKNİK VE ARAÇ GEREÇLERELE GELECEĞİN DAHA İSTENDİK YAPILACAĞINI HAYAL ETMEK VE DÜŞÜNMEK OLS OLSA DELİLİK EMARESİ OLABİLİR!..
19 Mart 2018
ÇANAKKALE ÇANAĞINDAN BESLENMEK!..
05 Mart 2018
28 ŞUBAT POST MODERN DARBE GİRİŞİMİ
13 Şubat 2018
CUMHURİYET DÖNEMİ DARBELERİN TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE DOĞURDUĞU SONUÇLARDAN YOLA ÇIKILARAK SOSYOLOJİK BAKIŞ AÇISIYLA DEĞERLENDİRİLMESİ
25 Aralık 2017
KUDÜS Stratejisi Yeniden Dirilişin Milâdı Olacaktır
06 Aralık 2017
İRAN-AMERİKA VE TÜRKİYE
11 Kasım 2017
AMERİKA’NIN YENİ DÜNYA DÜZENİ VE PDY/PKK’YA BİÇİLEN YENİ ROL
20 Ekim 2017
KORSAN REFERANDUMLA MEŞGUL EDİLMEK İSTENEN TÜRKİYE İDLİB HAREKÂTIYLA RESTİNİ ÇEKTİ VE HAÇLI İTTİFAKININ KİRLİ EMELLERİNİ KURSAKLARINA GÖMDÜ!.. BİZLERE DÜŞEN CEPHE GERİSİNİ SAĞLAM TUTMAKTIR.
29 Eylül 2017
İHANET ATEŞİNDE AKLINI ISITANLAR KENDİ BEDENLERİNİN YANIŞINI SEYREDECEKLER!..
18 Ağustos 2017
İhanet Çeteleri ve Terör Yapılarıyla Beraber Kayıran ve Koruyanlara da Amasız, Fakatsız Dokunulmalıdır!..
17 Temmuz 2017
15 TEMMUZ ÜZERİNDEN 1 YIL GEÇTİ
26 Haziran 2017
DEVLETİ BAŞSIZ BIRAKMAYA NİYET EDENLER KUZGUNLARA LEŞ OLMAKTAN KURTULAMAYACAKLAR!..
18 Mart 2017
NEYE EVET NEYE HAYIR!..
20 Şubat 2017
ANAYASA VE BAŞKANLIK (HÜKÜMET) SİSTEMİ REFERANDUMUNDA EVETLE HAYIR YER DEĞİŞTİRİRSE!...
04 Şubat 2017
ANAYASA REFERANDUMU VE TÜRK EĞİTİM SEN GENEL BAŞKANININ SÖZLERİ!..
13 Aralık 2016
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ SINIRLARIMIZIN ÖTESİNİ DE KAPSAYAN BİR BÖLGE ÜNİVERSİTESİ OLMA YOLUNDA
24 Temmuz 2016
VATAN VE MİLLET DÜŞMANI HAİN DARBECİLERİN TÜM FARKLILIKLARI İÇİNE ALAN BÜYÜK TÜRK MİLLETİNDEN YEDİKLERİ İFLAH OLMAZ DARBELER!
06 Haziran 2016
YERELLEŞME GÖRÜNTÜLÜ ÇIKAR OYUNLARIYLA TERÖRE ALTYAPI OLUŞTURMA VE TÜRKSÜZ OSMANLICILIK OYUNLARI!
04 Şubat 2016
Sabancı Suikastının Faillerinin Vermek İstedikleri Mesajları Anlamak!..
11 Ocak 2016
NİZAMI ALEM ÜLKÜSÜNÜN ARADIĞI ŞAHSİYETİN KAPİTALİST SİSTEM İÇERİSİNDE GEÇİRDİĞİ BİREY OLMA BUHRANLARI!..
