Yazı Detayı
20 Şubat 2017 - Pazartesi 08:11
 
ANAYASA VE BAŞKANLIK (HÜKÜMET) SİSTEMİ REFERANDUMUNDA EVETLE HAYIR YER DEĞİŞTİRİRSE!...
Ali Osman ENGİN
 
 

Çok yakında gidilecek anayasa ve başkanlık hükümet sistemi ile ilgili referandum sonuçlarının ülkemizin ve aziz milletimizin geleceğinde ezelden ebede giden yeni ufuklar açmasını ve geçmişten günümüze kadar değişik kılıflarda devam eden ayrıştırıcı, bölücü ve halkı temeli çürük kamplara bölerek nemalanan fırsatçılara aman vermemesini Yüce  Rabbimden niyaz ediyorum. İnanıyorum ki her bir karışı şehadet şerbetini içen kahraman şehitlerimizin mübarek kanlarıyla sulanmış toprakları vatan tutan büyük Türk Milleti ilelebet yaşayıp payidar olacaktır. Çünkü bu kutsal topraklarda yaşayan ve ana gövde olan Türk Milletini meydana getiren unsurların bu bütüne aidiyet temelinde en az %90’nın çok üzerinde bir çoğunluğu temsil ettiği çok belirgin bir gerçekliktir. İster solda yer alsın ister sağda yer alsın, bu bütünün temsil ettiği unsurların hepsinin bu konuda bir endişe ve sıkıntılarının olmadığını ve olamayacağını ifade etmek gerekir. Elbette ki akıl, iman ve ahlâk ölçeğinde kendilerini kiraya veren hain terör örgütleri ve onlarla aynı yatağı paylaşan paralellerinin vatana ve millete ihanet içerisinde olduklarını unutmamak zorundayız. Bu ihaneti belgeleyen olay ve o olayların yarattığı olguların hafızalarda halâ tazeliğini koruduğu   ve asla unutulmayacağını da ifade etmek lâzımdır. Bu ve benzeri marjinal gruplanmaların ancak mevcut şekliyle parlamenter sistemde kendilerine alan açtıkları, hatta meclise kadar intikal edebildikleri, vatanımıza ve milletimizin geleceğine hain emelleriyle göz diken şer odaklarının ekmeğine yağ sürüp onların işlerini kolaylaştıran eylem ve söylemlerde bulunabildikleri edinilmiş yaşantılarla sabittir.

 

Geriye doğru yaşadığımız toplumsal ve siyasal süreçleri tarihsel çerçevede incelendiği zaman, sayamayacağımız örneklerle karşılaşırız. Her bir örneğin arka plânının mevcut parlamenter sistemde ortaya çıkarılan cemaat, grup, siyasi kamplaşmalar ve ayrışmalar arasından gerçekleştirilen sızmaların olduğu açık ve seçik haldedir. Ülkemiz ve milletimiz ile hesapları olan ezeli düşmanların emellerine ulaşmaları için kullanacakları işte bu yapı ve grupların olması gerekir. Bu yapı ve grupların eylem, söylem ve davranışlarına ihtiyaçları vardır. Bunlar olmadan herhangi bir harekette bulunmaları çok zordur. Hatta zaman zaman kendi yapmaları gerekenleri bu marjinal gruplar eliyle çok daha masrafsız ve kolay olarak yaparlar. Gezi Parkı olayları, Mit tırları operasyonu, daha önceki askeri darbeler, 28 Şubat muhtırası ve akabinde yaşanan dramlar, 15 Temmuz kalkışması ve daha sayamayacağımız olaylar aynı çerçevedendir.

 

Bizim ülkemizde tezgâhlanan ve kurulan tuzakların hemen hemen aynıları tüm İslâm coğrafyalarında da kurgulanıyor ve hatta çok daha rahat bir şekilde piyasaya sürülüyor. Artık ezberlediğimiz gibi kaos ve riskler yaratılıyor, arkasından o riskler satın alınarak maliyeti çok düşük senaryolara dönüştürülüyor. Akan gözyaşları ve kan maalesef uzun bir süredir bu şekilde uyutulanlarla uyanıklar arasında sürüp gidiyor. Şüphesiz uyuyanların uyanıklara galip gelmesi pek mümkün gözükmüyor. Uyanıkların en temel korkusu uyuyanların uyanmasını sağlayacak fitili ateşleyebilecek lider ve önderlerdir. Şu an itibariyle ateş fitile yaklaşmış ve fitilin ateşlenmesi an meselesidir. Gerisi yaşanacak olayların kendi doğası içerisinde gelecektir. Onların vermeleri gereken mücadelenin temelini o fitili ateşleyecek elleri kırmak, fitili yeniden ateş almaz hale getirmek ve o fitili ülkemiz içerisinde milletimize ve devletimize yönelen terör temelli canlı bombaların kullanımına açmak olacaktır. Nitekim fırsat bulundukça bu durumlarla karşılaşıyoruz.

