Bugün - 19 Ocak 2018 Cuma
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künyemiz
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.gazetepasinler.com Logo
-
Erzurum 1°°C
Yazar Detayları

Ali Osman ENGİN

Ali Osman ENGİN - TANSİYON MUTLAKA DÜŞÜRÜLMELİ

TANSİYON MUTLAKA DÜŞÜRÜLMELİ
Yazı Tarihi: 18 Haziran 2013 Salı

Gidişat İyi Değildir, Tüm Kesimleri İtidalli Olmaya ve Aklıselime davet Ediyorum     

Maalesef masum ve demokratik bir tepki olarak ortaya çıkan olaylar, zaman içerisinde  toplumsal tepki formatını değiştirip, kaos yaratma ve tehlikeli maksatlara doğru yönelmeye başlamıştır. Başlangıçta tesadüfi bir kalabalık olarak ortaya çıkanların tepkileri iyi yönetilemediği için, öfke kabarmasına bağlı, şiddet içeren yeni ve kaygı verici boyutlar kazanmıştır. Başlangıçta adeta bir panayır havasında ortaya konulan tepkiler, süreç içerisinde ülkemiz ve insanımız adına kazananı olmayacak bir kör dövüşüne döndürülmüştür. Aklın ve idrakin sınırlarını zorlayan, adeta serseri bir kurşun gibi nihai varacağı nokta önceden kestirilemeyen, bazı kritik eşikleri atlama temayülü gösteren olayları yönetmeleri gereken kolluk kuvvetlerinin bilerek veya bilmeyerek sergiledikleri  tutum ve davranışlarla, diğer taraf olmayı göze alanların karşı tarafı olma izlenimi vermeye başlamıştır.


Toplumsal olaylar salt ideolojik formatlara  büründürülmeden kendi sosyolojik mecrası içerisinde taleplerini ortaya koyarken, bir taraf veya birilerinin tarafı olma, yargıda bulunma ve öngörüler ortaya koyma davranışı içerisine giremez. Şüphesiz bir arka plânı vardır ve işin mutfağı oradadır. Mutfakta pişen olaylar, tekrarlanabilirlik düzeyleriyle ortaya çıkarlar ve yaşanmadan tahmin edilemeyen yeni etki alanları yaratırlar. Sosyal ve seyyar medyanın mutfağa girerek bire bir somut olarak pişirdiği olayları, ajan provokatörlere bedelleriyle birlikte servis etmeye başlamıştır. Eğer onları istedikleri gibi doyururlarsa, kaos ve kargaşa ortamı kalıcı ve izli olmaya başlayacaktır. Böyle bir sonuç vatanını ve milletini seven hiç kimseye yarar sağlamayacak, sadece ihanet pazarlamacılarının ve kiralık şer odaklarının ekmeğine yağ sürecektir.


Yasama yürütme ve yargı erklerini elinde tutanların, devlet olarak almaları gereken tedbirleri işte bu bakış açısıyla kendi mutfağında pişirip, ortaya çıkan tarafların hepsine aynı şefkat ve bakış açısıyla servis etmeleri en akılcı yöntem olacaktır. Toplumsal olaylar, kaybedeni olmayacak şekilde, bu objektiflik noktasından itibaren doğru yönetilmeye başlar ve sonuçta hiç kimsenin performansı düşmez ve herkes payına düşen kazanımı elde eder. Çünkü neticede; uzlaşma, anlaşılma, yaratılan risklerin paylaşılmasıyla elde edilen kazanımlarla performans artışı sağlanmış olur. Diğer toplumsal kurumların da bu duruma ayak uydurarak kendilerini geliştirmeleriyle toplumsal gelişme ve ilerleme gerçekleşmiş olacaktır. Hali hazırda ortaya çıkmaya başlayan sonuçlarıyla beraber bu olayları analiz ederken, yine geçmişe doğru okuma yapmamız gerekecek. Çok partili demokratik sisteme geçtikten sonra, demokrasi kültürünü geliştirecek düzeyde toplumsal gelişimde devamlılığı sürdüremedik ve yakalayamadık. Gerçekleştirilen askeri darbeler, yapısı gereği sancılı devam ederek mola noktalarında durulacağı kaçınılmaz olan sosyal değişim ve gelişim bedeninin omurgasını zedelemiş ve artık insanlar dik duramadığından, bir yerlere  yaslanma zarureti içerisine girmiştir. Demokrasimizde yaslanmalı bir demokrasi modeli olmaya başlamıştır. Her kesim sadece kendi çıkarları arasında demokrasi oyununu oynamaya başlamış ve dünya mülkü temelindeki hakkaniyet ve adalet faktörlerini kaybetmiştir. Ortada tek başına kalan ve kontrol edilemeyen güç; yanına ve etrafına aldıklarını ötekileştirilenleri yok ederek kendi varlıklarını daha üstün ve kuvvetli varlara dönüştürmeye yönelmiştir.


