Yazı Detayı
21 Şubat 2015 - Cumartesi 10:24
 
ABD’de bir askeri okulda ders olarak anlatılan Horoz ve Tilki Hikayesi!
Ali Osman ENGİN
 
 

“Dershanede hocayı beklerken ışıklar kapanmış ve bir çizgi film gösterilmeye başlanmış.

Filmin adı: "Küçük Tavuk"

Ekranda, bir kümes var. Kümeste bir çok tavuk ile genç ve küçük horozlar, ferikler, bir de kümesin yaşlı ve büyük horozu var.

Kümesin etrafında da bir tilki dolaşıyor.

Yaşlı ve büyük horoz, tilki içeri girmesin diye kümesin kapısını sıkı sıkıya kapatmış, tavukları dışarı bırakmıyor.

Tabii dışarı çıkamadıkları için doğru dürüst yemlenemeyen, beslenemeyen, zayıf düşen bir tavuk ailesi var.

Yaşlı ve büyük horoz ise, tedbir maksadıyla dışarı bırakmadığı tavuklara da ölmeyecek kadar mısır tanesi dağıtarak yaşamalarını bir çeşit sağlıyor.

Kümese giremeyen tilki de bu hususu çözmek için kümesin tellerinin üzerine küçük bir delik açarak, kümesin içindeki küçük ve genç bir horozla diyaloğa giriyor hatta ona biraz Mısır veriyor. Mısırı yiyen küçük ve genç her gün bu deliğin önüne geliyor ve tilkiden mısırını alıyor.

Bir süre sonra tilki küçük ve genç horoza tek başına yiyebileceğinden fazla mısır verince genç horoz hem kendisi yiyor hem de diğer tavuklara mısır dağıtıyor.

Böylece yavaş yavaş yaşlı ve büyük horozun kümesteki gücü ve Etkinliği de kırılmış oluyor. Hatta çevresinde ona itaat eden, onun sözünü dinleyen tavuklar her geçen gün azalıyor.

Iktidar ise tilkinin beslediği genç horoza doğru kayıyor, hem genç horoz güçlenip kuvvetleniyor hem de genç horoza biat eden diğer tavuk ve Kümes halkı beslenip, obez derecesine gelip irileşiyor.

Tilki ise nihayetinde kümesin o küçük deliğinden mısır vermeyi bırakıyor, mısırları kümesin önüne atıyor... İşte tam bu aşamada kümesin içindeki yaşlı horoz ve kalan üç beş taraftarıyla tilki yanlısı grup arasında büyük bir kavga başlıyor. Tecrübeli grup asla dışarı çıkılmamasını ve kapının önüne bırakılan mısırların yenilmemesini ısrarla istiyor. Lakin genç horoz ve grubu korkarak ta olsa kapının önüne boyunlarını uzatarak ve Çekerek Mısır'ı yemeye başlıyorlar. Bakıyorlar ki tilkiden bir saldırı ve zarar gelmiyor. Hatta tilki ortalıktan bile kaybolup gidiyor. Kümesteki genç lider ve Kümes ahalisinin tüm korkuları yok oluyor.

Nihayet bir gece tilki kümesin önündeki avluya mısır döküyor. Artık korkusuz olan tavuklar genç ve artık güçlü horozun öncülüğünde dışarı çıkıyor ve rahat rahat yemleniyorlar. Kümesteki her tavuk semiriyor. Tilki bir süre sonra gece kümesin kapısından kendi mağarasına kadar mısır tanelerini döküyor.

Sabah kümesten çıkan ve korkusuzca yemlenen tavuklar yemlene yemlene mağaraya kadar gidiyorlar. Sonra mağaraya giriyorlar. Onları içeride bekleyen tilki bütün kümes mağaraya girince mağaranın kapısını kapatıyor.”

Çizgi film burada bitmiş. Işıklar yanmış. Ve dersin hocası kürsüye çıkarak, “İşte Üçüncü Dünya ülkeleri böyle yönetilir” diyerek derse başlamış.