 

Rejim değişikliğinden bahsetmek, olsa olsa bir akıl tutulmasıdır. Evet bir değişiklik olacak ancak o değişiklik saymaya çalıştığım rejimin sızmalara fırsat veren açıklarının kapatılmış olacağı gibi bir değişiklik olacaktır. Bu değişikliğin devletimizin ve milletimizin aleyhine olacağını halkımızın en az %90 ve daha fazlasının kabul etmesi mümkün değildir. Ancak sadece bir bilgi kirliliğinin vermiş olduğu yanılgılardan bahsedilebilir. Halkımızın izan ve feraseti bu bulanıklığı kaldıracaktır. Zihin bulandırıcı faaliyetler devrededir ve bulanık zihinsel faaliyetlerden medet umulmaktadır. Aslında zihinleri bulanmış olan kardeşlerimizin karşıt iddiaları onların berraklaştırdıkları sanal zihinsel faaliyetlerle değil, kendi bulanık zihinsel faaliyetleriyle sorgulamaları daha anlamlı olacak ve yaratılan berraklıkların arkasında çok daha girdaplı karanlıkların varlığı hissedilecektir. Çünkü korkulu, şüpheli ve evetli hayırlı, sadece siyahlı beyazlı, varlı yoklu gerçeklikler konjonktürel sorunların üstesinden gelemez. Daha fazlası gerekmektedir. Daha fazlası da daha bulanık zihinsel faaliyetlerle sorgulanabilir.

 

Sevgili dostlar, şüphesiz herkesin kendi tercihinin sorumluluğunu da üstlenmeye talip olduğunu söylememiz gerekir. Ben sadece o bulanık zihinsel faaliyetlere örnek teşkil edecek bir sorgulamayla konuyu bitirmek istiyorum. Diyorum ki şu anda acaba bu referanduma evet diyecekler yarın karar değiştirip hayır diyeceklerini açıklasalar, diğer tarafı oluşturan hayır diyeceklerin durumları ne olur?!.. Ya da, şu an itibariyle hayır diyecekler karar değiştirip evet demek istediklerini açıklarsalar, diğer tarafta olanların durumu ne olur?!.. Sanıyorum bu soruya vereceğimiz cevap referandumda ne yapılması gerektiğine çok önemli bir ışık tutacaktır. Bana öyle geliyor ki, hayır diyeceklerin evet te karar kılmaları diğer tarafın tercihlerini etkilemeyecek, belki de daha büyük bir memnuniyet ve heyecan yaratacaktır.  Evet diyeceklerin hayır demeleri durumunda da aynı durumun söz konusu olacağına inanıyorum ve inanmak istiyorum.  Arada sımalara bağlı olarak kendilerine yer edinmiş bölücü ve ayrılıkçıların durumunun ne olacağına herkes kendince karar vermelidir.

 