İktidar erkini demokrasinin çalışması temelinde elinde tutan siyasi otoriteye taraf olmayı kazanç kapısı haline getiren doyumsuz taraftarlar, muhtemelen siyasi otoritenin denetimi dışında baskı, korku ve sindirme tutum ve davranışları sergileyerek yeni satatülerin rollerine soyunmaya hiç ara vermeden devam etmektedirler. Toplum içerisinde ortaya çıkan ayrışmanın temelinde bu olgu bulunuyor. Yasama, yürütme ve yargı erkleri kapsamında devlet kavramını vatandaş nezdinde somutlaştıran kuvvetlerin, ülkenin vatandaşı olan herkesin devleti olma konumunda olduğu tüm bireylerin genel kabulüdür. O kuvvetlerin de kuvvetler ayrımı yapısına uygun olarak bu felsefeye uygun düşen düşünce, tutum ve davranış sergilemeleri, en başta kendi siyasi ve kurumsal varlıklarının dayanağı olacağının bilincindedirler. Henüz demokrasi bilincini içlerine sindiremeyenler, ki bunların tamamı da siyasi iktidardan yana tercih kullanmamışlardır, inandıkları her türlü dini, ahlâki ve kültürel değerlerini yandaşlık yerini ve elde edilen menfaatlerini sağlamlaştırmak için bozdura bozdura kullanmaya devam etmek isterler. Tüm kamu kurum ve kuruluşlarının atanmış ve sistem gereği seçilmiş yöneticilerin, tüm dönemler için yönetim anlayışları geriye doğru incelendiğinde, bu manada çok şaşırtıcı detaylara ulaşılacaktır. Görülecek ki, yöneticiler içten dışa doğru yalan, iftira ve tek taraflı kirli bilgi aktarım güçleri ölçüsünde halkalarla çevrilmiştir. Osmanlı’nın çöküş nedenlerinden birisi de sanırım yaşanan benzer olgulardır. Ne yazık ki bu kokuşmuş düzenbazların kursaklarına yığdıkları haksız kazanımların çıktıları olan irin ve kan kokuları, birey olarak her ne kadar makul olsalar da, amir ve yöneticileri nefessiz ve oksijensiz bırakmaktadır. En güçlü silahları; hak ve hukuk dağıtımı, makam ve mevki şantajlarıdır. Merkezi ve üst yönetimin adını kullanarak birilerine makam ve mevki sözleri veriyor ve kendilerini tek otorite ve karar mekanizması olarak lanse ediyorlar. Bunu yaparken de birtakım zayıf karakterli çalışanları çirkin emellerine alet etmekte zorlanmıyorlar. Çünkü o tür kurum ve kuruluşlarda öteden beri makam ve mevki elde etme yöntemi hep bu olmuş.