Gökten üç elma düşmüş... Peki kimin başına (Akıllı, Kapitalist, Sömürgecinin başına mı?)

Sorular:

1-Kümes NERESİ?,
2-Yaşlı horozlar KİMLER?
3-Genç horoz KİM, şu anda neler yapıyor?
4-En önemlisi tilki KİM?”(İş-net)

Evet, esas itibariyle geri kalmış 3. dünya ülkeleri; kendileri tarafından referans kaynağı olarak alınan sömürgeci ve tek tipleştirici batı  medeniyeti ve bu medeniyetin ortaya çıkardığı küresel güçler tarafından yönetilirken, sistemin ana hatları hep kaybedenler ve aynı şekilde sürekli kazananlar üzerine inşa edilir.

Bilindiği gibi, çok basit bir bireysel ve toplumsal refleks olarak genellikle daha güçlüden ve her durumda kazanandan yana tavır konulur, hep onun düşündükleri ve dedikleri doğrultusunda kararlar alınır. Tabiri caiz ise, artık onlara göre doğru olan; sebebi objektif değerlendirmelerle akıl edilmeden ve beklide sadece güdülenmişlik ve refleks olarak üzerine atlanan, kümesin etrafında dolaşan tilkinin çok kısa vadede mide dolduran telkin ve beklentileridir. Hiç bilinmez ki, tilkinin kendi inine doğru döşediği yemler, daha semizleşerek sofrada arzı endam edenlerin midelerini daha iyi doyurmak içindir.

Yaşanan acı tecrübeler sonucunda, kendilerine sunulan imkân ve fırsatların hiçte akıl ettikleri  gibi  olmadığı ve akıl edemedikleri gibi olduğu anlaşılıncaya kadar iş işten çoktan geçmiş olur. Çünkü tilkinin mağarasının kapıları da, bir daha açılamayacak şekilde kapanmış olacaktır. Artık geriye dönüş yoktur, öğrenilmiş ve kabul edilmiş çaresizlik halkası bire bir herkesin boynuna geçirilmiştir. Belki de tuzağa düşürülen zavallılara bırakılan seçenek; yola döşenen daneleri yiyerek  tüketilen çarelerden ümit tohumlarını bulmak ve onlar üzerinden düştükleri girdaptan olası çıkış çareleri üretmektir. Burada kolay yoktur ve zordan da öte zorlar vardır. En zor olanı da, üzerleri her an yeniden boyanıp cilalanan danelerin yenilmesiyle ortaya çıkan alışkanlıklardan kurtulmaktır.  Çünkü tam tilkinin mağarasının ortasında mısır daneleri bittiğinden, her zamanki gibi, artık yenilecek bir şey kalmayacak ve yemeye alışan zavallıların yiyecekleri tek şey; kendi öz değerleri olacaktır. Orası bir can pazarıdır ve her tavuk/herkes kendi canının derdine düşmüş olacaktır ve  yavaş  yavaş suyu ısıtılan kazanın içerisine düşen kurbağalar misali hiç gözünü kırpmadan kendi canını kurtarmak için en yakınındakini dahi hiç akıl etmeden/gözünü kırpmadan harıl harıl yanan ateşlere harcayacaklardır.

Kümesteki tavuklar gibi kendi sınırlarına hapsedilmiş, kişisel gelişimini tamamlayamamış bireylerden oluşan ve yığınlaşmış kalabalıklardan meydana gelen toplumlarda, elde edilecek kazanımların temelinde adaletin olmasını aramak, suyu kurumuş nehirde kürek çekmeye benzer. Olması gereken nehrin suyla buluşturulmasıdır. Ancak o zaman nehir içerisinde barındırdıkları ve üzerinde yol verdikleriyle kendisini ebediyen var edecektir. Bu varlık, tüm paydaşların kendi işlevsellikleri çerçevesinde var olmaları anlamına gelir. Aksi halde tilkinin mağarasına kadar giden darı yolları, yem yiyen tavuklarla dolup taşacaktır. Neresinden bakarsak bakalım, sistem böyle kurulmuş ve çalışmaya devam etmektedir.

