Yazı Detayı
26 Haziran 2017 - Pazartesi 10:25
 
DEVLETİ BAŞSIZ BIRAKMAYA NİYET EDENLER KUZGUNLARA LEŞ OLMAKTAN KURTULAMAYACAKLAR!..
Ali Osman ENGİN
 
 

Kitabı Kuran, Peygamberi Hazreti Muhammed Aleyhisselam, Kıblesi Kâbe, İbadethanesi Cami ve Dini İslâm olup, Allah’ın şüphesiz ve şeksiz kulu olan ve böylece alabildiğine özgürleşerek başka kullukları reddeden bütün Müslümanların Mübarek Ramazan Bayramlarını canı gönülden kutluyorum. Allah herkesin hakkında hayırlara vesile etsin İnşallah. Bin aydan daha hayırlı olan bu mübarek ayın feyiz ve bereketinin devletimizin ve aziz milletimizin başına olmasını, satılmış hainlerin şerrinden ve hilelerinden hıfz eylemesini temenni ediyorum. Din, devlet, millet, hak, adalet, ırz, namus, şeref, haysiyet düşmanı terör örgütünün, kendilerine yataklık ve paralel yandaşlık yapanların sağladıkları lojistik ve istihbarat destekleriyle kaçırdıkları ifade edilen Necmettin YILMAZ’ ın akıbetinin bir an önce ortaya çıkmasını ve gelmiş geçmiş bütün şehitlerimiz için rabbimden mekânlarının Cennet olmasını niyaz ediyorum. Rabbim onların niyet ve yüzü suları hürmetine bizleri de korusun ve varsa yanlışlarımız ıslah etsin.

Bu aziz millete ve ülkemize tuzak kuranların, onlara sözlüde olsa destek olanların, sayın Cumhurbaşkanımızın buyurdukları gibi; yaratılan manipülatif ve ne hikmetse halâ hiç pişmanlık duyanı, bunu dillendireni olmayan sentetik mağdur edebiyatı yaratanların; çıkar elde ettikleri, ekmeden biçmeye alıştıkları, acıkmalarına bile fırsat kalmadan doyuruldukları, tüyü bitmemiş yetim haklarını zimmetlerine geçirmekte tereddüt etmeyen, Allah’a kulluğu unutup akşam sabah salya ve sümüklerini yaladıkları terör elebaşılarına kullukta geç kalmayanların üst üste geçmiş ve her duruma uygun vaziyet alma esnekliğine sahip maskeleri birer birer düşmeye başlamıştır. Artık yavaş yavaşta olsa iradelerini kendilerine sağlanan it yalı ve leş kemikleri karşılığı ipotek altına aldırıp ihanet pazarlarında kiraya verenlerin kiracılarının kendi can haylarına düştüğünü fark etmeye başlamışlardır. Çünkü yolun sonunu görmeye, yaşayacakları kabir azabına deli gömleği örmeye, tükettikleri akıl ve idrak sermayelerinin beyhude baskısıyla halden hale girmeye, rezil rüsvay olup alemi ibret için geşmer olmaya razı olmuşlardır. Devlet erkinin ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri çelikten iradesiyle terör örgütlerinin tamamını saklandıkları inlerinde bulup hak ettikleri bedeli ödettiğini dünya alem görüyor. Terör, ihanet, vatan, din ve bütün dünyaya kadim bir medeniyet sunmuş; yok etmeyip yaşatan ve koruyan aziz milletimizin düşmanlığına soyunarak bu yolda her türlü kılıktan kılığa girmeye devam edenler, gerçek zalimlerdir. Hangi dünyevi güce sahip olurlarsa olsunlar Yüce Allah’ın gücü ve İnşallah büyük milletimize verdiği destek ve yardım karşısında ateşin karşısında erimekten başka çaresi olmayan buz gibilerdir ve eriyip taşa toprağa karışacaklardır.