İşte böyle dalkavuk ve soytarısı bol toplumsal yapılarda; uzlaştırıcı ve paylaşımcı bir kurum kültürünün gelişmesi söz konusu olamayacağı gibi, kendi varlığını sürdürmenin diğerlerinin yokluğuyla mümkün olacağı bir kişisel anlayış  gelişmektedir. Asıl gerçeklerden uzak kalan yöneticiler, kendilerine tek taraflı manipüle edilen kirli ve insaf ölçüleriyle bağdaşmayan bilgilerle karar mekanizmalarını çalıştırmak zorunda kalmaktadırlar. Gerçekler bir gün su yüzüne çıkıp daha aşikâre olduğunda iş işten geçmiş olamaktadır. Toplumsal kalkınma ve gelişmenin önündeki en büyük engel budur. Çalışan ve üretenlerin dalkavukluk ve soytarılık yapmaya ihtiyaçları ve zamanları olamayacağından, hep dışarıda kalacak ve gelişme ve ilerlemenin lokomotifi olma rollerini icra edemeyeceklerdir. Hep meydanda onlar olacak ve o meydanın zincirleri uzun ve kısa olan bağlıları olmaktan öteye gidemeyeceklerdir. Adama bakın, gidiyor, devlet terbiyesi almış ve sürekli çalışan ve üreten bir çalışana; “bak sana işte şu yöneticilik görevini verdiriyorum. Sakın kimselere deme kesin ha!.. Hadi gene iyisin, sayın şuyum, sayın buyum” gibi çok çirkin ama kendilerine uygun yalanlar söylerken, arkasından da “ya şöyle bir durum var o konuda bana yardımcı olur musun?” Diyerek ilgili şahsı yanlış yapmaya sevk edebiliyorlar. Arkasından yarattığı münafıklık alâmeti olan riski hemen oracıkta satın alarak yine üst yöneticiye götürüp, asıl hedefi olan antipatiyi o kişiye karşı yönetici antipatisi olarak tescilliyorlar. Böylece dışlama ve dışarıda bırakma operasyonlarına devam ediyorlar. Esasında bu ilkel ve kokuşmuş beyinlerin organizasyonu olan düşünce, tutum ve davranışların modası geçmiştir. Muhatapların hepsi her şeyin farkındadır, yeri ve zamanı geldiğinde bu kurum kültürünün gelişmesini sabote eden virüs ruhlular yaptıklarının ağır bedelleriyle karşı karşıya gelmektedirler. Bu durum kaçınılmaz bir olgu olarak hep yaşanmıştır ve yaşanmaya da devam edecektir. Kaderin bir adaleti olarak bu sonuçla yüzleşmeye devam edilmektedir. Cumhuriyetten bu tarafa çok partili demokratik sisteme geçildikten sonra hep aynı nakaratlar farklı ton ve şiddette terennüm edilmiştir. Şeflik ve tek parti dönemlerinde, halkın yaşadığı sıkıntılar, korku ve sindirme operasyonları halâ tazeliğini korumaktadır. Açık veya gizli oy ve gizli tasnifin ne anlama geldiğini artık herkes biliyor. O dönemlerde temelleri atılan toplumsal ayrışma ve kamplaşmalardan olumsuz etkilenen grupların, bölük pörçük gelişen demokratik yaşamda, davranışçı öğrenme kuramlarında olduğu gibi etki ve tepki süreçleri kapsamında edinilen öğrenmeler sonucu, o dönemlerde sistem dışına itilenlerin bu gün elde ettikleri siyasal kazanımlarla ve demokratik süreçler sonucu, halkın tercihini alarak yöneten konumunda olanların, diğer tarafa düşenlerin zihninde “keser döndü sap döndü” hesabını çağrıştırdıkları sosyolojik bir olgu olarak anlaşılıyor. Her ne kadar siyasi otorite böyle bir temayül doğal olarak göstermese de, çünkü böyle bir algı kendi işine de gelmeyecektir, taraftarlar arasında ve içerisinde olduğumuz siyasi kültürle de ilişkili olarak kendisini hissettirmektedir. Kendileri gibi aynı değer ve siyasi normları paylaşıp, farklı siyasi partilerden yana tercih kullananları bile dışlamaktan ve ötekileştirmekten çekinmeyen bu yandaşların yarattıkları psikolojik etkiler, işte o tarafta kalanları bir araya toplayarak bir tepki topluluğu haline getirmiştir. Ekonomik sıkıntılar, yaşam koşullarındaki zorluklar, gelecek kaygısı ve işsizlik gibi faktörler bir açıdan değersizleştirdiği bireyleri, makul isyan ve itiraz konuları etrafında birleştirerek, herkesi kendi hikâyesi arkasında etkin olmaya ve değer üretmeye yönlendirmiştir. Eğer yeniden üretilecek değerler etrafında yeni toplumsal gruplar oluşturulursa, yönetim ve denetim daha da zorlaşacaktır.


