Yazı Detayı
11 Aralık 2014 - Perşembe 09:07
 
SEÇİM BARAJI VE SEÇMEN İRADESİ
Ali Osman ENGİN
 
 

Son günlerde bir seçim barajı gündemi yaratıldı ve devletin yargı erkiyle yasama ve yürütme erkleri arasında kaybet-kazan ilkesine dayalı kıyasıya bir mücadele yaşanmaya başladı. Anayasa Mahkemesi başkanı Sayın Haşim KILIÇ’ ın %10’luk seçim barajı ile ilgili olarak yapılan bireysel başvuruyu değerlendirmeye aldığı ve her hangi bir hak ihlali sonucuna varılırsa, otomatik olarak bu barajın yok sayılacağı gibi bir algı yaratıldı. Elbette ki Anayasa Mahkemeleri siyasi sonuç doğuracak davalara bakar. Ahmet’in tarlasına Mehmet’in koyunlarının girip zarara sebep olması ilgili ortaya çıkan sonuçlara bakmaz. Anayasa mahkemesinin bu konuda vereceği karardan dolayı kurumsal düzeyde ağır eleştirilere muhatap olması doğru değildir. Çünkü bu kurum, yasama ve yürütme erklerinin vermiş olduğu kararlara ve bu kararların siyasi sonuçlarıyla ilişkili durumlara bakar, millet lehine ve adına kararlar verir. Milletin lehine olacak kararların da herkesi memnun etmesi beklenir.

Anayasa mahkemesi başkanlığının böyle bir açıklama yapıp işlem yapmaya başlamasından sonra, yazılı ve görsel medyada her zaman yaptıkları gibi; rollerini iyi ezberleyip arzı endam eden ve ters yüz ettikleri asıl gerçekliklerden üretmeye çalıştıkları sanal ve asli gerçeklerle uzaktan yakından ilgisi olmayan naylon gerçeklikleri savunarak, yeni algılar yaratmaya çalışan, insanımızın hafızasını çürüten ve her varlık değerini ipotek altına alan kirli tasarım ve düşüncelerini adeta dışı albenilerle cilalanmış şarapnel parçası fikirlerini boğazlarında mide kaynaklı biriktirdikleri zehirli salya ve akıntılarla  ıslatıp halkımıza yutturmaya çalışan taşeronlar belli ki çok rahatsız olmuşlar. Bana göre eğer onlar rahatsız olmuşlarsa, sayın anayasa başkanı halkın yanında ve doğru yoldadır. Asla geri adım atmamalıdır, çelikten bir irade ortaya koymalıdır ve bu aziz millete temsilde katılımcılık, çoğulculuk, adalet ve  yönetimde toplumun her kesimine sorumluluk bilincini geliştiren gerçek istikrarın yakalanmasına zemin oluşturmalıdır. Tek parti iktidarları yönetimde monopolleşmekte ve zaman içerisinde “ben ne dersem doğrudur, eğer yanlış dersem o daha doğudur” mantığı doğal olarak gelişmekte, yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki güçler ayrılığı ilkesi elde edilen siyasi gücün gereği olarak ötelenebilmektedir. Bu durumun ortaya çıkmaması, toplumun her kesimini temsil kabiliyeti çok daha yüksek koalisyonların mümkün olabilmesine bağlıdır. Geçmişte yaşanan kötü örnekleri sürekli canlı tutarak seçmen arasında korku yaratanlar, koalisyon hükümetlerinin başarısız olmalarını sağlayan ana faktör ve değişkenleri saklayıp göz ardı eden laf cambazları, kendilerini deşifre edenler nezdinde çok zavallı hilkat garibeleri olduklarını fark edeceklerdir. Yada işledikleri bedeli ağır günahları, eğer azıcık varsa, vicdanlarını kemirip yiyecek ve düşürüldükleri azgın denizde kurtulmak için etraflarında daha önce kendilerinin yaptığı gibi arzı endam eden öldürücü zehirli yılanlara sarılacaklardır. Geçmiş dönemlerde bu yüce milleti arkadan vurmaya çalışan yapıların şu an itibariyle içerisine düştükleri cehennem ıstıraplarından kurtulmak için yine bu aziz millete sığındıkları ibretle izlenmektedir. Ben diyorum ki, bu millet bu ülke içerisinde ve dışında yaşayan bütün mazlumlara ve hatta ilerde mazlum olma ihtimalleri olan şimdinin zalimlerine de lazım olacaktır. Lütfen daha fazla oynamayın!..