Ancak o taş ve topraklar arasından uygun zemin buldukça yeniden yeşerip ayrık otları gibi alttan alta boy verip etrafı hep olduğu gibi arakadan kuşatmak isteyeceklerdir. Aziz dostlar hep öyle olmadı mı?.. Her zaman ilk darbeyi sizdeniz dediklerine vurmadılar mı? 12 Eylül öncesinde yaşandığı gibi kardeşi kardeşe düşürerek ülkenin bölünüp parçalanmasına çalışılmadı mı? İster soldan ister sağdan adı ne olursa olsun bu milletin geleceğinde önemli görevler alabilecek gençler cımbızla seçilerek katledilmediler mi? Yaratılan o kaos ortamlarından nemalanıp beslenenler işte günümüzde de eylem ve söylemlerinden asla vazgeçmeyen terör örgütleri değil mi? Adı ister İslâm, ister Hıristiyan, ister putperest, ister  Mecusi, ister dinli, ister dinsiz her ne olursa olsun hiçbir farkı yoktur. Bütün mesele Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ortadan kaldırılmasıdır. Onlara göre bunu gerçekleştirmek için her küresel ihanet pazarlarında alım satım yapmaya değer olduğu ortada değil mi? Pişman olup bu amaçtan vazgeçmeyeceklerine göre her türlü Bizans oyununun ve melanetin beklenmesi gerekir. Bütün kamu kurum ve kuruluşlarında bu yapıların kalıntıları görev yapmaya devam ediyorlar. Bu kalıntıları fark etmek için bilimsel mantık ve sosyal psikoloji ilkelerinin kullanılması gerekebilir. İşte o zaman geçmişteki durum ve bağlantıları, şu an itibariyle çok örtülü olarak yapmaya mahkum oldukları ve kendilerince öngördükleri geleceği hep olduğu gibi yine ihanet pazarlarında yeniden yapılandırmak için kurguladıkları yeni toplumsal kaos yaratma, kendilerini emin kılmak için başkalarını çatıştırarak güç kazanma teşebbüslerinin çok canlı olduğu ortaya çıkacaktır.

Bir mensubu olarak çalışmaktan her zaman onur duyduğum üniversitelerimizde son dönemlerde devlet erkinin güvenerek göreve getirdiği üst yöneticileri yıpratmak, gözden düşürmek, devlet ve milletten yana taraf olarak etkinlik alanlarını daraltmak, gözden düşürerek halk nezdinde mağdur edebiyatı yaratmak için kumpas üstüne kumpas kurmaya devam ediyorlar. Bu manada adlarını şimdilik saklı tutmak istediğim birtakım fakülte dekanlarının: “Sayın Rektörümüzle ilgili olarak; “daha önce iyiydi de son zamanlarda yanlış yapmaya başladı, kendilerine çok tepkiler var, o tepkileri ben izole ediyorum, o adamları ben tutuyorum yoksa şöyle-böyle yapabilirler”  gibi ipe sapa gelmeyen ve bu alanda donanımlı teorisyenler tarafından maksadının çok açık olarak anlaşılabileceği niyet ve ortaya konulan davranışlar devam ediyor. Bu niyetler ve ona bağlı olarak ortaya konulan davranışların etkili olduğu her yer, her yapı ve her hafıza olumsuz etkilenmekte ve toplumsal kaosa zemin oluşturmaktadır. Çok ama çok acele olarak bu kıvrak ve oynak değişkenlere derhal müdahale edilmeli ve ellerindeki imkân ve fırsatlar alınmalıdır. Aksi halde verecekleri zararların muhatapları hepimiz olabiliriz. Çünkü devletin mücadele ettiği tüm paralel yapıların yeni paralelleri oluşmuştur. Bu paralelin paraleli olan yapılar kurumsal ve toplumsal kaos, hoşnutsuzluk, ümitsizlik ve çaresizlik üretmeye çalışıyorlar. Amiri oldukları kurumlarda kurum çalışanları arasında düşmanlıklar oluşmasına, bu düşmanlıklar üzerinden kendilerini kamufle etmeye, üst yönetimlere olabildiğince kirli bilgi aktarmaya, rektörlük nezdinde değer verilen ve önemsenen çalışanları değersizleştirmek için oyun içerisinde oyun kurmaya çalışıyorlar. Kendi oyun kurucuları da eski kaşarlaşmış, kurumsal yapıları geçmişte elde ettikleri güce bağlı olarak kendi çıkarlarına hizmet ettirmiş, ancak artık etkileri kırılmış olan, yine de bunu hazmedemeyen ve soyları-sopları tükenmeye yüz tutmuş dinazor ekelerdir. İlişkiler ve çıkar bağlantıları doğru kurulduğu zaman taşlar eksizsiz yerine oturuyor. Teröre ve ihanete yandaşlık edenler, onlara eylem ve hatta söylemleriyle destek olanlar sahada olanlardan daha tehlikelidir. Çünkü onlar bataklık gibi sivrisinek üreten oynak zeminlerdir. Bu alanlar kurutulmadığı sürece, sivrisineklerin ardı arkası kesilmez. O sivrisineklere emdikleri kanın bedeli ancak kurutulacak bataklıkla verilebilir.

