Yazı Detayı
10 Ağustos 2015 - Pazartesi 11:06
 
Bence her takımın başında bir Mircea Lucescu gerekli
Nurullah PALA
 
 
Türk Futbolu malum süreçten sonra yani 3 Temmuz şike sürecini atlatmanın ardından küçükte olsa bir kıpırdama özelliği gösterdi. Geçtiğimiz sezon UEFA Avrupa Ligi’nde Slaven Biliçli Beşiktaş, Çeyrek Finali görürken Trabzonspor ise epey bir mesafe kat etmişti. Yani ülke futboluna hatırı sayılır puanlar kazandırdı her iki kulübümüzde… 2015 yılında yurt içinde almadık kupa bırakmayan Galatasaray’ın Devler Ligi’nde ‘0’ çekmesi geçtiğimiz sezonun en acı ve dikkat çekici yanıydı.

Fenerhabçe’nin Avrupa Yasağı’nın kalkması ile birlikte Kulüp Başkanı Aziz Yıldırım’ın iştahı kabardı. Sonrasında transfer bombalarını patlatmaya başladı. Sonra Beşiktaş da modaya uydu, bombalar bir kere ardı ardına patlıyordu. Bir nebze olsun Trabzonspor, Galatasaray ve Antalyaspor’da transfer sezonunda çok hareketli günler ve saatler yaşandı.

Özellikle şike sürecinde aldığı Avrupa Kupalarına katılmama cezasının hırslandırdığı Fenerbahçe, Beşiktaş ile birlikte Türkiye’nin transfer döneminde başı çeken kulübü oldu. Avrupa’da başarıyı isteyen ve gözünü hırs bürüyen Aziz Yıldırım, Temmuz ve Ağustos’un kavurucu sıcağında, flaş transferleri ile kasırga estirdi. Görkemli imza törenleri, meşalelerle gece yarılarında havalimanlarında futbolcu karşılamalar falan, derken UEFA Avrupa Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme maçları gelip çattı. Mircea Lucescu’nun çalıştırdığı Shakhtar Donetsk ile eşleşti. Fenerbahçe yeni kurulmuş bir ekip olmasına rağmen, ilk maçta evinde gol yemeden rakibi ile 0-0 berabere kalarak Ukrayna’ya eşit şartlarda gitti. Çünkü Shakhtar’da geçtiğimiz sezondan bir çok as futbolcusunu kaybetmişti. Ama en azından Türk takımlarının da peşinden koştuğu hocası Lecuscu’yu elinden kaçırmamıştı. Şhakhtar Donetsk’in en büyük avantajı bence Lucescu’ydu. Türkiye’de Galatasaray ve Beşiktaş’ı şampiyon yapan Rumen hoca, tam 12 yıldır Ukrayna temsilcisinin başında ve ona ardık Ukraynalılar bir Arsene Wenger ile  Sir Alex Ferguson benzetmeleri yapılmaya başlandı. İşte o Lucescu’nun takımı Fenerbahçe’yi rahat bir şekilde geçip devler ligine adını yazdırdı. Fenerbahçe’nin flaş transferlerinin yer aldığı kadro oturmuş olsaydı, sonuç değişir miydi? Bilemem ama bir gerçek var ki, Fenerbahçe’nin devler ligi macerası başlamadan bitti. En azından şimdi önünde bir tane daha Avrupa hedefi var. O da UEFA Avrupa Ligi… Eğer Sarı-lacivertliler, Play-Off maçlarını geçerse UEFA Avrupa Ligi’nde gruplara kalacak. Eğer sürpriz olmazsa Fenerbahçe Yunan temsilcisi Atromitos’u geçip, kupa-2’de şansını arayacak.

Evet, bir sürpriz olmazsa dedik, hemen Trabzonspor aklımıza geldi. Fırtına maalesef bu sezonAvrupa’da esemedi. Fırtına Avrupa yolculuğunda erken havlu attı. Hem de adı sanı duyulmamış ve ismini dahil bir çok kişinin telaffuz etmekte güçlük çektiği bir ekibine mağlup olarak Avrupa macerasını sonlandırdı. Düşünün ki, artık günümüzde 1. Amatör Küme Futbol Takımının bütçesinden daha az bir bütçeye sahip Makedon Temsilcisi Rabotnicki, bir zamanlar Liverpool’u, İnter’i, Olympic Lyon’u  dize getirerek deviren Fırtına, topu topu 350 bin Euro’luk bir takıma elenerek, Avrupa defterini bu sezonluk kapattı. Evet  evet yanlış duymadınız ya da yanlış anlamadınız  Rabotnicki takımının yıllık toplam transfer maliyeti 350 bin Euro… Bizim ülkemizde milyonluk kramponları bırakın, amatör kümede bile artık Rabotnicki takımında top koşturan futbolculardan daha çok para kazanan amatör futbolcu var.
Ben şahsen Trabzonspor’un adını sanı duyulmamış bir takıma elenmesinin şokunu ve üzüntüsünü üzerimden atamazken, rakip takımın teknik patronu Igor Angelevski’nin maç sonrası TRT’den Barış Yurduseven’in sorusuna samimiyetle cevap vererek, bütçelerinin 350 bin Euro olmasını açıklaması ile iyice şok oldum. Türkiye’de kulüp yöneticileri  transfer döneminde milyonları har vurup harman savururken, elin 350 bin Euroluk takımı Rabotnicki’nin koskoca Trabzonspor’u elemesi zoruma gitti.
Evet!...Futbolda sürprizler var, sürpriz sonuçlara açık bir spor dalı olduğu için de milyonları peşinden sürüklemeyi başaran bir spor, ancak bu kadar sürprizlere de yer vermemek gerekir bazen…Yani düşünün ki, Avrupa kupalarında belki de alıp alamayacağı ilk ve tek galibiyeti Rabotnicki, Avrupa’da daha önce Fırtınalar estiren Trabzon’dan alıyor, var mı? daha bundan acı bir olay…

