Yazı Detayı
18 Mart 2017 - Cumartesi 10:01
 
NEYE EVET NEYE HAYIR!..
Ali Osman ENGİN
 
 

Yaşadığımız referandum süreci içerisinde artık çuvala sığmayan mızraklar misali ortaya çıkan niyet ve gizlenemeyen emeller geleceğe dönük olarak atılacak adımların çok daha kararlı ve o ölçüde isabetli olacağının habercisidir. Ülkemiz ve aziz Milletimiz adına iyi niyet sahibi olanlar açısından referandumda seçilecek tercihin temel belirleyicisi olan faktörler; Din, iman, vatan, bayrak, Türk Milletinin ezelden ebede beka meselesi, dost-düşman tanımlaması ve bu temelde ülkemizin siyasi geleceğidir. Bu vazgeçilmez değerler boyutuyla yapılan tercihlerin mutlaka en isabetli tercihler olacağını bütün samimiyetimle ifade etmek istiyorum. Eğer bu değerleri taşımaktan yorulan, savunmaktan vazgeçen varsa, varsın tercihini belirleyecek başka kriterler belirlesin. Ama bilsin ki savunmasını ne kadar masumane ve örtülü yaparsa yapsın, mızrak bir türlü çuvala sığmayacak ve yapılan tercihin rengine bürünmüş olarak ortalığa serilecektir. Hani biliyoruz ki eğitim ve öğretim de genelde öğrencilerin sınıf içerisinde oturdukları yer kendilerini açığa/ele verir. Dolayısıyla referandumda yapılacak tercihle beraber tutulan safların da, o çerçevede belirleyici olacağı unutulmamalıdır. Kan ve revana dönmüş bulanık sularda huzur arayanların konumlanacakları saflar içerisinde işte o suları bulandıranlar ve kan revana döndürenlerin de çoktan yerlerini almış olmaları beklenmelidir. Referandum tercihi boyutuyla alınacak olan karar eğer dostları sevindiriyor, düşmanları üzüyorsa muhtemelen doğru yolda olunduğu anlaşılmalıdır.

Yaklaşan referandumla beraber artık safların netleşmeye başladığını görüyoruz. Kimlerin kimlerle dans etmeye başladığı apaçık orta yerde izleniyor. Algılara ilişen manzaranın ariflere tarifi gerekmez. Söyle safında omuz verdiklerini sana rahatlıkla kim olduğunu diyeyim!.. Böyle bir tarifede şüphesiz arif gerekir. Kısa mesafeli öfkelerin esiri olanların yapacakları tercihlerden mutlaka sorumlu olacakları unutulmamalıdır. Bazı Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan Nazi anlayışına bağlı tutum ve davranışların vurgulamaya çalıştığım gibi kan ve göz yaşına odaklanan mızrağın çuvala sığmaması şeklinde tanımlanması gerekir.  Ancak ne kadar saklanırsa saklansın, onlar saklamayı öğrenmişler ve biz de saklananları görmeyi ve söylenemeyenleri deşifre etmeyi öğrenmişiz. Bir kere görünmeye başladılar mı, artık sonu gelmez ve amansız bir takibe düşerler. Sonuç kendileri açısından beklenmedik ve karşı saflarda yer alanlar için se çok daha beklendik ve istendik olacaktır. Bu durum demokrasinin doğal bir gereğidir. Bir tarafı kendi tarafları var edemez. Ancak o tarafın karısında olan taraf var edebilir. Mevlâna’ da öyle demiyor mu? “Her şey zıddıyla kaimdir” derken bunu ifade ediyor. Meselâ referandumda evet diyeceklerin daralması, hayır diyeceklerin genişlemesiyle ve hayır diyeceklerin sıkışması da, aynı şekilde evet diyeceklerin genişleyip ferahlamasıyla olacaktır. 