Vatana ihanetin karşılığı değil, bedeli olur. Bu bedel yaşanmadan toprağın altına giremeyecekleri gibi, girseler bile orada da huzur bulamayacaklardır. Cenabı Allah, yaptıkları zulümleri arşa dayanan bu zalimlerin ingılazlarını vermiştir. Korunmasının O’ nun bilgi ve himayesinde olduğunu belirttikleri Kuran’a kötü niyetle yaklaşıp tahrif projelerini devreye sokanlar tüm kâinatın sahibi yüce Allah’ tan tokat yemişlerdir. Bu tokat çok şiddetlidir; akılları baştan, dinginliği ve feraseti yaştan, gözleri kaştan, kepçe ve kaşıkları aştan, kanatları kuştan alır. Bunların çocuklarına mirasları birkaç demet ihanet, Firavun dönemlerinden kalan sahte kehanetler olacaktır. Gerçekten de bu kehanetler her seferinde bir başka baharı işaret etse de; onların baharları fırtına ve kızıl kıyametlerle dolu kışa, yapışıp kan emen sülükler gibi kanını emdikleri bu aziz milletin baharları ise aydınlık ve ferahlık dolu yazlara kavuşmuştur.

                Yüce Allah’ ın takdiri ve kurduğu nizam çerçevesinde yaza dönen baharlarda uyanan ve hafızalarını diri tutmayı başarmış, tarih bilinci ve tarihsel şuura sahip civanmertler; selvi boylarını, düğün ve toylarını, Ademden gelme, Yüce Allah’ a kul ve şanlı Peygambere Ümmet olma soylarını, İslâm Dinine karşılığını sadece Yüce Yaratandan bekleyerek yaptıkları hizmetleri ölçüsünde övgüye mazhar olmuş; ırk, dil, din, inanç ve kültür farkı gözetmeyen ve aidiyet duygusu geliştiren herkesi koruyucu şemsiyesi altına alan, herkesin mutlaka kendisine ait bir yerinin olduğu bir kuşatıcı ve kapsayıcı kadim Türk Milletinin onurlu ve haysiyetli birer mensubu olduğunun farkında olan ve de İbni Haldun’un şahsiyet tanımlamasına uyan serden geçtiler, tüm geçitleri tutmaya başlamıştır. Bundan sonra açıkta yok, kaçakta yoktur. Sızma eğilimi gösteren sızıntılar hızla katran çukurlarına dolmaya, kaynaklarındaki ölü ruhların yamuk ve paralel şekil verdiği; hayalleri kurumuş, rüyaları gara guralarla dolmuş, gerçeklerden uzak sentetik gerçeklilklerle yaşamaya mahkum edilmiş, asla merhameti hak etmeyen zavallıların meymanetsiz sufatları (yüzleri) – benzleri solmaya yüz tutmuştur. Allah devlete ve millete zeval vermesin. Bana göre devlet; Sayın Doktor Devlet BAHÇELİ ve Millet te Sayın Cumhurbaşkanımız Reis Recep Tayyip ERDOĞAN’ dır. Sayın Başbakanımız Binali YILDIRIM da bu iki erk arasındaki koordinasyonu sağlayan enerjinin kaynağıdır. Rabbim hepsinden razı olsun ve sağlık ve afiyetler versin.