Ne hikmetse, muhalefette olan siyasi partiler seçim barajının kaldırılmasını veya düşürülmesinin gereğini güçlü veya zayıf bir şekilde dillendirirken, iktidar partisi ise çok rahat bir şekilde bu barajın tamamen kaldırılmasını savunarak anayasa mahkemesine iş bırakmamayı düşünmüyor izlenimi yaratılmaktadır. Herhalde bu iradenin ortaya konulmasında en az zorlanması gereken, iktidar partisi olmalıdır. O zaman kendilerine kelepir fiyatına terk edilen meydanlarda, ana gerçekliklerden ürettikleri sanal gerçeklikleri millete yutturarak kabul ettirmeye çalışan, yazılı ve görsel medyada hizmet alım-satımı yapan taşeronlar, idealist felsefenin tanımıyla; gölgeler aleminin ölümlü varlıkları olduklarını anladıklarında çoktan ana üryan ve farşı malamat olarak göçüp gitmiş olacaklardır. Çünkü seçim barajı ortadan kalktığında, halkın iradesi engelsiz olarak sandığa yansıyacak, güncel olay ve olgularla ilgili yorum ve değerlendirmelerini doğrudan kendileri yapacaklardır. Şu an ülkede yaşanan ekonomik, sosyal, psikolojik ve kültürel sorunların temelinde, ne kadar azınlıkta olursa olsun, her bir seçmenin iradesine saygı adına, seçmen tercihlerinin sağlıklı olarak sandığa yansımasına engel olan seçim barajının kaldırılamamış olması yatmaktadır. Seçim barajı, açıkçası seçmen iradesine konulmuş bir ipotektir. Bunu savunmanın demokrasi ve insan haklarıyla uzaktan yakından ilişkisi olamaz. Ülke yönetimi, tek partiyle olabileceği gibi, bir koalisyonda birden fazla siyasi partinin bir araya geldiği koalisyonlar ile de olabilir. Hatta günümüzde çok partili veya paydaşlı koalisyonların da, kritik durumlarda karar mekanizmalarını ortak akıl ve irade çerçevesinde çok seri olarak çalıştırdığı, aynı hükümet içerisinde birbirlerini  ikaz edip uyararak, ortaya çıkma ihtimali olan yanlışları bertaraf edip, aşağı yukarı toplumun her kesiminin kabulünü alacak kararları daha titiz olarak aldıkları, mevcut örneklerden anlaşılmaktadır. Hem çok partili demokrasiden bahsedeceksiniz ve hem de siyasi partilerde seçmen iradesinin tecelli etmesini engelleyecek seçim barajlarını tahkim edeceksiniz. Bu büyük bir çelişkidir. Seçim barajlarından korkmayan ve demokratik yapı  gereği kaldırılmasını savunan siyasi yapıların halk nezdinde itibar kazanacağı gerçekliği yaşanan musibetlerden çıkarılacak dersler sonucunda anlaşılacaktır.