Sonucun evet çıkması hedeflenen beklentileri karşılamadığı sürece, hayır diyenlerin siyasi tercih edilebilirliklerini artıracak ve hayır çıkması sonucunda ise, dillendirilen kaygılara gerek olmadığı anlaşılacaktır. Bu kapsamda yapılan tüm iddiaların mesnetsiz iddialar olduğu anlaşıldığında ise,  doğal olarak evet diyenlerin düşüncelerinin  tutarlı olduğu fark edilecektir. AKP ve MHP siyasi bir tercihle bir araya gelerek bir anayasa taslağı hazırladılar. Taslakta 11 madde var ve bu maddelerdeki değişikliğin sadece iddia edildiği gibi olağanüstü bir değişiklik getirmediği, aslında var olan ancak insiyatif alınarak kullanılamayan irade ve erkin daha aktif kullanılmasını öngördüğünü söyleyebiliriz. Yapılan yorumların daha çok beklentilerle ilişkili olduğunu görüyoruz. Esasında ortaya çıkan tablodan; hayır diyeceklerin önemli bir kısmının daha önce AKP ile aynı yerde durduklarını, o zaman MHP iktidar erkiyle işbirliği halinde olmasın, siyasi iktidarla yakınlaşmasın diye türlü türlü entrikaların çevrildiği hafızalarda tazeliğini koruyor. Onlar o zaman ele geçirdikleri paralel güçlerini tamamen milliyetçi, ülkücü ve gerçek muhafazakârlar üzerine yönelterek; etkisizleştirme, korkutup sindirme ve hatta mümkünse yok etme yönünde kullanıyorlardı. Emniyet teşkilâtı, kamu bürokrasisi ve silahlı kuvvetlerimizde çarpıcı örnekler yaşanıyordu. O zaman her şey güllük gülistanlıktı da, MHP siyasi iktidarla vatan ve millet adına yakınlaşıp milli icraatların yapılmasına destek olduğu için mi o güller dikene dönüştü!.. O zaman tek bir ihtimal var, o da; “dek dubara Beşir gil” söyleminde olduğu gibi, rahatsız eden durumun vatan ve millet duyarlılığı zirve yapan milli ve yerli güçlerdir. Bunlar da; MHP’ li milliyetçiler ve ülkücülerdir. Siyasi iktidarla yolları ayrılanların kendilerinin boşalttıkları yerlere MHP’li ve Ülkücülerin gelebilmelerinden rahatsızlık duyduklarını belirtmek istiyorum. Bana göre asıl karşıtlık bu noktada odaklaşıyor. Bütün dert dava MHP ve Ülkücü camiadır. Olay; Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN, Ülkücü ve MHP karşıtlığıdır. Öyleyse işin özünde sayın Cumhurbaşkanımız, MHP ve Ülkücü düşmanlığı yatmaktadır. Sayın Dr. Devlet BAHÇELİ bilge liderliği ile tüm bu tezgâhları zamanında görmüş ve devleti yeniden inşa etme sürecinde aktif rol almıştır. Hiçbir milliyetçi, muhafazakâr ve ülkücü, gönül verdikleri ve destekledikleri siyasi partinin iktidar erkiyle beraber, ülkemizin geleceğini inşa etme rolünü üstlenmiş olmasını garipsememelidir. Bu camianın içerisindeki “söz konusu vatansa gerisi teferruattır” diyen ve bu ülkeyi karşılıksız seven vatan evlatlarının da işlerinin ve aşlarının olmasını sağlayacak adımlara destek olunmalıdır. Tuzu kuru olanların bunu algılamalarını beklemiyoruz. Sayın Başbakanımız, Binali YILDIRIM Bey’in meydanlarda Bozkurt işaretini yapmasından asla rahatsızlık duymuyoruz ve kendilerini saygıyla selamlıyoruz. Aynı şekilde sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞANIN da meydanlarda ülkücü kardeşlerim diyerek birlik ve beraberlik mesajı vermesinden onur duyuyoruz.  Şurası unutulmamalıdır ki siyasette geçmişten ziyade gelecek söz konusudur. Geleceğe yapılan yatırımlarda muhasebe dengede tutulmalıdır.