İşte o muhteşem baharların müjdecilerinden birisi de Üniversitelerimiz olmalıdır ve mutlaka olacaktır. Çünkü buralar bilim ve edep yuvalarıdır. Hak ve adalet ölçütlerinin parlatıldığı kurumsal yapılardır. Liyakatin değer kazandığı ve sahibine değer kattığı dirik mekânlardır. Rahmetli Oktay SİNANOĞLU’ nun deyimiyle evren kentleşmemeleri gereken üniversal yapılardır. Böyle bir yapının asla kadim değerleri yok sayması da beklenemez. Bu aziz milleti ayağa kaldıracak en temel yapılardan birisi de işte o kadim bilgi, bu bilgiye dayalı olarak ortaya çıkan davranış ve değerlerdir. Bu konularda projeler yapılabilir.

Millet ve devlet olarak geleceğimizin inşasında ve devlet ebed millet kavramları boyutuyla rol alacak yeni kuşakların kültürlenmeleri, varlığı özünden önce gelen insan yavrusunun özünü bularak insanı kâmil olabilmesi için üniversiteler çok boyutlu üretim merkezleri olmalıdır. Birey veya şahsiyetin geçirdiği bu süreçler tesadüflere bırakılamayacak kadar önemlidir. Bu önemin farkında olunmadan yapılacak yanlış ve geçirilecek olumsuz yaşantıların kazası olmayabilir. Her toplumda var olan ve olması zorunlu olan toplumsal kurum ve bunlara bağlı kuruluşların her düzeydeki yöneticileri arasında terör örgütü mensubu, yandaşı veya seviyesi ne olursa olsun sempatizanlarının olmaması gerekir. Bu şahısların eylem ve söylemleri arasında devleti ve milleti yıpratmak, toplumsal kaos ve kargaşa yaratmak, birilerini koruyarak ayrımcılık ve bölücülük yapmak, boş buldukları her yere nifak tohumları ekmek vardır. Bu davranışları da bu konularda donanımlı, duyarlı ve farkındalık düzeyleri yüksek olanlar anlayabilir ve deşifre edebilir. Bu civanmertlere mutlaka üst yönetimler tarafından daha fazla çalışma alanı oluşturulmalı, görev ve sorumluluk verilmeli, önemsenmeli ve mutlaka daha fazla çalışmalarına zemin hazırlanmalıdır.

Bu liyakatten yoksun, adalet ve her durumda devletten yana tavır koyma noktasında en azından yavaş hareket edenlerin yönetim çarkını çevirirken bazı dişleri kırabilecekleri ve böylece devlet ve millet çarkının sosyal ve hukuk devleti olarak; Hakka ve adalete tutunarak dirilip ayağa kalkma çalışmalarına zarar verebilecekleri unutulmamalıdır. Hırsızın evden olmasının öküzün bacadan çıkmasına fırsat verdiği gözden ırak tutulmamalıdır. Diğer kamu kurumlarıyla beraber üniversitelerimizde geçmiş dönemlerde yapılmış böylesi hataların yeniden değerlendirilmesi noktasında oldukça açık kayırma ve ihmallerle karşılaşılmaktadır. Ortaya çıkan sonuçların bunu teyit ettiğini biliyoruz. Toplumsal birlik ve beraberliğimizin ayrık otlarından kurtulması ve ezelden ebede yol tutması için bazı üniversite yönetimi ve bu erkin başı olan rektörlerimize minnet ve şükranlarımızı ifade etmek gerekir. Bunun göstergesinin de verilecek destek ve yapılacak katkılarla mümkün olacağı açıktır.

Bu öncü rolü oynayabilecek üniversitelerden birisi de Atatürk Üniversitesidir. Devletten yana tavır koyarak bilim, hak ve adalet ilkeleri ışığında yol alan üniversitemizin kaptan koltuğunda oturan Sayın Rektörümüzün her söyleminde bu duruma vurgu yapmaları önemlidir. Devlete ve millete ihanet etmiş terör örgütleri, sempatizanları ve eylem ve söylemleriyle destekçileri hakkında yürütülen kovuşturmalarda takınılan tavırlar; adaletin mülkün temeli olduğu anlayışını açıkça yansıtmaktadır. Aleyhte ve yıpratmaya dönük yapılan propagandaların sahiplerinin niyetleri bellidir. Bu durum şimdi olduğu gibi gelecekte de değişmeyecektir.