Seçim barajı, yaratılan korkulara bağlı olarak iktidarı elde eden siyasi partilere, sürekli bir iktidar ve kaybeden güya alternatif ve muhalif siyasi partilere de yine sürekli bir muhalefet görevi verir. Böyle bir durumda artık herkes yaşamını kolaylaştırmak ve beklentilerini öyle veya böyle karşılayabilmek için, iktidara daha yakın olma tutum ve davranışını gösterecektir. Çünkü kendi partilerinin iktidar veya iktidar paydaşı olabilme ihtimalleri tamamen ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla artık çok partili bir demokrasiden değil, git gide tek partili bir demokrasiden bahsedilmeye başlanacaktır. Muhalefetler de elde ettikleri sandalye sahiplerinin tahakkümü altına girerek sadece var olanlarla yetinip, kapılarını alttan gelecek yeni ve halk nezdinde yüksek değerler kazanmış çok daha kaliteli ve donanımlı adaylara köküne kadar kapatacaklardır. Siyasi partilerde mevcut seçilmişlerin en azından kendi seçim bölgelerinde kendilerine alternatif olabilecek çok daha yetenekli ve halka güven verebilen yeni adaylarla ilgili kesinlikle hiçbir çalışma yapmamaları bunun çok açık bir kanıtıdır. Böyle bir yapı oluşturmuş muhalefetlerin halkın tercihini değiştirecek tekamül adına değişim ve dönüşümü yakalamaları beklenmemelidir. Zaten öyle de olmaktadır. Artık tabi ki daha çok kendilerine samimi olarak oy veren seçmenleri açısından kaybetmeyi kader haline getiren muhalefet, kendi seçmeninin her zaman kendilerine sağladığı konforu her şart altında koruyabilmek için seçim barajlarına sarılarak yola devam demek isterler.

Evet sevgili dostlar, kurumsallaşan demokrasilerde sadece siyaset kurumu açısından değil, diğer toplumsal kurumlar açısından da benzer durumlar ortaya çıkmaktadır. Çünkü toplumu meydana getiren temel toplumsal kurumların birbirlerinden bağımsız olmaları ve birbirlerini etkilememeleri düşünülemez. Bir toplumsal kurumun ürettiği işlenmiş ve mamul madde, diğer toplumsal kurumların ve sistemlerin kullanacağı temel girdileri ve hammaddeleri oluşturur. Dolayısıyla sürekli bir alavere ve etkileşim söz konusudur. İlimizde demokrasi gereği sistemde olan her demokratik partinin seçimleri kazanma ve kaybetme ihtimalleri vardır. Hangisi kazanırsa kazansın kaybeden diğer siyasi partilerdir. Seçmenin demokratik temayüller çerçevesinde, kesinlikle tercihlerini çoğunluk olarak yönlendirdikleri siyasi parti ve onun adayı açısından kaybeden bir şehir değildir. Kayıp veya kazanç olduğu, seçilenlerin hizmet süreçleri sonunda yine halk tarafından değerlendirilecektir. 

Sistem kaybet-kazan ilkesine göre vaziyet almaya başlamıştır. İradesinin, aklının ve değerlerinin sesine kulak vererek her dönemin adamı olmayıp, ne pahasına olursa olsun, her dönemde adam gibi adam olanların ötelendiği, horlandığı ve sistemin dışına itilmeye çalışıldığı bir siyaset kurumunun gideceği yer ya musalla taşıdır, yada yoğun bakım odalarıdır.  Rabbim sonumuzu hayır eyleye, amin!..

Derin sevgi ve saygılarımla.