06 Aralık 2015
YAKIN ÇEVREMİZDE OLUP BİTENLER VE DÜŞÜRÜLEN RUS UÇAĞINA TAKILI MASKELERİN DÜŞÜŞÜ
15 Kasım 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
29 Ağustos 2015
Devlet sabrının sınırları ve terör örgütünün öfke kontrolsüzlüğü
04 Ağustos 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
21 Şubat 2015
ABD’de bir askeri okulda ders olarak anlatılan Horoz ve Tilki Hikayesi!
18 Ocak 2015
FRANSA’DA YAŞANAN KATLİAMIN ARKASINDA OLANLAR
10 Ocak 2015
CHARLIE HEBDO – KARİKATÜR – İNFAZ
25 Aralık 2014
TARAFLARIN KONTROL EDİLEMEYEN BEŞERİ ÖFKE ŞİDDET VE HİDDETLERİ ARASINDA KAYBEDİLEN İNCE AYRINTI OKUMALARI
11 Aralık 2014
SEÇİM BARAJI VE SEÇMEN İRADESİ
23 Mart 2014
GARİP BİR ŞEKİLDE DEĞİŞEN HASANKALE
17 Mart 2014
ÇANAKKALE NEDİR? NE DEĞİLDİR?
17 Şubat 2014
YENİ TOPLUMSAL DÜZEN VE YAPININ TEMEL DEĞİŞKENLERİ; DURAĞANLIK-KAOS-DÜZEN VE HAYIR VE ŞER İLİŞKİSİ
02 Şubat 2014
DEĞİŞMESİ İSTENEN SEÇİM YASASI NELERİ DEĞİŞTİRMELİDİR?
19 Ocak 2014
DİL KÜLTÜR SİYASET VE MEDYA İLİŞKİSİ KAPSAMINDA POST MODERN ANLAYIŞ
07 Ekim 2013
ALLAH KORUSUN ZIVANADAN ÇIKMAK ÜZEREYİZ!
29 Eylül 2013
BEKTAŞİLİK, MEVLEVÎLİK KÜLTÜRÜ, İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ VE TEYO FELSEFESİ
03 Eylül 2013
Hasan Kalenin Dünü ve Bu günü –Teyo Çözsün Kör düğümü!
15 Ağustos 2013
BİR BİLENİN PİR YANILDIĞI GİBİ ÇOK BİLENLER DE ÇOK YANILACAKLAR!..
18 Temmuz 2013
CENABI ALLAH GÖNDERDİĞİ EN SON DİNİNİN KORUYUCUSUDUR
08 Temmuz 2013
Dersanelerin Kapatılması veya Kapatılamaması!..
29 Haziran 2013
TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ PROJE OKUR YAZARLIĞI VE TEYO PEHLİVAN’IN ANAYASA YORUMU
24 Haziran 2013
GEZİ PARKI OLAYLARI İLE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDA GİDİP GELEN YANSIMA OKUMALARI!..
18 Haziran 2013
TANSİYON MUTLAKA DÜŞÜRÜLMELİ
04 Haziran 2013
AKİLLER VE ARİFLER
22 Nisan 2013
SOSYAL SERMAYENİN ERİMESİ VE TEYO PEHLİVANIN YERİNMESİ
25 Şubat 2013
Zamanın Ruhu Değişti ve Teyo İmdada Erişti!..
07 Şubat 2013
YAYI KIRILAN DADAŞ!...
07 Ocak 2013
ZEMHERİ AYAZINDA YANARAK MİLLETİNİN UFKUNU AYDINLATANLAR
30 Aralık 2012
İYİLİK
26 Kasım 2012
İTEN ARABI KARIŞAN MEZHEPLER ARASINDA ARAMAK!
16 Kasım 2012
TERÖR SORUNUNU KİM ÇÖZER, KİM ÇÖZEMEZ?
11 Kasım 2012
TBMM TEZKERESİNİN ANLAMI VE ANLAMSIZLAŞTIRILMASI
Haber Yazılımı