Yazı Detayı
06 Aralık 2015 - Pazar 13:12
 
YAKIN ÇEVREMİZDE OLUP BİTENLER VE DÜŞÜRÜLEN RUS UÇAĞINA TAKILI MASKELERİN DÜŞÜŞÜ
Ali Osman ENGİN
 
 

Ülkemizde, artık akıl ve izan kodlarıyla açıklanması zor olan Rus yöneticilerin

kullandıkları psikolojik üstünlük arayışı ve yalan propagandalarının dümen

sularına kapılarak yüzmeye çalışanların takatları ve sevdaları sarpa sarmaya

başladı. Çünkü sonunda anlamaya başladılar ki, bu devletin sandıkları ve

kendileri gibi korku kültürüyle yetişmiş ve sadece görev verilip emir alma

formatında olan idareciler tarafından değil, bu yüce ve büyük devletin geçmişten

süzülerek gelen tarihsel bakış ve tarih bilinci güçlü kurumları ve yönetici devlet

adamları var. Bu devlet adamları Rus yöneticiler üzerinden dünyaya; “basmayı

düşündüğün ve hep hayal ettiğin yerleri kirletmekte olduğun yerler gibi

zannetme! Tanı! Eğer sen düşünmezsen sana düşündürürüm altındaki binlerce

kefensiz yatanı!.. Ben şehit oğluyum ne kadar istersen iste, ben incitmem,

incitemem altındaki atamı, babamı, dedemi. Bizim tutum ve davranışımızdan

incinenler ne gariptir ki toprağın altındakiler değil, üstünde gezinen

satılmışlardır. Öyle anlaşılıyor ki o zavallılar her geçen gün daha fazla üzülmeye

devam edeceklerdir. Çünkü ok yayından çıkmış ve hedefe ulaşmak üzeredir.

Hedef yakındır ve sınırları da beyinlerde kök salacak Turandır.

Sevgili dostlar, Rusya denildiği zaman, kendi aklı başında entellektülleri

tarafından da dillendirildiği gibi, 16-17 gibi rakamlarla ifade edilen çete grupları

tarafından yönetilen çok tehlikeli bir, şimdilik öyle sanıldığı gibi, içi fos küresel

bir güçtür. Çok güçlü bir dokunuşla yerinde yellerin eseceği bir hantallık

içerisindedir. Bu hantallığın en güzel görüntüsü kendi sınırları bulunmayan

coğrafyalara taşma durumudur. Bu taşkınlık, kendi makul sınır ve beden

çerçevesi dışına doğru gevşeyerek hantallaşma demektir. Bu şaşkın taşkınlık

tekrar esnekliğini koruyarak kendi sınırları etrafına ulaşamadan kat ettiği

mesafelere dolaşarak boğulacak ve çatır çatır sökülüp gidecektir. Rusya’nın

durumu hiçbir açıdan güvenilir ve sürdürülebilir değildir. En büyük ikinci

pazarını kaybetmek üzere politika geliştiren Rus yetkililerin kendi çete devlet

yapılarının kabadayılığına soyundukları anlaşılıyor. İçerisinde bulunduğumuz

küresel dünyada asıl gücün kabadayılık temelli savaş araçlarından oluşan akılsız

ve sert güç olmadığı anlaşılmıştır. Dünyanın geldiği noktada asıl gücün akıl

temelli yumuşak güç olduğu üzerinde durulmaktadır. Örneğin, canlıların

ağızlarını ve dillerini bir düşünelim. Ağız etrafında çene ve dişler kapsamında

klasik anlayışı yansıtan hep kesip parçalayıcı sert güç kaynakları vardır. Ancak

bu sertlikler arasında asıl yönetici ise tüm yumuşaklığıyla dil olmaktadır. Demek

ki dil bulunduğu kritik ortamdaki varlığını yumuşak bir akıl gücüne

dayandırmaktadır. Gerçekten burada da yönetici ve koordine edici akıldır.

Osmanlının yüzyıllar öncesinde bulunduğu ve oralardaki toplulukları yöneten

bir imparatorluk olarak o insanların bugün torunları tarafından da halâ aranır ve

beklenir olmasının arkasında işte o yumuşak ve akıl gücü bulunuyor. O

insanların aklına ve gönüllerine nüfuz edilmiştir. Ama Çar deli Petro’ nun

yönetici torunları gücü bomba yağdıran uçaklar ve ağızdan çıkan saldırgan

söylemler olarak görmektedirler. Öyle olmadığını zaman onlara da gösterecektir.