Bu ülkede yıllardır insanlarımız arasında ister siyaset adına, isterse ne adına olursa olsun, derinleştirilmeye çalışılan düşmanlıklar köpürtülüyor, bu düşmanlıklara bağlı olarak gözlere kanlı perdeler indiriliyor ve her seferinde bu aziz milletin genç kuşaklarına tuzaklar kuruluyorsa, bizlere düşen de; tam tersine kardeşlik bağlarını daha kuvvetli kılarak, ayrışmalar daha fazla derinleşmeden, dostluk ve kardeşlik bağlarını güçlendirmektir. İşin özü; elbette ki anayasanın ilk dört maddesinde olduğu gibi temel müştereklerde ittifak edebilen herkesin mutlaka bir ve bütün olmasıdır. Bu ülkede vurgulamaya çalıştığım değerler çerçevesinde herkes kardeştir ve bunu bozmaya çalışanlar ise en hafifinden kalleştir. MHP ve Ülkücü camia üzerinde oynanan oyunlar küresel ölçeklidir. Bu oyunların ülkemiz, aziz milletimiz ve Türk İslâm alemini asimile ve imha proje yap-bozunun bir parçasıdır. Bu parça da kurgulanan oyunlar, bütünü fazlasıyla temsil ediyor. MHP ve Ülkücü camianın bölünüp parçalanmasının, ülkenin geleceği ile ilgili alınan kritik kararlarda rol sahibi olamamasının, MHP’ nin olmadığı yerlerde hain terör örgütü yandaşlarının ve paralel ihanet şebekelerinin olmasının kimlerin ekmeğine yağ sürdüğü iyi hesap edilmelidir. MHP’ nin ve Ülkücü camianın bölünüp küçültülmesi projeleri yeni projeler değildir. Geçmişte de benzer senaryolar sahneye konuldu ve bu süreçler birbirinin devamı olarak algılanmalıdır.

Ülkemizin siyasi tarihi incelendiği zaman, benzer durumlarla karşılaşılabilir. Örneğin, Rahmetli Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN hayattayken ondan bir türlü farklı düşünenlerin veya öyle bir strateji benimseyenlerin kurdukları yeni partilerle iktidara yürüdükleri yakın geçmişin gerçeklikleridir. Eğer çıkılan yol iddialarda belirtildiği gibi masumane ise, maksat iktidara yürümekse, o zaman yapılacak şey bellidir. Neden hedef MHP çatısının çökertilmesidir!?.. Diyelim ki Allah korusun, MHP’ ye muhalif olanların belirledikleri hedef gerçekleşti ve bu kardeşlerimiz eylemlerine gerekçe yaptıkları iddialarını da gerçekleştiremediler. O andan sonrası ile ilgili düşüncesi olan varsa lütfen açıklasın. Bu iş çocuk oyuncağı değildir. Sayın Dr. Devlet BAHÇELİ’ nin yaptığı şey; lideri olduğu partisine sahip çıkmaktır. Koyup kaçmak hiç değildir. Sayın BAHÇELİ, 2018 ‘ de yapılacak olağan genel kurulda herkesin her göreve talip olabileceğini ifade etmediler mi?!.. Bu arkadaşlarımızın acelesi nedir? Eğer dava gerçekten bir siyasi mücadeleyse, bu camianın içerisine düşürüldüğü durumun bir açıklaması olmalıdır. Bu arkadaşlarımızın seslerinin neden hain paralel yapının MHP ve Ülkücü camiayı hedef aldığında, nice Ülküdaşlarımızın geleceklerini kararttığında çıkmadığını, neden meydanlara inemediklerini, Devlet Beyimize çektikleri paslı kılıçlarını çekemediklerini anlamış değilim.

Herkes eteğindeki taşları dökmeli ve yeniden birlik ve beraberlik türküleri söylenmelidir. Zaman kucaklaşma zamanıdır. Hesaplar iyi yapılmalı ve kimin kiminle saf tutacağına verilecek kararların arka plânındaki gerekçelerin kriterleri çok hesaplı belirlenmeli ve kurulan hayaller kendi hayallerimiz olmalıdır. Başkalarının hayallerini kuranların asıl gerçeklerle yüzleşmeleri çok vahim olabilir. Birimiz hepimiz ve hepimiz birimiz için mantığı ön plâna çıkarılıp her açıdan Hakka tutunarak yeniden ayağa kalkıp şahlanmalıyız.

Sözün Özü; Ne ekersen onu biçersin!..