Geçmişten günümüze kadar inşa edilerek tüm insanlığa hiç ayırt etmeden yüzyıllarca hizmet veren Osmanlı Türk – İslâm medeniyeti yine aynı güçler tarafından zayıflatılarak devre dışı bırakıldıktan sonra, gelişen “Batı Medeniyeti” kendisini hep kazanan ve diğerlerini de hep kaybedenler şeklinde konumlandırıyor. Aklı ve idrakleri zorlayacak şekilde ortaya çıkan bu yapı, sürekli kendisinin yapılandırdığı düşmanlarının kazananı olmaktadır. Amerika’nın yapılandırdığı; “El Kaide” , sonuçta Amerika’nın kaybedenlerindendir. Batı güçleri, hep kendi yapılandırdıkları unsurların kazananları olmuşlardır. Bunun esas adı; risk yaratarak o riskleri yeniden satın almaktır.

Kendilerini dünyanın sahibi ilan edenlerin en korktukları şey; günün birinde kaybeden konumuna düşerek yarattıkları kazanan ve güçlü olan algısının zaafa uğramasıdır. Onlar için de işte o noktadan geri dönmek ve eski konumu yakalamak oldukça zordur. Dolayısıyla onlar için gerekli olan, her geçen gün ilerde kendilerine karşı kaybedecek düşmanlar yaratılmasıdır. Onların amaçlarına hizmet etme noktasında dost veya düşman farkı yoktur. En yakın dost veya müttefiklerini bir anda düşman, en acımasız düşman ilan ettiklerini de en yakın dost ve müttefik sayabilirler. Günümüzün post modern Don Kişot’u  olan Rahmetli Teyo Pehlivanın felsefesinde de bu yapılanmayı görebiliriz. Onun imkânsızı mümkün kılan felsefesinde de, kendi kurguladığı hayal dünyasında bir problem yaratır ve sonunda Teyo pehlivana o problemi çözdürerek kendi konumunu güçlendirir veya kabul edilen gücünü devamlı korur.

Son dönemlerde ortaya çıkan IŞİD terör örgütüne de bu bakış açısıyla yaklaşılmalıdır. Bu coğrafyada Amerika; ortaya koyduğu tutum ve davranışlarıyla ötekileştirdiği İslâm dünyasını karalamak, olmadığı gibi kötü göstermek, kendi içerisinde birlik ve beraberlik ruhunu sabote etmek için sahte imajlarla yarattığı terörist kıyafetli temsilcilere her türlü teçhizat ve gösteriş desteği vermiştir. Zaten o bölgede bahsettiğim emperyal güçlerin onayı ve yine o güçlerin  belirledikleri zaman dilimleri çerçevesinde destekleri olmadan böyle bir yapının ortaya çıkması olası değildir. Bu yapıya yüklenen İslâm dünyasını kötü temsil rolü zemin bularak batı dünyasında geliştirilen İslâmofobi algısı yerleştirildikten sonra, ikinci perde açılmış ve artık yaratılan naylon düşman yok edilerek hiçbir durumda alt edilemeyen bir güç gösterisi yapılacaktır. Böylece İslâm dünyasında mızrağa yumruk çekilmez, Amerika’ya rağmen hiçbir şey olmaz, Amerika olmadan biz bir şey yapamayız tükenmişliği sendromu gelişmeye başlar. Şimdilik bu perde açılmış ve salon seyircilerle dolmaya başlamıştır. Hiç vakit geçirmeden kendi gerçeklerimizi resmeden milli oyunlarımızı yazmak ve kendi tiyatrolarımızda sahnelemek ve o seyirciyi oralardan almak zorundayız. 