Rusya’yı yöneten Duma’da yaklaşık 40-45 milyar dolarlık bir servet dönmekte

ve Rusya’yı yönetenler de bu para üzerine oturuyorlar. Dolayısıyla içeriden ve

dışarıdan gelen mesajların odağında bunlar vardır. Burada şekillenen

politikaların büyük devlet olmakla ve küresel ölçekli tepkilerle ilişkisi olamaz ve

zaten de öyledir. Gerçekte devlet aklını zorlayan da çete ve mafya aklıdır.

Hal böyle iken bizim ülkemizde Putin’e aşk mesajları çekenleri, onu adeta

tapındıkları putları olarak lanse edenlerin de düşürülen Rus uçağı gibi izan ve

akıl maskeleri çok yakında düşürülecektir. Zaten maskeler düşmeye başladığı

için kendilerini saklayamıyorlar. Devlet nezdinde yapılan bir hamlenin

yanlışlığını veya doğruluğun eleştirmek veya savunmak başka bir şey, ama

kendi devletinizin öyle veya böyle çatışma halinde olduğu tarafın yöneticilerine

methiyeler dizmek başka bir şeydir. Anlaşılan odur ki;yazık zavallı böcekler

eziyet çekiyorlar. Şu ana kadar toplayıp yuvarlamaya başladıkları pislik

toplarının altında kalacaklardır. Ne yapalım onların kaderleri de öyle olsa

gerek!..

Erzurumlu teyzenin “ne yapalım tezek yakarız!..” ifadesi; çok saf ve tertemiz bir

çare arayışının ve üretmenin tezahürüdür. Burada tezeğin yakılması

düşüncesiyle, Çanakkale’de Seyit Ali Çavuşun insan aklını ve şu anda olduğu

gibi teyze Nene Hatun’un tezeğinden çok rahatsız olanların idraklerini alt üst

eden ağırlıktaki mermiyi Ya ALLAH diyerek sırtına alıp namluya sürüp düşman

zırhlısını denizi dibine gömmesi arasında hiçbir fark yoktur. Yada Mustafa

Kemal ATATÜRK’ ün “Ya istiklâl Ya ölüm” demesi, “Hattı müdafa yoktur

sathı müdafa vardır. O satıh da bütün vatandır” ifadeleri de aynı düşüncenin

ürünleridir. Eğer sürece imkânsızlıklar boyutuyla bakılırsa bu düşüncelerin

arasında hiçbir fark olamaz. Bu ülke imkân bolluğuyla değil, imkânsızlıklarla

kurulmuştur. Tezeğe kafasını takıp çarpanlar ise o imkânsızlıklarla kurulan bu

devletin imkânlarını yiyenler olmuşlardır. Demek ki korkuları da o cihettendir.

Kafalarını çarptıkları tezeğin içerisinde kurumamış çamurumsu mayıslar

yüzlerine, kulaklarına hatta burunlarına ve ağızlarına suvaştığı için, sufatları

morarmış ve yeşilimsi bir renk almış, o kurbağa yeşilliğiyle vığılayıp

duruyorlar.

Sayın Yılmaz ÖZDİL beyefendinin vurgulamaya çalıştığı gibi;

“Kimin kimi öldürdüğüne değil… Para kimin cebine giriyor, daima ona bakmak

lazım” . gerçekten Arap itmiş ve mezhepler karışmış. Atla itleşmiş ve itler de

atlaşmış. Artık ot yemeyip et yemeye başlayan atlar it gibi havlamaya ve et

yemeyip ot yemeye başlayan itlerde atlaşmış ve at gibi kişnemeye başlamış.

Böylece at izi it izine karışmış. Varın gerisini de siz hesap edin.

Dünyada her gün 88 milyon varil petrol tüketiliyor. 20 sene sonra, her gün 100

milyon varil tüketilecek. Aradaki farkı kim karşılayacak? Nereden gelecek bu

değirmenin suyu? Irak’tan…

Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, dünya petrol talebindeki artışı tek başına Irak

üstlenecek. Hani Saddam’dan kurtarıp, özgürlük getirmişlerdi ya… Son

damlasına kadar inek gibi sağacaklar o özgür Irak’ı!

Şii bölgelerindeki yataklarda 115 milyar varil rezerv bulunuyor. Kuzey Irak’ta

45 milyar varil rezerv olduğu tahmin ediliyor. Ne demek bu? En az beş-altı nesle

yetecek kadar petrol geliri demek… Doğalgaz rezervlerini saymıyorum bile,

varın siz hesap edin.