Bu ülkede eğer Cumhurbaşkanı %50’ nin üzerinde bir çoğunlukla seçilecekse, bu çoğunluğa dayalı seçilen Cumhurbaşkanının hükümet etmesi ve bakanlar kurulunu seçilmemiş olanlardan teşkil ederek yürütmeyi sağlayacaksa, bir daha ayrılıkçı marjinal grupların koalisyonlarla iktidar olup bölücü hayallerini gerçekleştirmelerine fırsat verilmeyecekse, bu kirli yapılar üzerinde politikalar geliştirilemeyecekse; bu durum kimlere yarar, kimlere yaramayabilir? Kim kazanır, kim kaybeder? Bu soruların akılcı bir tavır ile cevaplanması tercih davranışının temelini oluşturacaktır. Ülkemizin % 70/90 ve ister tercihi evet ve ister hayır olsun, daha fazlasının nihai beklenti ve taleplerinin ne doğrultuda ve nasıl gerçekleştirilebileceği çok ama çok açıktır.  Ekseri çoğunluğu oluşturan ve millet olarak tüm toplumu bir arada tutan değerlere sağda veya solda, orada veya burada sım sıkı bağlı olan, eğer mevzu vatansa gerisi teferruattır diyebilen, canını cananını bu vatan ve millet için gözünü kırpmadan feda edebilen, bu ülkenin kalkınması ve herkesin elde edilen katma değerlerden   akıttığı göz nuru ve alın teri nispetinde pay alabildiği sosyal devlete ve refah toplumuna çaba, gayret ve hatta umudu içerisinde olan; Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Zazasıyla, akıllısıyla, delisiyle, Sünnisiyle, Şiisiyle, Alevisiyle, sağcısıyla, solcusuyla, batılısıyla, doğulusuyla, kuzeylisiyle, güneylisiyle, sağcısıyla, solcusuyla ezelden ebede birdir ve beraberdir. Hiç kimsenin birbirleriyle ayrıları ve gayrıları yoktur ve olmamalıdır. Şüphesiz bu insanların tercihleri ne yönde olursa olsun, niyetler halis ve samimidir. Yanlışlar ve doğruların tespiti gerçekleştirilecek uygulamalarla sabitleşebilir. Sadece geçmiş yaşantı, tecrübe ve deneyimlere bağlı olarak halkımızın iradesinin gasp edilip bin bir türlü yalan, iftira ve desiselerle vurgulamaya çalıştığım vesayetçilere teslim edildiği inkâr edilemez bir durumdur. İşte hazırlanan bu tezgâhlar ve  geliştirilen senaryolar birbirini takip ettiği için denildiği gibi; iz yapmış ve alışkanlıklar oluşturmuştur. Çalışmadan kazananlar, ekmeden biçmeye çalışanlar, hep köşeleri birer ikişer dönen dönmeler; ellerinden alınarak hep kendilerine teslim edilen hakkedenlerin iradelerini çarşıda, iç ve dış pazarlarda haraç mezat satmayı kendilerinin hakları olduğuna inanmaya başlamışlardır. Demek istediğim de bunlara dikkat edilmesidir.

 

“Keser döner sap döner bir gün hesap döner” ifadesinde olduğu gibi sağcısıyla, solcusuyla milletimizin tamamı için keser dönmeye başlamış ve hesaplar yeniden yapılmaktadır. Ancak o vesayetçilerin ve taşeronların, hesapları tutmamaya ve üzülmeyeceğiz bilançolar dengelenememeye başlamıştır. Doğal olarak bu durum paniğe ve endişeye yol açıyor. Biz biliyoruz ki tercihler ne olursa olsun eğer mevzu vatansa herkes eteğindeki taşları döker ve olması gereken yerde safını belirler. Çok endişeye de mahal yoktur.

 

Tercihlerini “hayır” istikametinde yapılandıran vatandaşlarımızın hepsi için bu ifadeleri kullanmak haddimize değildir. Aynı şekilde evet’ in arkasına sığınarak kendilerine alan açmaya çalışanlarda olabilir. Herkesin yaptığı tercihiyle ilgili söyleyecek sözü mutlaka vardır. Bu bir demokratik süreç ve yapılan tercihler de o çerçevedendir. Kendi tezlerinin doğru olduğuna inananlar bu doğrularını halka anlatacak ve halkın tercihlerini etkilemeye çalışacaklardır. Sonuçta eve te çıksa, hayır da çıksa bu sonuç herkesin kabulü olacaktır. CHP’ nin Anayasa Mahkemesine gitmemesi ve başvurulan makam halktır demesi çok yerindedir. İnşallah bu kampanyalar çok kırıcı ve dökücü olmadan devam eder halk bir bayram havasında sandığa gider ve seçimini yapar. Bizim dediklerimiz bu süreçte rol kesmeye çalışan terör örgütleri, nerdeyse devleti nefes alamaz hale getiren paralel yapılar, bu paralel yapıların paraleli olan türevleri ve hevesleri kabartılan dış mihraklardır. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı’ da meydanlarda CHP ve HDP seçmenlerinin oylarını da istemişlerdir.

 

İtirazlar zaman içerisinde ve anayasal süreç içerisinde eriyip yok olacak daha marjinal grup ve ortaya çıkacak koalisyonlarla elde edilecek iktidar erkiyle oluşturulacak devlete paralel ve bu paralellere paralel türevlerinden mi, yoksa ister evet ve ister hayır desin, demokrasi kültürü ve geleneği içerisinde herkes için demokratik haklar temelinde kardeşlik bağlarını tazeleyip ilelebet var olacaklardan mı gelmelidir!.. 

