Yazı Detayı
11 Ocak 2016 - Pazartesi 12:50
 
NİZAMI ALEM ÜLKÜSÜNÜN ARADIĞI ŞAHSİYETİN KAPİTALİST SİSTEM İÇERİSİNDE GEÇİRDİĞİ BİREY OLMA BUHRANLARI!..
Ali Osman ENGİN
 
 

Küreselleşme olgusunun insanlığa yaşattığı somut durumlar olan olaylar kaçınılmaz olmakla

beraber, eğer gereken hazırlıklar ve ortaya çıkacak olumsuzlukları önleyici karşı tedbirler

alınmaz ise, sürdürülebilir ve tahammül edilebilir de olmadığını ifade etmekte sakınca yoktur.

İnsanlığın bugün itibariyle gelmiş bunduğu zaman ve düzen boyutunda yaşadığı bireysel ve

toplumsal buhranlar demek istediğimizi açıkça ortaya koyuyor. Bu durumu nasıl ifade

ederseniz edin, netice olarak insana kalan da tükenmişlik ve öğretilip kabul ettirilmiş

çaresizliklerdir. Buradan ötesi aranan ancak bulunsa da kurtarmayan kurtarıcılardır. Çünkü

bunu büyük bir hevesle bekleyen ve o formattaki kurtarıcıların her şeyden ve her değerden

önce, Hak ve Adaletten ayrıştırarak kendilerince daha yücelere çıkarıp kurtarmaları gereken

egoları ve hatta süper egoları vardır. Ancak ondan sonra iş yapabilirler. Onlar Haktan

ayrıldıktan ve çok yücelere çıktıktan sonra kendileri üstte, hak ve Adalet ise yerlerdedir. Onlar

öyle firavunlaşırlar ki, Hakkı bile tutup ayağa kaldırabileceklerinden dem vururlar. Bilmezler

ki ancak Hakka tutunularak ayağa kalkılabilir. Gerisi boştur ve angaryadır.

Hak Allah’ın adıdır ve “O” “Mütekebbirdir”. “O”nun azametli yüceliği karşısında

naylon/sentetik yüceliklerin hiçbir cazibesi ve tarifesi olamaz. Ancak “O”nun ipine tutunanlar

yine kendi boyutları ölçüsünde ayağa kalkabilirler ve bu yönde geliştirecekleri anlayışlar

ölçüsünde İbni Haldun’un deyimiyle şahsiyet olurlar ve özgürleşirler. İşte bu özgürlük; başka

bir güce, makama ve bedene haz veren nefsi arzulara kul olmama özgürlüğüdür. Onun için

sosyoloji biliminin kurucularından olan İbni Haldun; şahsiyeti ararken, batı liberal felsefesinin

üretimi olan birey tanımlamasının bize uymayacağını belirtiyor. Birey batı toplumlarında

yaşanan din, siyaset, bilim, birey ve toplum arasındaki güç mücadelesi sonucunda ortaya

çıkabilmiş ve bir yerde Niçe’nin felsefesine benzer şekilde kendisini sınırladığını düşündüğü

tüm değerlere karşı bir duruş geliştirmiştir. Batı toplumları açısından o dönem itibariyle doğal

bir süreç olduğu düşünülebilir. Fakat İslâm inanç sistemini ana kaynakları çerçevesinde doğru

anlayan toplumlarda bireysel/kişisel düzeyde bir irade ve bu iradeyi kendisine verilen beden

teknolojileri boyutunda kullanma özgürlüğü vardır. Bu özgürlüğün getirdiği sorumluluğu da

vurgulamamız gerekir.

İbni Haldun’un aradığı şahsiyeti ihmal ederken, yerine ikame ettiğimiz bireyle sorun

yaşamaya başladık. Sanıyorum bireyi güç, şehvet, şan, şöhret, makam ve para gibi tapınaklara

kulluk etmekten kurtarıp özgürleştiremedik. Öyle değil mi!.. şu an gençlerimizin temel

sorunlarından birisi bu değil mi!.. Çok özet olarak söyleyelim; çocuklarımız ve gençlerimiz

herhangi bir olumsuzluğa hayır diyemiyorlar. Hayır’ı dedikten sonra bu hayır’ın gerekçesini

ortaya koyup alternatifler üretemiyorlar. Terör olayları konusunda da benzer durumlar söz

konusu olabilir. Gerçekten terör örgütü mensupları ile ilgili yapılacak sosyolojik ve psikolojik

araştırmalar, değerler nezdinde bir isyan ve başkaldırı hareketi olduğunu gösterecektir. Örgüt

mensupları arasında özellikle Hıristiyanlık, Zerdüşt ve Marksist anlayışların gelişmesi böyle

bir karşı duruşu göstermektedir. Bireyleri bu buhranlardan koruyacak eğitim programlarına

ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü vurgulamaya çalıştığım sıkıntıların ilacı eğitim sistemiyle

bireylere kazandırılacak değerlerdir. Eğitim programlarının çağdaş anlamda temelini

oluşturan ilerlemecilik ve yeniden kurmacılık eğitim felsefesi akımları da buna ışık

tutmaktadır. Eğitim sistemleri çerçevesinde bunu başaramayan toplumların yaşadıkları kaos

ve buhranlar ortadadır. Bankadan kullandığı kredi kartının borcunu yatırmak veya başka bir

bankacılık işlemi için gişelerin önünde ışıklı numaratörlere adeta bağlanarak saatlerce ayak

üstü bekletilen insanların hepimiz için söylüyorum; 10 çalışan gişe memuru yerine 2 gişe

memuruyla güya kamu hizmeti verenlerin karşılarındakilere artık şahsiyet mi yoksa birey

olarak mı baktıklarını ben bilemiyorum. Ancak ben o durumda kendi kendime nasıl baktığımı

çok iyi biliyorum. Elbette ki diğer kamu hizmeti veren kurum ve kuruluşlar açısından da

durum aynıdır. Burada ortaya çıkan iş gücü ve zaman kaybının hesabı yapıldığında durumun

çok vahim olduğu anlaşılacaktır. Diğer yandan birey kaynaklı toplumsal duyarsızlaşmanın

toplumsal sağlık ve birlikteliği tehdit eden çok önemli bir faktör olduğunu da belirtmek

gerekir. Nerede sivil toplum kuruluşları?.. Nerede o insanların iradelerine ipotek koyan

sendikalar?.. Nerede o seçim dönemlerinde akşam sabah anketler uygulayan güya araştırma

şirketleri?.. Nerede demokrasi kültürü ve insan hakları?.. Bu millete yazık olmuyor mu?.. 21.

Yüz yılda yakışıyor mu?..

Bireysel ve toplumsal düzeyde sosyal yaşamın vazgeçilmez kurum ve kuruluşlar boyutuyla da

benzer durumlar söz konusudur. Örneğin çok partili demokratik sistem gereği parti il ve ilçe

teşkilatları ve yöneticileri kendilerini kendi seçmenlerinin üzerinde, hoşlarına gitmeyenlere

git, gidenlere gel diyebilecek erkte görüyorlar. Böyle bir yaklaşımda ne hakka hizmet ve nede

halka hizmetten bahsedilebilir. Bu olsa olsa sadece kendisine hizmet olabilir. Hadi millet

vekilleri halkın oyu ile seçildiklerinden ne yapalım öyle davranıyor olabilirler!.. Ancak

diğerlerinin böyle bir seçilmişlikleri olmadığı halde bu tutum ve davranışların doğru

olmadığını herkesin bilmesi gerekir. O makamlar halkın dertleriyle dertlenmek, kamusal

sıkıntıların giderilmesi için çaba sarf etmek içindir. İnsanların vurgulamaya çalıştığım zaman

kayıpları ve duyarsızlaştırma seansları işte o siyasilerin meseleleri değil midir?..

Yaşanan bu ve benzeri sosyal ve psikolojik olumsuzluklar, sonrasında çok daha travmatik

semptomlar ortaya çıkar. Kuyrukta beklemekten usanan vatandaş (birey/şahsiyet) artık

kuyruğun en önüne geçme yollarını arar. Yani kendisini oraya geçirecek bir güç arar. Bu güç

bir anlamda tapınılacak bir güçtür. Bu tür tapınmaların sonucunda köleleşme olgusu vardır.

Çünkü bu manada en güçlüyü buluncaya kadar tapınma ve itaat devam edecektir. Esasında

verdikleri göz önünde bulundurulduğunda, kulluk yapılacak en yüce varlık Allah’tır. Ancak

ona tapınıldığı zaman diğer sentetik tapınaklara yönelme olmaz ve bunun adı da alabildiğine

özgürleşmedir. Çok başarılı kurum yöneticileri de mutlaka bu bilinçtedirler ve tapınak

şövalyelerinin farkında oldukları anlaşılıyor.