Karşı propaganda ve istihbarata karşı koyma çalışmalarına kurumsal düzeyde hız verilmelidir. Bunu yapan ve her durumda yapabilecek farkındalık düzeyi yüksek, vatan ve millet duyarlığı çok hassas olan elemanların var olduğu ve meccanen çalıştıklarını görmek, bir ölçüde rahatlatıcı oluyor. Sayın Rektörümüz, Prof. Dr. Ömer ÇOMAKLI Hocamızı da bu doğrultuda ve üniversitemizde eşitlik ve adalet kavramlarının hakim kılınması için ortaya koydukları gayret ve çabalarından dolayı kutlamak gerekir. Örneğin; Pedagojik Formasyon eğitiminin öğretmen yetiştirme olgusu kapsamında yüz yüze yapılmasının sağlanması, Açık öğretim Fakültesi bünyesinde elde edilen geliri üniversite genelinde mevzuatlara uygun olarak çalışanlara ortaya koyacakları performanslar ölçüsünde yaymaları, üniversite genelinde yaşanan huzur ve güven ortamı, gelinen noktada kayda değer gelişmeler olmaktadır. Bu çalışmaların diğer üniversitelere de örnek olacağı unutulmamalıdır.

Ne diyelim zaman ola hayrola.

 

Prof. Dr. Ali Osman ENGİN

 

Bu yazıma ilave olarak yaptığım gargışa da yer vermek istiyorum.

 

ZALİMLERE GARGIŞTIR!..

Gâvurun Döllleri merek ağızlılar

Rapata sufatli leyden baçaklılar

Sizi gafıl ölümlere gelesız

Ömrümüzi yedız bitirdız bizi

 

Aman dilemeyın goyalım yetmezse

Üstüze bir puşta altıza gehbe

Allah belazi vere öyle galasız

Olasız sonunda leppez kereste

 

Eymek atli sizi yayan galasız

Heç meymanetız yok, yerızınnen belasız

Bemırat tahtasına çığardalar sizi

Bögüre bögüre dil atıp yalvarasız

 

Külve böcükleri dasdar sarıklılar

Dana gözli camış derılıler

Uyuz olasız dırnaklarız çüriye

Gevenler dalıza kakıli gala

 

Etlerız eriye baba davun dutasız

Dalızdan oklana ağulari yudasız

Fizahlanıp tepe takla düşerken

Yeddi kat yerın dibine batasız

 

Sizsız rastgelene gargış yağdıran

İtleri kıskılayıp daşlari bağliyan

Ağzızdan çıkan beddualar goynuza gireler

Keşke biz olsaydık sizi susturan

 

Kokor olduz uşaklari gorkuttuz

Yardız üregimizi derın hark ettız

Geşmer olduz rezillığız diz boyi

Cehennem yerız ola uyanmiyasız gefletten

 

İşiz gücüz garışmak etliye sütliye

Gagala gözlerız yerlerınden portliya

Emeklerımızın dutsaği olasız

Erğepler çiyanlar sizi kıtliya

 

Anamızdan emdığımız südi burnumuzdan getırdız

Ne ettık ki size bizi bizde bitirdız

Merhemet duyğusi sizde ne arar

Soyup soğana çevürüp bizi nırğımıza yetırdız

 

Teneşırızi önümüze alıp iteliyek yerıne

Çakalım pasli mısmarlari daha derıne

Aman tez kapadın geri meri gelmesınler

Yapışasız yeddi kat yerın dibine

 

Akşam sabah eşındız durduz

Gün geşdıkça itler kimin gudurduz

Bizden uzak ola gendi etızi yiyesız

Ağzızdan gara gan gele civan devrülesız

 

Bu yazdıklarım sözün kısası

Güzel insan olmak işin esası

Gılıncın yarası eylense bile

Eylenmiyen yara sözün yarası.