 

Ne diyelim gerisi lâfı güzaftır!..

 
Etiketler: ANAYASA, , BAŞKANLIK, (HÜKÜMET), SİSTEMİ, REFERANDUMUNDA, , EVETLE, HAYIR, YER,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
16 Temmuz 2018
15 TEMMUZU ANARAK UNUTMAMAK VE GEREĞİNİ YAPMAK
08 Temmuz 2018
CAN ÇEKİŞEN KRİPTO HAİNLERİNKUMPAS TUZAKLARI!..
31 Mayıs 2018
27 MAYIS VE ÜLKÜSÜ; TEK VATAN-TEK MİLLET-TEK BAYRAK-TEK DEVLET ADINA
25 Mayıs 2018
HEP AYNI YÖNTEM TEKNİK VE ARAÇ GEREÇLERELE GELECEĞİN DAHA İSTENDİK YAPILACAĞINI HAYAL ETMEK VE DÜŞÜNMEK OLS OLSA DELİLİK EMARESİ OLABİLİR!..
19 Mart 2018
ÇANAKKALE ÇANAĞINDAN BESLENMEK!..
05 Mart 2018
28 ŞUBAT POST MODERN DARBE GİRİŞİMİ
13 Şubat 2018
CUMHURİYET DÖNEMİ DARBELERİN TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE DOĞURDUĞU SONUÇLARDAN YOLA ÇIKILARAK SOSYOLOJİK BAKIŞ AÇISIYLA DEĞERLENDİRİLMESİ
25 Aralık 2017
KUDÜS Stratejisi Yeniden Dirilişin Milâdı Olacaktır
06 Aralık 2017
İRAN-AMERİKA VE TÜRKİYE
11 Kasım 2017
AMERİKA’NIN YENİ DÜNYA DÜZENİ VE PDY/PKK’YA BİÇİLEN YENİ ROL
20 Ekim 2017
KORSAN REFERANDUMLA MEŞGUL EDİLMEK İSTENEN TÜRKİYE İDLİB HAREKÂTIYLA RESTİNİ ÇEKTİ VE HAÇLI İTTİFAKININ KİRLİ EMELLERİNİ KURSAKLARINA GÖMDÜ!.. BİZLERE DÜŞEN CEPHE GERİSİNİ SAĞLAM TUTMAKTIR.
29 Eylül 2017
İHANET ATEŞİNDE AKLINI ISITANLAR KENDİ BEDENLERİNİN YANIŞINI SEYREDECEKLER!..
18 Ağustos 2017
İhanet Çeteleri ve Terör Yapılarıyla Beraber Kayıran ve Koruyanlara da Amasız, Fakatsız Dokunulmalıdır!..
17 Temmuz 2017
15 TEMMUZ ÜZERİNDEN 1 YIL GEÇTİ
26 Haziran 2017
DEVLETİ BAŞSIZ BIRAKMAYA NİYET EDENLER KUZGUNLARA LEŞ OLMAKTAN KURTULAMAYACAKLAR!..
18 Mart 2017
NEYE EVET NEYE HAYIR!..
04 Şubat 2017
ANAYASA REFERANDUMU VE TÜRK EĞİTİM SEN GENEL BAŞKANININ SÖZLERİ!..
13 Aralık 2016
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ SINIRLARIMIZIN ÖTESİNİ DE KAPSAYAN BİR BÖLGE ÜNİVERSİTESİ OLMA YOLUNDA
24 Temmuz 2016
VATAN VE MİLLET DÜŞMANI HAİN DARBECİLERİN TÜM FARKLILIKLARI İÇİNE ALAN BÜYÜK TÜRK MİLLETİNDEN YEDİKLERİ İFLAH OLMAZ DARBELER!
06 Haziran 2016
YERELLEŞME GÖRÜNTÜLÜ ÇIKAR OYUNLARIYLA TERÖRE ALTYAPI OLUŞTURMA VE TÜRKSÜZ OSMANLICILIK OYUNLARI!
04 Şubat 2016
Sabancı Suikastının Faillerinin Vermek İstedikleri Mesajları Anlamak!..
11 Ocak 2016
NİZAMI ALEM ÜLKÜSÜNÜN ARADIĞI ŞAHSİYETİN KAPİTALİST SİSTEM İÇERİSİNDE GEÇİRDİĞİ BİREY OLMA BUHRANLARI!..
06 Aralık 2015
YAKIN ÇEVREMİZDE OLUP BİTENLER VE DÜŞÜRÜLEN RUS UÇAĞINA TAKILI MASKELERİN DÜŞÜŞÜ