“Kuzey Irak’ın kendi başına petrol ihraç etmesine izin vermeyen Şii Bağdat

yönetimi, 10 sene içinde, Irak’ın günlük üretimini 10 milyon varile çıkarmayı

hedefliyordu. Bunu başarırsa… Petrol gelirinde Suudi Arabistan’la kafa kafaya

gelecekti. Petrol piyasasında Suudilerin Katar’ın Kuveyt’in borusu eskisi kadar

ötmeyecekti”. Fakat gelin görün ki durum saniye saniye değişiyor. Şu anda

Katar biraz daha öne çıkmaya ve Irak merkezi otoritesine bağlı sistemler değil,

Kuzey Irak daha güvenilir ve popüler olmaya başladı.

“Zart diye IŞİD çıktı ortaya!

Ne idüğü belirsiz, ne zaman, nerede, kimler tarafından kurulduğu belirsiz,

toplama katiller sürüsü… Suriye’de dehşet dengesi kurdu, Tahran-Bağdat-Şam

hattını kopardı, Şii Bağdat’ın Suudi Arabistan’a rakip olmasını güçleştirdi.

Tesadüf işte… Sadece Kuzey Irak’a dokunmadı”, denilse de, Kuzey Irak

yöneticileri Işidle esasta sadece kendilerinin mücadele ettiklerini belirtiyorlar.

Bu manada binlerle ifade edilen şehitlerinin olduğunu söylüyorlar. Türkiye’nin o

Peşmergelerin eğitiminde rol aldığını son takviyelerden de anlıyoruz. Türkiye ile

Irak arasındaki ilişkilerin gelişmesinden rahatsız olanlar çoktan vızılamaya

başladılar.

“Barzani’nin, şu anda, Katar emiri kadar, Dubai şeyhi kadar petrolü var. Exxon

Mobil, Chevron, Hunt Oil, Addax, Heritage Oil, Oryx Petroleum, BP, Shell,

Total gibi dünya devleriyle anlaşma imzaladı”. Türkiye ile de ilişki ve

yakınlaşması devam ediyor. Rusya’nın ambargosu karşısında Türkiye’ye

yetecek 50 yıllık gazının olduğunu açık bir dille ortaya koydular.

“Peki, kuzeyde bunlar olurken, güneyde neler oluyor?

Rus petrol devi Lukoil, 20 milyar varil rezerviyle, dünyanın henüz delinmemiş

en büyük petrol alanı Batı Kurna-2’de üretime başladı. Çin devlet şirketi Petro

China, güneyde petrol sahaları satın aldı, 10 bin Çinli işçiyi bölgeye taşımak

için, kendi havaalanını inşa etti. Petro China’ nın satın aldığı bölge, eskiden

Exxon Mobil’e aitti, Amerikalılar sepetlendi, onların yerine Çinliler oturdu.

Parantez açalım, fantastik bir film senaryosu uyduralım… Arap baharı

ayaklarıyla Libya petrolüne oturan Batı bloğu, gözünü Suriye’ye dikmişti.

Kuzey Irak’ın petrolünü Akdeniz’e akıtmak için, Kuzey Suriye’de koridor

açılacaktı. Müdahale an meselesiyken, Rusya hamle yaptı, zurt diye Ukrayna’ya

daldı. Ukrayna’da çarşı karışınca, Suriye geri planda kaldı, Esad rahat nefes aldı.

Batılı ülkeler, Rusya’ya ambargo uygulamaya kalktı. Sadece bir kişi itiraz etti…

Fransız petrol devi Total’in ceo’su Christophe de Margerie, Batı’nın Rusya’ya

ambargo uygulamasına karşı çıktı. “Oyun kuralları”nın dışına çıkmıştı. Kendi

ülkesinin kararını bile sallamamıştı. Total dediğin zurna değildi, dünyanın en

büyük 11’inci şirketiydi, 130 ülkede faaliyet gösteriyordu. Total ceo’sunun

görüşü, pekçok ülke liderinden önemliydi. Ve o da, Putin’in yanında saf

tutmuştu. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Geçen sene ekim ayında Moskova’ya

gitti, Putin’le görüştü. Paris’e dönmek üzere Vnukova havalimanına geldi, özel

uçağına bindi, havalanmak üzere pistte hızlanırken, haşırt, önlerine kar küreme

aracı fırladı, burnundaki dört metrelik kar küreme kepçesi uçağa çarptı,

tekerlekleri yerden kesilmiş olan uçak, piste çakıldı, alev alev sürüklendi. Total

ceo’su, pilotlar, hostes, uçakta dört kişi vardı, hepsi öldü. Batı bloğunda yeralıp,

Putin’i destekleyen tek kişi, kendisini en güvenli hissettiği yerde, Putin’in

başkentinde, tuhaf bir kazayla can vermişti. Talihsizlik işte!