 
Etiketler: NEYE, EVET, NEYE, HAYIR
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
05 Eylül 2018
ULUSLARARASI İLİŞKİLER VE BEKA SORUNU!..
14 Ağustos 2018
AMERİKA’NIN PAPAZ KAÇTI OYUNU!..
08 Ağustos 2018
Amerika’nın Emperyalist Eylemlerinin Tehdit Seviyesine İnmesi!...
16 Temmuz 2018
15 TEMMUZU ANARAK UNUTMAMAK VE GEREĞİNİ YAPMAK
08 Temmuz 2018
CAN ÇEKİŞEN KRİPTO HAİNLERİNKUMPAS TUZAKLARI!..
31 Mayıs 2018
27 MAYIS VE ÜLKÜSÜ; TEK VATAN-TEK MİLLET-TEK BAYRAK-TEK DEVLET ADINA
25 Mayıs 2018
HEP AYNI YÖNTEM TEKNİK VE ARAÇ GEREÇLERELE GELECEĞİN DAHA İSTENDİK YAPILACAĞINI HAYAL ETMEK VE DÜŞÜNMEK OLS OLSA DELİLİK EMARESİ OLABİLİR!..
19 Mart 2018
ÇANAKKALE ÇANAĞINDAN BESLENMEK!..
05 Mart 2018
28 ŞUBAT POST MODERN DARBE GİRİŞİMİ
13 Şubat 2018
CUMHURİYET DÖNEMİ DARBELERİN TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE DOĞURDUĞU SONUÇLARDAN YOLA ÇIKILARAK SOSYOLOJİK BAKIŞ AÇISIYLA DEĞERLENDİRİLMESİ
25 Aralık 2017
KUDÜS Stratejisi Yeniden Dirilişin Milâdı Olacaktır
06 Aralık 2017
İRAN-AMERİKA VE TÜRKİYE
11 Kasım 2017
AMERİKA’NIN YENİ DÜNYA DÜZENİ VE PDY/PKK’YA BİÇİLEN YENİ ROL
20 Ekim 2017
KORSAN REFERANDUMLA MEŞGUL EDİLMEK İSTENEN TÜRKİYE İDLİB HAREKÂTIYLA RESTİNİ ÇEKTİ VE HAÇLI İTTİFAKININ KİRLİ EMELLERİNİ KURSAKLARINA GÖMDÜ!.. BİZLERE DÜŞEN CEPHE GERİSİNİ SAĞLAM TUTMAKTIR.
29 Eylül 2017
İHANET ATEŞİNDE AKLINI ISITANLAR KENDİ BEDENLERİNİN YANIŞINI SEYREDECEKLER!..
18 Ağustos 2017
İhanet Çeteleri ve Terör Yapılarıyla Beraber Kayıran ve Koruyanlara da Amasız, Fakatsız Dokunulmalıdır!..
17 Temmuz 2017
15 TEMMUZ ÜZERİNDEN 1 YIL GEÇTİ
26 Haziran 2017
DEVLETİ BAŞSIZ BIRAKMAYA NİYET EDENLER KUZGUNLARA LEŞ OLMAKTAN KURTULAMAYACAKLAR!..
20 Şubat 2017
ANAYASA VE BAŞKANLIK (HÜKÜMET) SİSTEMİ REFERANDUMUNDA EVETLE HAYIR YER DEĞİŞTİRİRSE!...
04 Şubat 2017
ANAYASA REFERANDUMU VE TÜRK EĞİTİM SEN GENEL BAŞKANININ SÖZLERİ!..
13 Aralık 2016
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ SINIRLARIMIZIN ÖTESİNİ DE KAPSAYAN BİR BÖLGE ÜNİVERSİTESİ OLMA YOLUNDA
24 Temmuz 2016
VATAN VE MİLLET DÜŞMANI HAİN DARBECİLERİN TÜM FARKLILIKLARI İÇİNE ALAN BÜYÜK TÜRK MİLLETİNDEN YEDİKLERİ İFLAH OLMAZ DARBELER!
06 Haziran 2016
YERELLEŞME GÖRÜNTÜLÜ ÇIKAR OYUNLARIYLA TERÖRE ALTYAPI OLUŞTURMA VE TÜRKSÜZ OSMANLICILIK OYUNLARI!
04 Şubat 2016
Sabancı Suikastının Faillerinin Vermek İstedikleri Mesajları Anlamak!..
11 Ocak 2016
NİZAMI ALEM ÜLKÜSÜNÜN ARADIĞI ŞAHSİYETİN KAPİTALİST SİSTEM İÇERİSİNDE GEÇİRDİĞİ BİREY OLMA BUHRANLARI!..