Kuyruksuz yıldızlara ulaşmak temennisiyle…

 
Etiketler: NİZAMI, ALEM, ÜLKÜSÜNÜN, ARADIĞI, ŞAHSİYETİN, KAPİTALİST, , SİSTEM, , , İÇERİSİN
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
16 Temmuz 2018
15 TEMMUZU ANARAK UNUTMAMAK VE GEREĞİNİ YAPMAK
08 Temmuz 2018
CAN ÇEKİŞEN KRİPTO HAİNLERİNKUMPAS TUZAKLARI!..
31 Mayıs 2018
27 MAYIS VE ÜLKÜSÜ; TEK VATAN-TEK MİLLET-TEK BAYRAK-TEK DEVLET ADINA
25 Mayıs 2018
HEP AYNI YÖNTEM TEKNİK VE ARAÇ GEREÇLERELE GELECEĞİN DAHA İSTENDİK YAPILACAĞINI HAYAL ETMEK VE DÜŞÜNMEK OLS OLSA DELİLİK EMARESİ OLABİLİR!..
19 Mart 2018
ÇANAKKALE ÇANAĞINDAN BESLENMEK!..
05 Mart 2018
28 ŞUBAT POST MODERN DARBE GİRİŞİMİ
13 Şubat 2018
CUMHURİYET DÖNEMİ DARBELERİN TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE DOĞURDUĞU SONUÇLARDAN YOLA ÇIKILARAK SOSYOLOJİK BAKIŞ AÇISIYLA DEĞERLENDİRİLMESİ
25 Aralık 2017
KUDÜS Stratejisi Yeniden Dirilişin Milâdı Olacaktır
06 Aralık 2017
İRAN-AMERİKA VE TÜRKİYE
11 Kasım 2017
AMERİKA’NIN YENİ DÜNYA DÜZENİ VE PDY/PKK’YA BİÇİLEN YENİ ROL
20 Ekim 2017
KORSAN REFERANDUMLA MEŞGUL EDİLMEK İSTENEN TÜRKİYE İDLİB HAREKÂTIYLA RESTİNİ ÇEKTİ VE HAÇLI İTTİFAKININ KİRLİ EMELLERİNİ KURSAKLARINA GÖMDÜ!.. BİZLERE DÜŞEN CEPHE GERİSİNİ SAĞLAM TUTMAKTIR.
29 Eylül 2017
İHANET ATEŞİNDE AKLINI ISITANLAR KENDİ BEDENLERİNİN YANIŞINI SEYREDECEKLER!..
18 Ağustos 2017
İhanet Çeteleri ve Terör Yapılarıyla Beraber Kayıran ve Koruyanlara da Amasız, Fakatsız Dokunulmalıdır!..
17 Temmuz 2017
15 TEMMUZ ÜZERİNDEN 1 YIL GEÇTİ
26 Haziran 2017
DEVLETİ BAŞSIZ BIRAKMAYA NİYET EDENLER KUZGUNLARA LEŞ OLMAKTAN KURTULAMAYACAKLAR!..
18 Mart 2017
NEYE EVET NEYE HAYIR!..
20 Şubat 2017
ANAYASA VE BAŞKANLIK (HÜKÜMET) SİSTEMİ REFERANDUMUNDA EVETLE HAYIR YER DEĞİŞTİRİRSE!...
04 Şubat 2017
ANAYASA REFERANDUMU VE TÜRK EĞİTİM SEN GENEL BAŞKANININ SÖZLERİ!..
13 Aralık 2016
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ SINIRLARIMIZIN ÖTESİNİ DE KAPSAYAN BİR BÖLGE ÜNİVERSİTESİ OLMA YOLUNDA
24 Temmuz 2016
VATAN VE MİLLET DÜŞMANI HAİN DARBECİLERİN TÜM FARKLILIKLARI İÇİNE ALAN BÜYÜK TÜRK MİLLETİNDEN YEDİKLERİ İFLAH OLMAZ DARBELER!
06 Haziran 2016
YERELLEŞME GÖRÜNTÜLÜ ÇIKAR OYUNLARIYLA TERÖRE ALTYAPI OLUŞTURMA VE TÜRKSÜZ OSMANLICILIK OYUNLARI!
04 Şubat 2016
Sabancı Suikastının Faillerinin Vermek İstedikleri Mesajları Anlamak!..
06 Aralık 2015
YAKIN ÇEVREMİZDE OLUP BİTENLER VE DÜŞÜRÜLEN RUS UÇAĞINA TAKILI MASKELERİN DÜŞÜŞÜ