Öyleyse sürecin paydaşları olan tüm kurum ve birimler; ortak uzlaşmacı, paylaşımcı ve anlaşılır bir üslupla süreci yönetmelidirler. Bence o, ortalığa salınan akillere burada rol verilebilirdi. Çünkü ülkenin akilleri dururken delilerine rol verilmez ki!.. Sevgili dostlar, anlaşılıyor ki her inişin bir yokuşu, her merkezin bir çevresi, her yandaşlığın bir düşmanlığı olacaktır. Bu sosyolojik bir olgudur. Eğer toplumsal süreçler iyi yönetilemez ise, birlik ve beraberlik kültürü yerine ayrışma ve husumetleşme kültürü inşa edilecektir. Reddedenler reddedilenler olacak, kendisini merkezde hissedenler çevrenin yaban hayatına uyum göstermekte zorlanacaklardır. Bu gün merkezde olanların çıkar birliktelikleri ne ise, çevre de kalanların ötelenmişlik ve dışlanmışlıklarının oluşturduğu birlikteliler de aynıdır. Hatta ezilmişliğin oluşturduğu birliktelik daha samimi ve kuvvetlidir. Çıkar ve yarar birlikteliği sadece çıkara ve yarara endekslidir ve çabuk ters yüz olarak dağılır. Sosyal medyanın etkisi, durumdan haber edinilen tek araç olmasıyla alâkalıdır. Çünkü günümüzün toplumsal olaylarının iletişim dili sosyal medyadır. Sosyal medya da herkes kendisini ifade edebileceği bir dil kullanabilmekte ve gerçek hayatta gerçekleştirme zemini bulamadığı düşüncelerini o sanal dünyada sanalda olsa gerçekleştirme zemini bulmaktadır. Sosyal medyadaki dayanışma ve birliktelikler; itilmişlik, kakılmışlık, ötelenmişlik, ötekileştirilmişlik ve ayrıştırılmışlık duygularının etrafında gerçekleşen birlik ve dayanışmadır. Oldukça etkilidir, ölümüne direnir ve güce boyun eğmez. Çünkü ona göre kendi hikayesindeki yaşantıları kötünün en kötüsüdür.


Acaba o başlangıçtaki masum ve makul çevre talepleriyle ortaya çıkan kalabalıklara, siyasi otoriteye mensup seçilmişler de katılmış ve birlikte talep ve beklentileri dillendirmiş olsalardı daha iyi olmaz mıydı? Bugün gelinen nokta ne olursa olsun acaba bu yaklaşım tarzı denenemez mi? Eğer riskli ise mecliste diğer siyasi partilerin de katılımı sonucu kurulacak bir uzlaşma komisyonu kanalıyla sürece objektif ve kalıcı çözümler üretilemez mi? Sevgili dostlar bu ülke hepimizin ve gidecek başka bir yerimiz yok. Bu ülke siyasi iktidarıyla, muhalefetiyle, şu etnik yapısıyla, bu etnik yapısıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla, genciyle, yaşlısıyla, azıyla, çoğuyla, hastasıyla, sağlıklısıyla, zenginiyle, fakiriyle, atıyla, itiyle, sineğiyle, böceğiyle, havasıyla, suyuyla vel hasılı delisiyle ve velisiyle hepimizindir. Varsa sorunlarımızı ortak akıl ile mutlaka çözeceğiz ve herkes kendi fazlalarıyla çok yakın olan diğerlerinin noksanlarını tamamlayacaktır. Böylece birlik ve beraberliklerin kökleri daha derinlere ulaşacak ve uyandıran çok daha aydınlık geleceklere yön verecektir.