 
Etiketler: SEÇİM, BARAJI, SEÇMEN, İRADESİ
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
05 Eylül 2018
ULUSLARARASI İLİŞKİLER VE BEKA SORUNU!..
14 Ağustos 2018
AMERİKA’NIN PAPAZ KAÇTI OYUNU!..
08 Ağustos 2018
Amerika’nın Emperyalist Eylemlerinin Tehdit Seviyesine İnmesi!...
16 Temmuz 2018
15 TEMMUZU ANARAK UNUTMAMAK VE GEREĞİNİ YAPMAK
08 Temmuz 2018
CAN ÇEKİŞEN KRİPTO HAİNLERİNKUMPAS TUZAKLARI!..
31 Mayıs 2018
27 MAYIS VE ÜLKÜSÜ; TEK VATAN-TEK MİLLET-TEK BAYRAK-TEK DEVLET ADINA
25 Mayıs 2018
HEP AYNI YÖNTEM TEKNİK VE ARAÇ GEREÇLERELE GELECEĞİN DAHA İSTENDİK YAPILACAĞINI HAYAL ETMEK VE DÜŞÜNMEK OLS OLSA DELİLİK EMARESİ OLABİLİR!..
19 Mart 2018
ÇANAKKALE ÇANAĞINDAN BESLENMEK!..
05 Mart 2018
28 ŞUBAT POST MODERN DARBE GİRİŞİMİ
13 Şubat 2018
CUMHURİYET DÖNEMİ DARBELERİN TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE DOĞURDUĞU SONUÇLARDAN YOLA ÇIKILARAK SOSYOLOJİK BAKIŞ AÇISIYLA DEĞERLENDİRİLMESİ
25 Aralık 2017
KUDÜS Stratejisi Yeniden Dirilişin Milâdı Olacaktır
06 Aralık 2017
İRAN-AMERİKA VE TÜRKİYE
11 Kasım 2017
AMERİKA’NIN YENİ DÜNYA DÜZENİ VE PDY/PKK’YA BİÇİLEN YENİ ROL
20 Ekim 2017
KORSAN REFERANDUMLA MEŞGUL EDİLMEK İSTENEN TÜRKİYE İDLİB HAREKÂTIYLA RESTİNİ ÇEKTİ VE HAÇLI İTTİFAKININ KİRLİ EMELLERİNİ KURSAKLARINA GÖMDÜ!.. BİZLERE DÜŞEN CEPHE GERİSİNİ SAĞLAM TUTMAKTIR.
29 Eylül 2017
İHANET ATEŞİNDE AKLINI ISITANLAR KENDİ BEDENLERİNİN YANIŞINI SEYREDECEKLER!..
18 Ağustos 2017
İhanet Çeteleri ve Terör Yapılarıyla Beraber Kayıran ve Koruyanlara da Amasız, Fakatsız Dokunulmalıdır!..
17 Temmuz 2017
15 TEMMUZ ÜZERİNDEN 1 YIL GEÇTİ
26 Haziran 2017
DEVLETİ BAŞSIZ BIRAKMAYA NİYET EDENLER KUZGUNLARA LEŞ OLMAKTAN KURTULAMAYACAKLAR!..
18 Mart 2017
NEYE EVET NEYE HAYIR!..
20 Şubat 2017
ANAYASA VE BAŞKANLIK (HÜKÜMET) SİSTEMİ REFERANDUMUNDA EVETLE HAYIR YER DEĞİŞTİRİRSE!...
04 Şubat 2017
ANAYASA REFERANDUMU VE TÜRK EĞİTİM SEN GENEL BAŞKANININ SÖZLERİ!..
13 Aralık 2016
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ SINIRLARIMIZIN ÖTESİNİ DE KAPSAYAN BİR BÖLGE ÜNİVERSİTESİ OLMA YOLUNDA
24 Temmuz 2016
VATAN VE MİLLET DÜŞMANI HAİN DARBECİLERİN TÜM FARKLILIKLARI İÇİNE ALAN BÜYÜK TÜRK MİLLETİNDEN YEDİKLERİ İFLAH OLMAZ DARBELER!
06 Haziran 2016
YERELLEŞME GÖRÜNTÜLÜ ÇIKAR OYUNLARIYLA TERÖRE ALTYAPI OLUŞTURMA VE TÜRKSÜZ OSMANLICILIK OYUNLARI!
04 Şubat 2016
Sabancı Suikastının Faillerinin Vermek İstedikleri Mesajları Anlamak!..
11 Ocak 2016
NİZAMI ALEM ÜLKÜSÜNÜN ARADIĞI ŞAHSİYETİN KAPİTALİST SİSTEM İÇERİSİNDE GEÇİRDİĞİ BİREY OLMA BUHRANLARI!..