           

                                   Prof. Dr. Ali Osman ENGİN

 
Etiketler: DEVLETİ, BAŞSIZ, BIRAKMAYA, NİYET, EDENLER, KUZGUNLARA, LEŞ, OLMAKTAN, KURTULAMA
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
16 Temmuz 2018
15 TEMMUZU ANARAK UNUTMAMAK VE GEREĞİNİ YAPMAK
08 Temmuz 2018
CAN ÇEKİŞEN KRİPTO HAİNLERİNKUMPAS TUZAKLARI!..
31 Mayıs 2018
27 MAYIS VE ÜLKÜSÜ; TEK VATAN-TEK MİLLET-TEK BAYRAK-TEK DEVLET ADINA
25 Mayıs 2018
HEP AYNI YÖNTEM TEKNİK VE ARAÇ GEREÇLERELE GELECEĞİN DAHA İSTENDİK YAPILACAĞINI HAYAL ETMEK VE DÜŞÜNMEK OLS OLSA DELİLİK EMARESİ OLABİLİR!..
19 Mart 2018
ÇANAKKALE ÇANAĞINDAN BESLENMEK!..
05 Mart 2018
28 ŞUBAT POST MODERN DARBE GİRİŞİMİ
13 Şubat 2018
CUMHURİYET DÖNEMİ DARBELERİN TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE DOĞURDUĞU SONUÇLARDAN YOLA ÇIKILARAK SOSYOLOJİK BAKIŞ AÇISIYLA DEĞERLENDİRİLMESİ
25 Aralık 2017
KUDÜS Stratejisi Yeniden Dirilişin Milâdı Olacaktır
06 Aralık 2017
İRAN-AMERİKA VE TÜRKİYE
11 Kasım 2017
AMERİKA’NIN YENİ DÜNYA DÜZENİ VE PDY/PKK’YA BİÇİLEN YENİ ROL
20 Ekim 2017
KORSAN REFERANDUMLA MEŞGUL EDİLMEK İSTENEN TÜRKİYE İDLİB HAREKÂTIYLA RESTİNİ ÇEKTİ VE HAÇLI İTTİFAKININ KİRLİ EMELLERİNİ KURSAKLARINA GÖMDÜ!.. BİZLERE DÜŞEN CEPHE GERİSİNİ SAĞLAM TUTMAKTIR.
29 Eylül 2017
İHANET ATEŞİNDE AKLINI ISITANLAR KENDİ BEDENLERİNİN YANIŞINI SEYREDECEKLER!..
18 Ağustos 2017
İhanet Çeteleri ve Terör Yapılarıyla Beraber Kayıran ve Koruyanlara da Amasız, Fakatsız Dokunulmalıdır!..
17 Temmuz 2017
15 TEMMUZ ÜZERİNDEN 1 YIL GEÇTİ
18 Mart 2017
NEYE EVET NEYE HAYIR!..
20 Şubat 2017
ANAYASA VE BAŞKANLIK (HÜKÜMET) SİSTEMİ REFERANDUMUNDA EVETLE HAYIR YER DEĞİŞTİRİRSE!...
04 Şubat 2017
ANAYASA REFERANDUMU VE TÜRK EĞİTİM SEN GENEL BAŞKANININ SÖZLERİ!..
13 Aralık 2016
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ SINIRLARIMIZIN ÖTESİNİ DE KAPSAYAN BİR BÖLGE ÜNİVERSİTESİ OLMA YOLUNDA
24 Temmuz 2016
VATAN VE MİLLET DÜŞMANI HAİN DARBECİLERİN TÜM FARKLILIKLARI İÇİNE ALAN BÜYÜK TÜRK MİLLETİNDEN YEDİKLERİ İFLAH OLMAZ DARBELER!
06 Haziran 2016
YERELLEŞME GÖRÜNTÜLÜ ÇIKAR OYUNLARIYLA TERÖRE ALTYAPI OLUŞTURMA VE TÜRKSÜZ OSMANLICILIK OYUNLARI!
04 Şubat 2016
Sabancı Suikastının Faillerinin Vermek İstedikleri Mesajları Anlamak!..
11 Ocak 2016
NİZAMI ALEM ÜLKÜSÜNÜN ARADIĞI ŞAHSİYETİN KAPİTALİST SİSTEM İÇERİSİNDE GEÇİRDİĞİ BİREY OLMA BUHRANLARI!..
06 Aralık 2015