 
Etiketler: ABD’de, bir, askeri, okulda, ders, olarak, anlatılan, Horoz, Tilki, Hikayesi
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Mart 2018
ÇANAKKALE ÇANAĞINDAN BESLENMEK!..
05 Mart 2018
28 ŞUBAT POST MODERN DARBE GİRİŞİMİ
13 Şubat 2018
CUMHURİYET DÖNEMİ DARBELERİN TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE DOĞURDUĞU SONUÇLARDAN YOLA ÇIKILARAK SOSYOLOJİK BAKIŞ AÇISIYLA DEĞERLENDİRİLMESİ
25 Aralık 2017
KUDÜS Stratejisi Yeniden Dirilişin Milâdı Olacaktır
06 Aralık 2017
İRAN-AMERİKA VE TÜRKİYE
11 Kasım 2017
AMERİKA’NIN YENİ DÜNYA DÜZENİ VE PDY/PKK’YA BİÇİLEN YENİ ROL
20 Ekim 2017
KORSAN REFERANDUMLA MEŞGUL EDİLMEK İSTENEN TÜRKİYE İDLİB HAREKÂTIYLA RESTİNİ ÇEKTİ VE HAÇLI İTTİFAKININ KİRLİ EMELLERİNİ KURSAKLARINA GÖMDÜ!.. BİZLERE DÜŞEN CEPHE GERİSİNİ SAĞLAM TUTMAKTIR.
29 Eylül 2017
İHANET ATEŞİNDE AKLINI ISITANLAR KENDİ BEDENLERİNİN YANIŞINI SEYREDECEKLER!..
18 Ağustos 2017
İhanet Çeteleri ve Terör Yapılarıyla Beraber Kayıran ve Koruyanlara da Amasız, Fakatsız Dokunulmalıdır!..
17 Temmuz 2017
15 TEMMUZ ÜZERİNDEN 1 YIL GEÇTİ
26 Haziran 2017
DEVLETİ BAŞSIZ BIRAKMAYA NİYET EDENLER KUZGUNLARA LEŞ OLMAKTAN KURTULAMAYACAKLAR!..
18 Mart 2017
NEYE EVET NEYE HAYIR!..
20 Şubat 2017
ANAYASA VE BAŞKANLIK (HÜKÜMET) SİSTEMİ REFERANDUMUNDA EVETLE HAYIR YER DEĞİŞTİRİRSE!...
04 Şubat 2017
ANAYASA REFERANDUMU VE TÜRK EĞİTİM SEN GENEL BAŞKANININ SÖZLERİ!..
13 Aralık 2016
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ SINIRLARIMIZIN ÖTESİNİ DE KAPSAYAN BİR BÖLGE ÜNİVERSİTESİ OLMA YOLUNDA
24 Temmuz 2016
VATAN VE MİLLET DÜŞMANI HAİN DARBECİLERİN TÜM FARKLILIKLARI İÇİNE ALAN BÜYÜK TÜRK MİLLETİNDEN YEDİKLERİ İFLAH OLMAZ DARBELER!
06 Haziran 2016
YERELLEŞME GÖRÜNTÜLÜ ÇIKAR OYUNLARIYLA TERÖRE ALTYAPI OLUŞTURMA VE TÜRKSÜZ OSMANLICILIK OYUNLARI!
04 Şubat 2016
Sabancı Suikastının Faillerinin Vermek İstedikleri Mesajları Anlamak!..
11 Ocak 2016
NİZAMI ALEM ÜLKÜSÜNÜN ARADIĞI ŞAHSİYETİN KAPİTALİST SİSTEM İÇERİSİNDE GEÇİRDİĞİ BİREY OLMA BUHRANLARI!..
06 Aralık 2015
YAKIN ÇEVREMİZDE OLUP BİTENLER VE DÜŞÜRÜLEN RUS UÇAĞINA TAKILI MASKELERİN DÜŞÜŞÜ
15 Kasım 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
29 Ağustos 2015