Her şey gönlünüzce ve niyetinizce olsun. Selam ve sevgilerimle.


Doç. Dr. Ali Osman ENGİN

  

 

 

 

 
İletişim E-Posta: - Telefon:


 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

KUDÜS Stratejisi Yeniden Dirilişin Milâdı Olacaktır
İRAN-AMERİKA VE TÜRKİYE
AMERİKA’NIN YENİ DÜNYA DÜZENİ VE PDY/PKK’YA BİÇİLEN YENİ ROL
KORSAN REFERANDUMLA MEŞGUL EDİLMEK İSTENEN TÜRKİYE İDLİB HAREKÂTIYLA RESTİNİ ÇEKTİ VE HAÇLI İTTİFAKININ KİRLİ EMELLERİNİ KURSAKLARINA GÖMDÜ!.. BİZLERE DÜŞEN CEPHE GERİSİNİ SAĞLAM TUTMAKTIR.
İHANET ATEŞİNDE AKLINI ISITANLAR KENDİ BEDENLERİNİN YANIŞINI SEYREDECEKLER!..
İhanet Çeteleri ve Terör Yapılarıyla Beraber Kayıran ve Koruyanlara da Amasız, Fakatsız Dokunulmalıdır!..
15 TEMMUZ ÜZERİNDEN 1 YIL GEÇTİ
DEVLETİ BAŞSIZ BIRAKMAYA NİYET EDENLER KUZGUNLARA LEŞ OLMAKTAN KURTULAMAYACAKLAR!..
NEYE EVET NEYE HAYIR!..
ANAYASA VE BAŞKANLIK (HÜKÜMET) SİSTEMİ REFERANDUMUNDA EVETLE HAYIR YER DEĞİŞTİRİRSE!...
ANAYASA REFERANDUMU VE TÜRK EĞİTİM SEN GENEL BAŞKANININ SÖZLERİ!..
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ SINIRLARIMIZIN ÖTESİNİ DE KAPSAYAN BİR BÖLGE ÜNİVERSİTESİ OLMA YOLUNDA
VATAN VE MİLLET DÜŞMANI HAİN DARBECİLERİN TÜM FARKLILIKLARI İÇİNE ALAN BÜYÜK TÜRK MİLLETİNDEN YEDİKLERİ İFLAH OLMAZ DARBELER!
YERELLEŞME GÖRÜNTÜLÜ ÇIKAR OYUNLARIYLA TERÖRE ALTYAPI OLUŞTURMA VE TÜRKSÜZ OSMANLICILIK OYUNLARI!
Sabancı Suikastının Faillerinin Vermek İstedikleri Mesajları Anlamak!..
NİZAMI ALEM ÜLKÜSÜNÜN ARADIĞI ŞAHSİYETİN KAPİTALİST SİSTEM İÇERİSİNDE GEÇİRDİĞİ BİREY OLMA BUHRANLARI!..
YAKIN ÇEVREMİZDE OLUP BİTENLER VE DÜŞÜRÜLEN RUS UÇAĞINA TAKILI MASKELERİN DÜŞÜŞÜ
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
Devlet sabrının sınırları ve terör örgütünün öfke kontrolsüzlüğü
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
ABD’de bir askeri okulda ders olarak anlatılan Horoz ve Tilki Hikayesi!
FRANSA’DA YAŞANAN KATLİAMIN ARKASINDA OLANLAR
CHARLIE HEBDO – KARİKATÜR – İNFAZ
TARAFLARIN KONTROL EDİLEMEYEN BEŞERİ ÖFKE ŞİDDET VE HİDDETLERİ ARASINDA KAYBEDİLEN İNCE AYRINTI OKUMALARI
SEÇİM BARAJI VE SEÇMEN İRADESİ
GARİP BİR ŞEKİLDE DEĞİŞEN HASANKALE
ÇANAKKALE NEDİR? NE DEĞİLDİR?
YENİ TOPLUMSAL DÜZEN VE YAPININ TEMEL DEĞİŞKENLERİ; DURAĞANLIK-KAOS-DÜZEN VE HAYIR VE ŞER İLİŞKİSİ
DEĞİŞMESİ İSTENEN SEÇİM YASASI NELERİ DEĞİŞTİRMELİDİR?
DİL KÜLTÜR SİYASET VE MEDYA İLİŞKİSİ KAPSAMINDA POST MODERN ANLAYIŞ
ALLAH KORUSUN ZIVANADAN ÇIKMAK ÜZEREYİZ!
BEKTAŞİLİK, MEVLEVÎLİK KÜLTÜRÜ, İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ VE TEYO FELSEFESİ
Ortadoğululaşmayı Özlediği ve 12 Eylül Öncesini Heves Edip İçine Közlediği İçin Ortası Mortası Mağaraya Dönen ve Hep Aynı Kenarı Kullanan Üniversite-i Ortadoğu!..
Hasan Kalenin Dünü ve Bu günü –Teyo Çözsün Kör düğümü!
BİR BİLENİN PİR YANILDIĞI GİBİ ÇOK BİLENLER DE ÇOK YANILACAKLAR!..
CENABI ALLAH GÖNDERDİĞİ EN SON DİNİNİN KORUYUCUSUDUR
Dersanelerin Kapatılması veya Kapatılamaması!..
TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ PROJE OKUR YAZARLIĞI VE TEYO PEHLİVAN’IN ANAYASA YORUMU
GEZİ PARKI OLAYLARI İLE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDA GİDİP GELEN YANSIMA OKUMALARI!..
TANSİYON MUTLAKA DÜŞÜRÜLMELİ
AKİLLER VE ARİFLER
SOSYAL SERMAYENİN ERİMESİ VE TEYO PEHLİVANIN YERİNMESİ
Zamanın Ruhu Değişti ve Teyo İmdada Erişti!..
YAYI KIRILAN DADAŞ!...
ZEMHERİ AYAZINDA YANARAK MİLLETİNİN UFKUNU AYDINLATANLAR
İYİLİK
İTEN ARABI KARIŞAN MEZHEPLER ARASINDA ARAMAK!
TERÖR SORUNUNU KİM ÇÖZER, KİM ÇÖZEMEZ?
TBMM TEZKERESİNİN ANLAMI VE ANLAMSIZLAŞTIRILMASI
Diğer Yazarlar