YAKIN ÇEVREMİZDE OLUP BİTENLER VE DÜŞÜRÜLEN RUS UÇAĞINA TAKILI MASKELERİN DÜŞÜŞÜ
15 Kasım 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
29 Ağustos 2015
Devlet sabrının sınırları ve terör örgütünün öfke kontrolsüzlüğü
04 Ağustos 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
21 Şubat 2015
ABD’de bir askeri okulda ders olarak anlatılan Horoz ve Tilki Hikayesi!
18 Ocak 2015
FRANSA’DA YAŞANAN KATLİAMIN ARKASINDA OLANLAR
10 Ocak 2015
CHARLIE HEBDO – KARİKATÜR – İNFAZ
25 Aralık 2014
TARAFLARIN KONTROL EDİLEMEYEN BEŞERİ ÖFKE ŞİDDET VE HİDDETLERİ ARASINDA KAYBEDİLEN İNCE AYRINTI OKUMALARI
11 Aralık 2014
SEÇİM BARAJI VE SEÇMEN İRADESİ
23 Mart 2014
GARİP BİR ŞEKİLDE DEĞİŞEN HASANKALE
17 Mart 2014
ÇANAKKALE NEDİR? NE DEĞİLDİR?
17 Şubat 2014
YENİ TOPLUMSAL DÜZEN VE YAPININ TEMEL DEĞİŞKENLERİ; DURAĞANLIK-KAOS-DÜZEN VE HAYIR VE ŞER İLİŞKİSİ
02 Şubat 2014
DEĞİŞMESİ İSTENEN SEÇİM YASASI NELERİ DEĞİŞTİRMELİDİR?
19 Ocak 2014
DİL KÜLTÜR SİYASET VE MEDYA İLİŞKİSİ KAPSAMINDA POST MODERN ANLAYIŞ
07 Ekim 2013
ALLAH KORUSUN ZIVANADAN ÇIKMAK ÜZEREYİZ!
29 Eylül 2013
BEKTAŞİLİK, MEVLEVÎLİK KÜLTÜRÜ, İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ VE TEYO FELSEFESİ
12 Eylül 2013
Ortadoğululaşmayı Özlediği ve 12 Eylül Öncesini Heves Edip İçine Közlediği İçin Ortası Mortası Mağaraya Dönen ve Hep Aynı Kenarı Kullanan Üniversite-i Ortadoğu!..
03 Eylül 2013
Hasan Kalenin Dünü ve Bu günü –Teyo Çözsün Kör düğümü!
15 Ağustos 2013
BİR BİLENİN PİR YANILDIĞI GİBİ ÇOK BİLENLER DE ÇOK YANILACAKLAR!..
18 Temmuz 2013
CENABI ALLAH GÖNDERDİĞİ EN SON DİNİNİN KORUYUCUSUDUR
08 Temmuz 2013
Dersanelerin Kapatılması veya Kapatılamaması!..
29 Haziran 2013
TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ PROJE OKUR YAZARLIĞI VE TEYO PEHLİVAN’IN ANAYASA YORUMU
24 Haziran 2013
GEZİ PARKI OLAYLARI İLE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDA GİDİP GELEN YANSIMA OKUMALARI!..
18 Haziran 2013
TANSİYON MUTLAKA DÜŞÜRÜLMELİ
04 Haziran 2013
AKİLLER VE ARİFLER
22 Nisan 2013
SOSYAL SERMAYENİN ERİMESİ VE TEYO PEHLİVANIN YERİNMESİ
25 Şubat 2013
Zamanın Ruhu Değişti ve Teyo İmdada Erişti!..
07 Şubat 2013
YAYI KIRILAN DADAŞ!...
07 Ocak 2013
ZEMHERİ AYAZINDA YANARAK MİLLETİNİN UFKUNU AYDINLATANLAR
30 Aralık 2012
İYİLİK
26 Kasım 2012
İTEN ARABI KARIŞAN MEZHEPLER ARASINDA ARAMAK!
16 Kasım 2012
TERÖR SORUNUNU KİM ÇÖZER, KİM ÇÖZEMEZ?
11 Kasım 2012
TBMM TEZKERESİNİN ANLAMI VE ANLAMSIZLAŞTIRILMASI
Haber Yazılımı