Devlet sabrının sınırları ve terör örgütünün öfke kontrolsüzlüğü
04 Ağustos 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
18 Ocak 2015
FRANSA’DA YAŞANAN KATLİAMIN ARKASINDA OLANLAR
10 Ocak 2015
CHARLIE HEBDO – KARİKATÜR – İNFAZ
25 Aralık 2014
TARAFLARIN KONTROL EDİLEMEYEN BEŞERİ ÖFKE ŞİDDET VE HİDDETLERİ ARASINDA KAYBEDİLEN İNCE AYRINTI OKUMALARI
11 Aralık 2014
SEÇİM BARAJI VE SEÇMEN İRADESİ
23 Mart 2014
GARİP BİR ŞEKİLDE DEĞİŞEN HASANKALE
17 Mart 2014
ÇANAKKALE NEDİR? NE DEĞİLDİR?
17 Şubat 2014
YENİ TOPLUMSAL DÜZEN VE YAPININ TEMEL DEĞİŞKENLERİ; DURAĞANLIK-KAOS-DÜZEN VE HAYIR VE ŞER İLİŞKİSİ
02 Şubat 2014
DEĞİŞMESİ İSTENEN SEÇİM YASASI NELERİ DEĞİŞTİRMELİDİR?
19 Ocak 2014
DİL KÜLTÜR SİYASET VE MEDYA İLİŞKİSİ KAPSAMINDA POST MODERN ANLAYIŞ
07 Ekim 2013
ALLAH KORUSUN ZIVANADAN ÇIKMAK ÜZEREYİZ!
29 Eylül 2013
BEKTAŞİLİK, MEVLEVÎLİK KÜLTÜRÜ, İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ VE TEYO FELSEFESİ
12 Eylül 2013
Ortadoğululaşmayı Özlediği ve 12 Eylül Öncesini Heves Edip İçine Közlediği İçin Ortası Mortası Mağaraya Dönen ve Hep Aynı Kenarı Kullanan Üniversite-i Ortadoğu!..
03 Eylül 2013
Hasan Kalenin Dünü ve Bu günü –Teyo Çözsün Kör düğümü!
15 Ağustos 2013
BİR BİLENİN PİR YANILDIĞI GİBİ ÇOK BİLENLER DE ÇOK YANILACAKLAR!..
18 Temmuz 2013
CENABI ALLAH GÖNDERDİĞİ EN SON DİNİNİN KORUYUCUSUDUR
08 Temmuz 2013
Dersanelerin Kapatılması veya Kapatılamaması!..
29 Haziran 2013
TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ PROJE OKUR YAZARLIĞI VE TEYO PEHLİVAN’IN ANAYASA YORUMU
24 Haziran 2013
GEZİ PARKI OLAYLARI İLE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDA GİDİP GELEN YANSIMA OKUMALARI!..
18 Haziran 2013
TANSİYON MUTLAKA DÜŞÜRÜLMELİ
04 Haziran 2013
AKİLLER VE ARİFLER
22 Nisan 2013
SOSYAL SERMAYENİN ERİMESİ VE TEYO PEHLİVANIN YERİNMESİ
25 Şubat 2013
Zamanın Ruhu Değişti ve Teyo İmdada Erişti!..
07 Şubat 2013
YAYI KIRILAN DADAŞ!...
07 Ocak 2013
ZEMHERİ AYAZINDA YANARAK MİLLETİNİN UFKUNU AYDINLATANLAR
30 Aralık 2012
İYİLİK
26 Kasım 2012
İTEN ARABI KARIŞAN MEZHEPLER ARASINDA ARAMAK!
16 Kasım 2012
TERÖR SORUNUNU KİM ÇÖZER, KİM ÇÖZEMEZ?
11 Kasım 2012
TBMM TEZKERESİNİN ANLAMI VE ANLAMSIZLAŞTIRILMASI
Haber Yazılımı