06 Aralık 2015
YAKIN ÇEVREMİZDE OLUP BİTENLER VE DÜŞÜRÜLEN RUS UÇAĞINA TAKILI MASKELERİN DÜŞÜŞÜ
15 Kasım 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
29 Ağustos 2015
Devlet sabrının sınırları ve terör örgütünün öfke kontrolsüzlüğü
04 Ağustos 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
21 Şubat 2015
ABD’de bir askeri okulda ders olarak anlatılan Horoz ve Tilki Hikayesi!
18 Ocak 2015
FRANSA’DA YAŞANAN KATLİAMIN ARKASINDA OLANLAR
10 Ocak 2015
CHARLIE HEBDO – KARİKATÜR – İNFAZ
25 Aralık 2014
TARAFLARIN KONTROL EDİLEMEYEN BEŞERİ ÖFKE ŞİDDET VE HİDDETLERİ ARASINDA KAYBEDİLEN İNCE AYRINTI OKUMALARI
11 Aralık 2014
SEÇİM BARAJI VE SEÇMEN İRADESİ
23 Mart 2014
GARİP BİR ŞEKİLDE DEĞİŞEN HASANKALE
17 Mart 2014
ÇANAKKALE NEDİR? NE DEĞİLDİR?
17 Şubat 2014
YENİ TOPLUMSAL DÜZEN VE YAPININ TEMEL DEĞİŞKENLERİ; DURAĞANLIK-KAOS-DÜZEN VE HAYIR VE ŞER İLİŞKİSİ
02 Şubat 2014
DEĞİŞMESİ İSTENEN SEÇİM YASASI NELERİ DEĞİŞTİRMELİDİR?
19 Ocak 2014
DİL KÜLTÜR SİYASET VE MEDYA İLİŞKİSİ KAPSAMINDA POST MODERN ANLAYIŞ
07 Ekim 2013
ALLAH KORUSUN ZIVANADAN ÇIKMAK ÜZEREYİZ!
29 Eylül 2013
BEKTAŞİLİK, MEVLEVÎLİK KÜLTÜRÜ, İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ VE TEYO FELSEFESİ
12 Eylül 2013
Ortadoğululaşmayı Özlediği ve 12 Eylül Öncesini Heves Edip İçine Közlediği İçin Ortası Mortası Mağaraya Dönen ve Hep Aynı Kenarı Kullanan Üniversite-i Ortadoğu!..
03 Eylül 2013
Hasan Kalenin Dünü ve Bu günü –Teyo Çözsün Kör düğümü!
15 Ağustos 2013
BİR BİLENİN PİR YANILDIĞI GİBİ ÇOK BİLENLER DE ÇOK YANILACAKLAR!..
18 Temmuz 2013
CENABI ALLAH GÖNDERDİĞİ EN SON DİNİNİN KORUYUCUSUDUR
08 Temmuz 2013
Dersanelerin Kapatılması veya Kapatılamaması!..
29 Haziran 2013
TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ PROJE OKUR YAZARLIĞI VE TEYO PEHLİVAN’IN ANAYASA YORUMU
24 Haziran 2013
GEZİ PARKI OLAYLARI İLE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDA GİDİP GELEN YANSIMA OKUMALARI!..
18 Haziran 2013
TANSİYON MUTLAKA DÜŞÜRÜLMELİ
04 Haziran 2013
AKİLLER VE ARİFLER
22 Nisan 2013
SOSYAL SERMAYENİN ERİMESİ VE TEYO PEHLİVANIN YERİNMESİ
25 Şubat 2013
Zamanın Ruhu Değişti ve Teyo İmdada Erişti!..
07 Şubat 2013
YAYI KIRILAN DADAŞ!...
07 Ocak 2013
ZEMHERİ AYAZINDA YANARAK MİLLETİNİN UFKUNU AYDINLATANLAR
30 Aralık 2012
İYİLİK
26 Kasım 2012
İTEN ARABI KARIŞAN MEZHEPLER ARASINDA ARAMAK!
16 Kasım 2012
TERÖR SORUNUNU KİM ÇÖZER, KİM ÇÖZEMEZ?
11 Kasım 2012
TBMM TEZKERESİNİN ANLAMI VE ANLAMSIZLAŞTIRILMASI
Haber Yazılımı