Filler tepişirken çimenler ezilir.

Bu defa, filler tepişirken gergedan ezilmişti.

Üç ay sonra… Libya petrolüne oturan Batı bloğunun, Libya harekatını yürüten

merkezi Paris’te, Charlie Hebdo basıldı.

Paris’e mesaj mıydı acaba?

Çalma kapımı, çalarlar kapını mıydı?

Işid görünümlü iki tetikçi saldırmıştı. Peki gerçekten öyle miydi? Kuklaların,

kuklacıyı tanıması mümkün müydü?

Enteresan ötesi iki açıklama geldi. İran cumhurbaşkanı, İslam adına başvurulan

terörizmi kınadı. Hizbullah lideri Nasrallah ise “radikal İslamcılar, Hazreti

Muhammed’e hakaret eden karikatüristlerden daha fazla zarar veriyor” dedi.

Sonrası malum, Almanya, İngiltere, İtalya, elli kadar Batılı ülkenin başbakanı,

Paris’te protesto yürüyüşüne katıldı. ABD ise, şaşırtıcıydı, sadece büyükelçisiyle

katıldı. ABD adalet bakanı Paris’teydi, buna rağmen katılmadı. Acaba…

Hakikaten katılmadı mı, yoksa, Fransa’nın tepkisi yüzünden katılamadı mı?

Yoksa hakikaten, onca başbakan karikatüristler öldürüldü diye mi yürüdü

zannediyordunuz?

Charlie Hebdo’dan sonra bazı sürprizler oldu… Fransa, Rusya’yla 1 milyar 200

milyon euroluk anlaşma imzalamıştı, iki adet helikopter gemisi satacaktı, 210

metre uzunluğundaki gemiler 70’er adet helikopter taşıyabiliyordu, ismi

helikopter gemisiydi ama aslında indirme-çıkarma gemisiydi, güvertesinde

16’şar helikopter taşırken, kargosunda 55’er adet tank taşıyabiliyordu. Şak…

Paris bu anlaşmayı iptal etti, bu sene teslim etmesi gereken gemileri vermedi.

Aynı şekilde, Charlie Hebdo’dan 10 gün sonra… Rusya enerji bakanlığı,

taahhütlerini yerine getirmeyen, imzalanmış sözleşmelere uymayan Total’i

uyardı. Çünkü, Total’in ceo’su değişince, Total’in Rusya’ya bakışı da

değişmişti. Eski ceo zamanında yatırım üstüne yatırım yaparken, yeni ceo

gelince, yeni yatırımları boşver, yaptığı anlaşmaları bile iptal etmişti. Total artık

Rusya’nın yanında değildi.

Ve, 14 gün önce… Mısır’da tatil yapan Rus turistlerin bulunduğu Rus yolcu

uçağı, Şarm El Şeyh’ten Sankt Petersburg’a gitmek üzere havalandı, 20 dakika

sonra patlama oldu, Sina’ya düştü, 224 kişi hayatını kaybetti, bavulların arasına

bomba konulduğu ortaya çıktı. Sıradan Rus vatandaşları hedef alınmıştı.

14 gün sonra… Paris’te silahlar patladı, canlı bombalar patladı. 152 kişi hayatını

kaybetti. Sıradan Fransız vatandaşları hedef alınmıştı. Acaba gene… Çalma

kapımı, çalarlar kapını mıydı?

Neyse… Sakın ola ciddiye alınmasın. Uydurduğumuz fantastik bir film

senaryosuydu, gerçek değildi, kapatalım parantezi.

Demem o ki…

Bu yaşanan hadiselerin etnik kökenle, mezheple filan uzaktan yakından alakası

yoktur.

45 milyar varil petrolü ver…

Danimarkalılar bile Kürt olur.

Arjantinliler bile Sünni olur!

“CIA, FSB, MI6, DGSE, Mossad coğrafyasına İETT’yle girmek, intihardır.

Misak-ı milli” denilen kavram, akıldır”, yeni paradigmalar boyutuyla yumuşak

güçtür.