15 Kasım 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
29 Ağustos 2015
Devlet sabrının sınırları ve terör örgütünün öfke kontrolsüzlüğü
04 Ağustos 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
21 Şubat 2015
ABD’de bir askeri okulda ders olarak anlatılan Horoz ve Tilki Hikayesi!
18 Ocak 2015
FRANSA’DA YAŞANAN KATLİAMIN ARKASINDA OLANLAR
10 Ocak 2015
CHARLIE HEBDO – KARİKATÜR – İNFAZ
25 Aralık 2014
TARAFLARIN KONTROL EDİLEMEYEN BEŞERİ ÖFKE ŞİDDET VE HİDDETLERİ ARASINDA KAYBEDİLEN İNCE AYRINTI OKUMALARI
11 Aralık 2014
SEÇİM BARAJI VE SEÇMEN İRADESİ
23 Mart 2014
GARİP BİR ŞEKİLDE DEĞİŞEN HASANKALE
17 Mart 2014
ÇANAKKALE NEDİR? NE DEĞİLDİR?
17 Şubat 2014
YENİ TOPLUMSAL DÜZEN VE YAPININ TEMEL DEĞİŞKENLERİ; DURAĞANLIK-KAOS-DÜZEN VE HAYIR VE ŞER İLİŞKİSİ
02 Şubat 2014
DEĞİŞMESİ İSTENEN SEÇİM YASASI NELERİ DEĞİŞTİRMELİDİR?
19 Ocak 2014
DİL KÜLTÜR SİYASET VE MEDYA İLİŞKİSİ KAPSAMINDA POST MODERN ANLAYIŞ
07 Ekim 2013
ALLAH KORUSUN ZIVANADAN ÇIKMAK ÜZEREYİZ!
29 Eylül 2013
BEKTAŞİLİK, MEVLEVÎLİK KÜLTÜRÜ, İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ VE TEYO FELSEFESİ
12 Eylül 2013
Ortadoğululaşmayı Özlediği ve 12 Eylül Öncesini Heves Edip İçine Közlediği İçin Ortası Mortası Mağaraya Dönen ve Hep Aynı Kenarı Kullanan Üniversite-i Ortadoğu!..
03 Eylül 2013
Hasan Kalenin Dünü ve Bu günü –Teyo Çözsün Kör düğümü!
15 Ağustos 2013
BİR BİLENİN PİR YANILDIĞI GİBİ ÇOK BİLENLER DE ÇOK YANILACAKLAR!..
18 Temmuz 2013
CENABI ALLAH GÖNDERDİĞİ EN SON DİNİNİN KORUYUCUSUDUR
08 Temmuz 2013
Dersanelerin Kapatılması veya Kapatılamaması!..
29 Haziran 2013
TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ PROJE OKUR YAZARLIĞI VE TEYO PEHLİVAN’IN ANAYASA YORUMU
24 Haziran 2013
GEZİ PARKI OLAYLARI İLE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDA GİDİP GELEN YANSIMA OKUMALARI!..
18 Haziran 2013
TANSİYON MUTLAKA DÜŞÜRÜLMELİ
04 Haziran 2013
AKİLLER VE ARİFLER
22 Nisan 2013
SOSYAL SERMAYENİN ERİMESİ VE TEYO PEHLİVANIN YERİNMESİ
25 Şubat 2013
Zamanın Ruhu Değişti ve Teyo İmdada Erişti!..
07 Şubat 2013
YAYI KIRILAN DADAŞ!...
07 Ocak 2013
ZEMHERİ AYAZINDA YANARAK MİLLETİNİN UFKUNU AYDINLATANLAR
30 Aralık 2012
İYİLİK
26 Kasım 2012
İTEN ARABI KARIŞAN MEZHEPLER ARASINDA ARAMAK!
16 Kasım 2012
TERÖR SORUNUNU KİM ÇÖZER, KİM ÇÖZEMEZ?
11 Kasım 2012
TBMM TEZKERESİNİN ANLAMI VE ANLAMSIZLAŞTIRILMASI
Haber Yazılımı