06 Aralık 2015
YAKIN ÇEVREMİZDE OLUP BİTENLER VE DÜŞÜRÜLEN RUS UÇAĞINA TAKILI MASKELERİN DÜŞÜŞÜ
15 Kasım 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
29 Ağustos 2015
Devlet sabrının sınırları ve terör örgütünün öfke kontrolsüzlüğü
04 Ağustos 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
21 Şubat 2015
ABD’de bir askeri okulda ders olarak anlatılan Horoz ve Tilki Hikayesi!
18 Ocak 2015
FRANSA’DA YAŞANAN KATLİAMIN ARKASINDA OLANLAR
10 Ocak 2015
CHARLIE HEBDO – KARİKATÜR – İNFAZ
25 Aralık 2014
TARAFLARIN KONTROL EDİLEMEYEN BEŞERİ ÖFKE ŞİDDET VE HİDDETLERİ ARASINDA KAYBEDİLEN İNCE AYRINTI OKUMALARI
23 Mart 2014
GARİP BİR ŞEKİLDE DEĞİŞEN HASANKALE
17 Mart 2014
ÇANAKKALE NEDİR? NE DEĞİLDİR?
17 Şubat 2014
YENİ TOPLUMSAL DÜZEN VE YAPININ TEMEL DEĞİŞKENLERİ; DURAĞANLIK-KAOS-DÜZEN VE HAYIR VE ŞER İLİŞKİSİ
02 Şubat 2014
DEĞİŞMESİ İSTENEN SEÇİM YASASI NELERİ DEĞİŞTİRMELİDİR?
19 Ocak 2014
DİL KÜLTÜR SİYASET VE MEDYA İLİŞKİSİ KAPSAMINDA POST MODERN ANLAYIŞ
07 Ekim 2013
ALLAH KORUSUN ZIVANADAN ÇIKMAK ÜZEREYİZ!
29 Eylül 2013
BEKTAŞİLİK, MEVLEVÎLİK KÜLTÜRÜ, İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ VE TEYO FELSEFESİ
12 Eylül 2013
Ortadoğululaşmayı Özlediği ve 12 Eylül Öncesini Heves Edip İçine Közlediği İçin Ortası Mortası Mağaraya Dönen ve Hep Aynı Kenarı Kullanan Üniversite-i Ortadoğu!..
03 Eylül 2013
Hasan Kalenin Dünü ve Bu günü –Teyo Çözsün Kör düğümü!
15 Ağustos 2013
BİR BİLENİN PİR YANILDIĞI GİBİ ÇOK BİLENLER DE ÇOK YANILACAKLAR!..
18 Temmuz 2013
CENABI ALLAH GÖNDERDİĞİ EN SON DİNİNİN KORUYUCUSUDUR
08 Temmuz 2013
Dersanelerin Kapatılması veya Kapatılamaması!..
29 Haziran 2013
TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ PROJE OKUR YAZARLIĞI VE TEYO PEHLİVAN’IN ANAYASA YORUMU
24 Haziran 2013
GEZİ PARKI OLAYLARI İLE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDA GİDİP GELEN YANSIMA OKUMALARI!..
18 Haziran 2013
TANSİYON MUTLAKA DÜŞÜRÜLMELİ
04 Haziran 2013
AKİLLER VE ARİFLER
22 Nisan 2013
SOSYAL SERMAYENİN ERİMESİ VE TEYO PEHLİVANIN YERİNMESİ
25 Şubat 2013
Zamanın Ruhu Değişti ve Teyo İmdada Erişti!..
07 Şubat 2013
YAYI KIRILAN DADAŞ!...
07 Ocak 2013
ZEMHERİ AYAZINDA YANARAK MİLLETİNİN UFKUNU AYDINLATANLAR
30 Aralık 2012
İYİLİK
26 Kasım 2012
İTEN ARABI KARIŞAN MEZHEPLER ARASINDA ARAMAK!
16 Kasım 2012
TERÖR SORUNUNU KİM ÇÖZER, KİM ÇÖZEMEZ?
11 Kasım 2012
TBMM TEZKERESİNİN ANLAMI VE ANLAMSIZLAŞTIRILMASI
Haber Yazılımı