 

Günün Sözü: Çalma kapımı çalarlar kapını!..

 
Etiketler: YAKIN, ÇEVREMİZDE, OLUP, BİTENLER, DÜŞÜRÜLEN, RUS, , UÇAĞINA, TAKILI, MASKELERİN
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
05 Eylül 2018
ULUSLARARASI İLİŞKİLER VE BEKA SORUNU!..
14 Ağustos 2018
AMERİKA’NIN PAPAZ KAÇTI OYUNU!..
08 Ağustos 2018
Amerika’nın Emperyalist Eylemlerinin Tehdit Seviyesine İnmesi!...
16 Temmuz 2018
15 TEMMUZU ANARAK UNUTMAMAK VE GEREĞİNİ YAPMAK
08 Temmuz 2018
CAN ÇEKİŞEN KRİPTO HAİNLERİNKUMPAS TUZAKLARI!..
31 Mayıs 2018
27 MAYIS VE ÜLKÜSÜ; TEK VATAN-TEK MİLLET-TEK BAYRAK-TEK DEVLET ADINA
25 Mayıs 2018
HEP AYNI YÖNTEM TEKNİK VE ARAÇ GEREÇLERELE GELECEĞİN DAHA İSTENDİK YAPILACAĞINI HAYAL ETMEK VE DÜŞÜNMEK OLS OLSA DELİLİK EMARESİ OLABİLİR!..
19 Mart 2018
ÇANAKKALE ÇANAĞINDAN BESLENMEK!..
05 Mart 2018
28 ŞUBAT POST MODERN DARBE GİRİŞİMİ
13 Şubat 2018
CUMHURİYET DÖNEMİ DARBELERİN TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE DOĞURDUĞU SONUÇLARDAN YOLA ÇIKILARAK SOSYOLOJİK BAKIŞ AÇISIYLA DEĞERLENDİRİLMESİ
25 Aralık 2017
KUDÜS Stratejisi Yeniden Dirilişin Milâdı Olacaktır
06 Aralık 2017
İRAN-AMERİKA VE TÜRKİYE
11 Kasım 2017
AMERİKA’NIN YENİ DÜNYA DÜZENİ VE PDY/PKK’YA BİÇİLEN YENİ ROL
20 Ekim 2017
KORSAN REFERANDUMLA MEŞGUL EDİLMEK İSTENEN TÜRKİYE İDLİB HAREKÂTIYLA RESTİNİ ÇEKTİ VE HAÇLI İTTİFAKININ KİRLİ EMELLERİNİ KURSAKLARINA GÖMDÜ!.. BİZLERE DÜŞEN CEPHE GERİSİNİ SAĞLAM TUTMAKTIR.
29 Eylül 2017
İHANET ATEŞİNDE AKLINI ISITANLAR KENDİ BEDENLERİNİN YANIŞINI SEYREDECEKLER!..
18 Ağustos 2017
İhanet Çeteleri ve Terör Yapılarıyla Beraber Kayıran ve Koruyanlara da Amasız, Fakatsız Dokunulmalıdır!..
17 Temmuz 2017
15 TEMMUZ ÜZERİNDEN 1 YIL GEÇTİ
26 Haziran 2017
DEVLETİ BAŞSIZ BIRAKMAYA NİYET EDENLER KUZGUNLARA LEŞ OLMAKTAN KURTULAMAYACAKLAR!..
18 Mart 2017
NEYE EVET NEYE HAYIR!..
20 Şubat 2017
ANAYASA VE BAŞKANLIK (HÜKÜMET) SİSTEMİ REFERANDUMUNDA EVETLE HAYIR YER DEĞİŞTİRİRSE!...
04 Şubat 2017
ANAYASA REFERANDUMU VE TÜRK EĞİTİM SEN GENEL BAŞKANININ SÖZLERİ!..
13 Aralık 2016
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ SINIRLARIMIZIN ÖTESİNİ DE KAPSAYAN BİR BÖLGE ÜNİVERSİTESİ OLMA YOLUNDA
24 Temmuz 2016
VATAN VE MİLLET DÜŞMANI HAİN DARBECİLERİN TÜM FARKLILIKLARI İÇİNE ALAN BÜYÜK TÜRK MİLLETİNDEN YEDİKLERİ İFLAH OLMAZ DARBELER!
06 Haziran 2016
YERELLEŞME GÖRÜNTÜLÜ ÇIKAR OYUNLARIYLA TERÖRE ALTYAPI OLUŞTURMA VE TÜRKSÜZ OSMANLICILIK OYUNLARI!
04 Şubat 2016
Sabancı Suikastının Faillerinin Vermek İstedikleri Mesajları Anlamak!..