‘Cem evinde ibadete tanıklık’ için ne dediler?
Dört başlı BB Erzurumspor…
Öz’e onlar da hayırlı olsuna gidecek!
Akademik Danışman
Kanal İstanbul...
KUDÜS Stratejisi Yeniden Dirilişin Milâdı Olacaktır
E-Gazete (Bizim Gazete)
Ulusal Gazeteler
Yazarlar 
Hava Durumu ( Erzurum )
Bugün
-3°°C - 1°°C
Cumartesi
-8°°C - -1°°C
Pazar
-9°°C - -1°°C
Pazartesi
-7°°C - 0°°C
Namaz Vakitleri ( Erzurum )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
05:5607:2612:3215:0217:2718:49

19 Ocak 2018 Cuma
Röportajlar
Pasinler'de Bayram Namazı Kaçta Kılınacak
Diyanet İşleri Başkanlığı, bayram namazı vakitlerini açıkladı. Erzurum'da Bayram Namazı saaati 05.44'de, Pasinler'de ise iki dakika önce 05.42'de...
»
»
»
Tarihte Bugün
1910 - Çırağan Sarayı yandı
1990 - SSCB askerlerinin Bakü'yü işgali
Kim Kimdir
Günün Sözü
Her evin kapısı vardır. Kabirin ki ayak tarafındandır.
(Hz. Muhammed)
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,75ms