15 Kasım 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
29 Ağustos 2015
Devlet sabrının sınırları ve terör örgütünün öfke kontrolsüzlüğü
04 Ağustos 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
21 Şubat 2015
ABD’de bir askeri okulda ders olarak anlatılan Horoz ve Tilki Hikayesi!
18 Ocak 2015
FRANSA’DA YAŞANAN KATLİAMIN ARKASINDA OLANLAR
10 Ocak 2015
CHARLIE HEBDO – KARİKATÜR – İNFAZ
25 Aralık 2014
TARAFLARIN KONTROL EDİLEMEYEN BEŞERİ ÖFKE ŞİDDET VE HİDDETLERİ ARASINDA KAYBEDİLEN İNCE AYRINTI OKUMALARI
11 Aralık 2014
SEÇİM BARAJI VE SEÇMEN İRADESİ
23 Mart 2014
GARİP BİR ŞEKİLDE DEĞİŞEN HASANKALE
17 Mart 2014
ÇANAKKALE NEDİR? NE DEĞİLDİR?
17 Şubat 2014
YENİ TOPLUMSAL DÜZEN VE YAPININ TEMEL DEĞİŞKENLERİ; DURAĞANLIK-KAOS-DÜZEN VE HAYIR VE ŞER İLİŞKİSİ
02 Şubat 2014
DEĞİŞMESİ İSTENEN SEÇİM YASASI NELERİ DEĞİŞTİRMELİDİR?
19 Ocak 2014
DİL KÜLTÜR SİYASET VE MEDYA İLİŞKİSİ KAPSAMINDA POST MODERN ANLAYIŞ
07 Ekim 2013
ALLAH KORUSUN ZIVANADAN ÇIKMAK ÜZEREYİZ!
29 Eylül 2013
BEKTAŞİLİK, MEVLEVÎLİK KÜLTÜRÜ, İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ VE TEYO FELSEFESİ
12 Eylül 2013
Ortadoğululaşmayı Özlediği ve 12 Eylül Öncesini Heves Edip İçine Közlediği İçin Ortası Mortası Mağaraya Dönen ve Hep Aynı Kenarı Kullanan Üniversite-i Ortadoğu!..
03 Eylül 2013
Hasan Kalenin Dünü ve Bu günü –Teyo Çözsün Kör düğümü!
15 Ağustos 2013
BİR BİLENİN PİR YANILDIĞI GİBİ ÇOK BİLENLER DE ÇOK YANILACAKLAR!..
18 Temmuz 2013
CENABI ALLAH GÖNDERDİĞİ EN SON DİNİNİN KORUYUCUSUDUR
08 Temmuz 2013
Dersanelerin Kapatılması veya Kapatılamaması!..
29 Haziran 2013
TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ PROJE OKUR YAZARLIĞI VE TEYO PEHLİVAN’IN ANAYASA YORUMU
24 Haziran 2013
GEZİ PARKI OLAYLARI İLE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDA GİDİP GELEN YANSIMA OKUMALARI!..
18 Haziran 2013
TANSİYON MUTLAKA DÜŞÜRÜLMELİ
04 Haziran 2013
AKİLLER VE ARİFLER
22 Nisan 2013
SOSYAL SERMAYENİN ERİMESİ VE TEYO PEHLİVANIN YERİNMESİ
25 Şubat 2013
Zamanın Ruhu Değişti ve Teyo İmdada Erişti!..
07 Şubat 2013
YAYI KIRILAN DADAŞ!...
07 Ocak 2013
ZEMHERİ AYAZINDA YANARAK MİLLETİNİN UFKUNU AYDINLATANLAR
30 Aralık 2012
İYİLİK
26 Kasım 2012
İTEN ARABI KARIŞAN MEZHEPLER ARASINDA ARAMAK!
16 Kasım 2012
TERÖR SORUNUNU KİM ÇÖZER, KİM ÇÖZEMEZ?
11 Kasım 2012
TBMM TEZKERESİNİN ANLAMI VE ANLAMSIZLAŞTIRILMASI
Haber Yazılımı