11 Ocak 2016
NİZAMI ALEM ÜLKÜSÜNÜN ARADIĞI ŞAHSİYETİN KAPİTALİST SİSTEM İÇERİSİNDE GEÇİRDİĞİ BİREY OLMA BUHRANLARI!..
15 Kasım 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
29 Ağustos 2015
Devlet sabrının sınırları ve terör örgütünün öfke kontrolsüzlüğü
04 Ağustos 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
21 Şubat 2015
ABD’de bir askeri okulda ders olarak anlatılan Horoz ve Tilki Hikayesi!
18 Ocak 2015
FRANSA’DA YAŞANAN KATLİAMIN ARKASINDA OLANLAR
10 Ocak 2015
CHARLIE HEBDO – KARİKATÜR – İNFAZ
25 Aralık 2014
TARAFLARIN KONTROL EDİLEMEYEN BEŞERİ ÖFKE ŞİDDET VE HİDDETLERİ ARASINDA KAYBEDİLEN İNCE AYRINTI OKUMALARI
11 Aralık 2014
SEÇİM BARAJI VE SEÇMEN İRADESİ
23 Mart 2014
GARİP BİR ŞEKİLDE DEĞİŞEN HASANKALE
17 Mart 2014
ÇANAKKALE NEDİR? NE DEĞİLDİR?
17 Şubat 2014
YENİ TOPLUMSAL DÜZEN VE YAPININ TEMEL DEĞİŞKENLERİ; DURAĞANLIK-KAOS-DÜZEN VE HAYIR VE ŞER İLİŞKİSİ
02 Şubat 2014
DEĞİŞMESİ İSTENEN SEÇİM YASASI NELERİ DEĞİŞTİRMELİDİR?
19 Ocak 2014
DİL KÜLTÜR SİYASET VE MEDYA İLİŞKİSİ KAPSAMINDA POST MODERN ANLAYIŞ
07 Ekim 2013
ALLAH KORUSUN ZIVANADAN ÇIKMAK ÜZEREYİZ!
29 Eylül 2013
BEKTAŞİLİK, MEVLEVÎLİK KÜLTÜRÜ, İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ VE TEYO FELSEFESİ
12 Eylül 2013
Ortadoğululaşmayı Özlediği ve 12 Eylül Öncesini Heves Edip İçine Közlediği İçin Ortası Mortası Mağaraya Dönen ve Hep Aynı Kenarı Kullanan Üniversite-i Ortadoğu!..
03 Eylül 2013
Hasan Kalenin Dünü ve Bu günü –Teyo Çözsün Kör düğümü!
15 Ağustos 2013
BİR BİLENİN PİR YANILDIĞI GİBİ ÇOK BİLENLER DE ÇOK YANILACAKLAR!..
18 Temmuz 2013
CENABI ALLAH GÖNDERDİĞİ EN SON DİNİNİN KORUYUCUSUDUR
08 Temmuz 2013
Dersanelerin Kapatılması veya Kapatılamaması!..
29 Haziran 2013
TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ PROJE OKUR YAZARLIĞI VE TEYO PEHLİVAN’IN ANAYASA YORUMU
24 Haziran 2013
GEZİ PARKI OLAYLARI İLE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDA GİDİP GELEN YANSIMA OKUMALARI!..
18 Haziran 2013
TANSİYON MUTLAKA DÜŞÜRÜLMELİ
04 Haziran 2013
AKİLLER VE ARİFLER
22 Nisan 2013
SOSYAL SERMAYENİN ERİMESİ VE TEYO PEHLİVANIN YERİNMESİ
25 Şubat 2013
Zamanın Ruhu Değişti ve Teyo İmdada Erişti!..
07 Şubat 2013
YAYI KIRILAN DADAŞ!...
07 Ocak 2013
ZEMHERİ AYAZINDA YANARAK MİLLETİNİN UFKUNU AYDINLATANLAR
30 Aralık 2012
İYİLİK
26 Kasım 2012
İTEN ARABI KARIŞAN MEZHEPLER ARASINDA ARAMAK!
16 Kasım 2012
TERÖR SORUNUNU KİM ÇÖZER, KİM ÇÖZEMEZ?
11 Kasım 2012
TBMM TEZKERESİNİN ANLAMI VE ANLAMSIZLAŞTIRILMASI
Haber Yazılımı