Evet!... Başakşehirspor’un da elenmesi ile şu anda Avrupa Arenası’nda üç Türk takımı kaldı. Galatasaray, Devler Ligi’nde mücadele edecek, Fenerbahçe ile Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde…Üç takımımız, Avrupa Kupaları’nda Mart ayını görür mü? Bilemeyiz, ama ortada bir gerçek var ki, çok para harcamak her zaman başarı getirmiyor. O paraları bilinçli değerlendirmek de lazım. İşte Lucescu, akılcı transferleri ile 12 yıldır Ukrayna’da çalışıyor.

Dünya’nın en iyi taktisyenlerinden biri olarak gösterilen Rumen hoca, belli ki, 70’inden sonra da Türk takımlarının gündeminde olmaya devam edecek. Çünkü Türkiye’de Fatih Terim, Mustafa Denizli, Şenol Güneş ve Hamza Hamzaoğlu’nu çıkarsak, her takımın başına bir Mircea Lucescu gerekli.
Kalın sağlıcakla…
 
Etiketler: Bence, her, takımın, başında, bir, Mircea, Lucescu, gerekli
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
26 Ağustos 2015
Dört başlı BB Erzurumspor…
24 Ağustos 2015
Dağ fare doğurdu
17 Ağustos 2015
Avrupalılar, Türkiye’yi Katar mı görüyor?
07 Ağustos 2015
Para ve siyaset şampiyon olmaya yeter mi?
16 Haziran 2015
Güzel şeyler de oluyor
28 Mayıs 2015
İşin başında sporu seven bir Rektör olunca…
20 Nisan 2015
Bir dakikalık coşku
13 Nisan 2015
Erzurum kendi göbeğini kendi kesecek
23 Mart 2015
Darısı Erzurumspor’un başına…
16 Mart 2015
Daha çok isteyen kazandı
09 Mart 2015
Kıskananlar çatlasın
02 Mart 2015
Sonuçta çok isteyen kazandı
19 Şubat 2015
Stadlar süs için yapılmıyor
30 Ocak 2015
Şampiyonluk taraftara bağlı
19 Ocak 2015
Hak eden BAL’lansın
05 Ocak 2015
Böyle hemşehri her takıma lazım!
15 Aralık 2014
FATİH’TEN HAYAT ÖPÜCÜĞÜ
11 Aralık 2014
Yeni bir beyaz sayfa açmak
28 Kasım 2014
ÇEKİRGE BİR SIÇRAR MİSALİ…
05 Kasım 2014
GALİPTİR, BU YOLDA MAĞLUP
25 Ekim 2014
BUYURUN BEYLER! MAÇA…
08 Ekim 2014
Türkiye’de güzel statlar yapılıyor ama…
24 Eylül 2014
Puanları bol keseden dağıtıyor
13 Eylül 2014
Yine bana hasret yine bana hüsran var
01 Eylül 2014
Murat Kosova’ya gecikmiş teşekkürümü sunarken
15 Ağustos 2014
Erken uyarı
02 Temmuz 2014
Hikmet hocaya Aslanlar gibi yakışır
12 Haziran 2014
Yine birilerini destekleyeceğiz
28 Mayıs 2014
Madenci çocuğu olmak
09 Mayıs 2014
Özakalın nezdinde herkesi kutluyorum
21 Nisan 2014
Kazım Karabekir’de Deniz esintisi
07 Nisan 2014
Bu stat ölüyü canlandırır
02 Nisan 2014
Yine Sakarya maçı, yine kar-tipi, boran…
22 Mart 2014
Nurulllah Pala Şov değil, Sow’un gözyaşları
11 Mart 2014
İyi, kötü, çirkin
06 Mart 2014
Play-off’u aklından bile geçirme
28 Şubat 2014
Delikanlıların düellosu
12 Şubat 2014
Evim, evim güzel evim
31 Ocak 2014
Umutlandık…
03 Ocak 2014
Futbol terörü hortladı
13 Aralık 2013
Üç günde 2 zafer
26 Kasım 2013
Aboneyim abone bir puana abone
16 Kasım 2013
İncedal’ın ordusu
31 Ekim 2013
Gol hovardaları
07 Ekim 2013
Dersim cezayı kesti
01 Ekim 2013
İncedal, rakibin fotoğrafını çekmişti
27 Eylül 2013
Ayağına gelen fırsatı tepti
11 Eylül 2013
İçimizdeki İrlandalılar
08 Eylül 2013
Bu takım iş yapar
Haber Yazılımı