Yazı Detayı
01 Ekim 2019 - Salı 09:58
 
HASANKALENİN DÜNÜ BUGÜNÜ VE YARINI
Ali Osman ENGİN
 
 

Hasankaleli olmaktan gurur duyan ve bu gururu da “aşkında hoş, derdinde hoş” diyerek Hasankale’de yaşayıp dertleriyle dertlenmeyi ve neşesiyle neşelenmeyi kronik bir sevda haline getiren ve az çok ikamet etme zemini hazırlayan Çok muhterem Hasankaleliler, aziz kardeşlerim; bu yazımda güzel Hasankalemizin dünü, bugünü ve yarınını birlikte değerlendirip kıyaslayarak sosyolojik ve ahlâkî bir analiz yapmak istiyorum. Hasankale, adıyla anılan meydan muharebesiyle, havasıyla, suyuyla, yetiştirdiği tarihi şahsiyetleriyle tarihe mal olmuş şirin bir yerleşim birimidir. Kısacası tarihi kökleri derindir. Bu konudaki daha detaylı analiz ve değerlendirmeyi yine Hasankalemizin yetiştirdiği tarihçilere bırakıyorum.

 

İşte bu zengin tarihsel arka plândan  beslenerek yetişmiş; Nefi’si, İbrahim Hakkı Hazretleri, Alvarlı Efe hazretleri ve onun muhterem yakınları, Hasan Dedesi, Ali Babası, Çöğenderli Hacı Salih Efendisi, Selahattin Demircioğlu Paşası, Gara Hamza Emmisi, Aşık Yaşar Reyhanisi, Teyo Pehlivanı, büyük Osmanı, deli Yusufu, hayatta olduğu dönemde yaşayan son Meddah olan Behçet Mahiri ve daha adını hatırlayamadığım yüzlerce civanmerdi olan Hasankale, o şahsiyetlerle kendini değerli kılan bir değerler ve kültür merkezi olmuştur. Özellikle geçmiş te Hasankale denildiği zaman öncelikli olarak akla gelen bu şahsiyetler ve onların oluşturmuş oldukları insanlık felsefesidir. İnanın sevgili dostlar, o deliler var ya, onların bir kısmı bugün aslına ve İlayıKelimetullah davasına uygun tutum ve davranış içerisinde olmayankripto yapılanmalar, 15 Temmuzda devlete ve büyük Türk Milletine ihanet bayrağını açan paralel ve paralelin paraleli cemaat ve adları başka başkayapılarıyla aklanıp paklanmaya çalışanlardan çok daha veli ve erdemli idiler!.. Onlar, toplum içerisinde her kim olursa olsun haksızlık, yolsuzluk ve ahlâksızlık yapanlara mutlaka diyecek sözleri, dumanı dışa vuran közleri, asla Hak ve adaletten sapmayan özleri vardı. Onların iç savaş kışkırtıclığı yaparak kaos yaratmak isteyen hainlerle irtibatları ve iltisakları yoktu. Hatta onlarla irtibatı olanlarla da iltisakları yoktu. Rahmetli Deli Osman’ın tek başına yaşadığı evinin bahçesine kazdığı mezarda üzerini otlarla örterek yatıp kalktığını bilenler, onların kimlerle ve hangi divan ve dergâhlarla iltisaklarının olduğunu anlayacaklardır. Esasında temeli İslâm Şeriatını yaşamak olan Tasavvuf anlayışını yansıtan ve gayesi belli olan saflaşmış, berraklaşmış, billurlaşmış, gerçek Tarikat anlayışını bu sentetik ve naylon yapıların dışında tutmak gerekir.

 

Gerçekleri görmeyen gözleriyle onlara sıradan deli nazarıyla bakan ve verilen mesajları duymayan kulaklarıyla ahkâm kesen zavallıların içlerini aşikâr olan dışlarıyla görebilen ve insan olma fıtratıyla duyan kulaklara sahip bu dünyadan, maldan mülkten ve serden geçtileri anlayabilmek için saygıdeğer hocamız, Prof. Dr. Üstün DÖKMEN Beyin; “Karşı Köyün Delileri” eserini okumalarını tavsiye ediyorum.

 

İşte Hasankalenin geçmişinde bu muhteşem şahsiyetlerin emeği ve damgası bulunur. Bu insanların her birisi ön koşul öğrenmeleri yerinde olan eğitimciler olmuşlardır. Hayatları boyunca rol model olmaya çalışmışlar ve insanları değerler temelinde eğitmişlerdir. Bu eğitimciler yani öğretmenler, ancak tutunarak ayağa kalkmamızı sağlayacak kadim değerlerimizi başat değerler olarak görmüşlerdir. Dolayısıyla  onlar, aydınlatmak için yanmaya talip olan civanmertlerdi. Onların; Vatan, Millet, Bayrak, Ezan, adalet, namus, şeref ve haysiyet sevdası temelli yanmaları asla tükenmek ve yok olmak anlamına gelmiyordu. Onlar bu sevdayla yandıkça, daha da cevherleşiyor, berraklaşıyor ve billurlaşıyorlardı. Bu netleşme ve saflaşmanın doğurduğu enerji muhataplarının,sosyoloji biliminin kurucularından olan, İbni Haldun’un deyimiyle mümtaz şahsiyetler olmalarının önünü açıyordu.

 

Toplumsal birlik ve beraberlik, toplumsal uzlaşma insanların birbirlerine saygı ve sevgi duymasını sağlayan bu serden, gururdan ve kibirden geçtiler, şüphesiz halk tarafından da sevilen ve itibar edilen şahsiyetlerdi. Sade ve şatafatsız hayatları boyunca insanları asla birbirlerinden ayırt etmeksizin Yüce Yaratana ve O’nun verdiği nimetlere karşı farkındalık düzeylerini artırmak, görev ve sorumluluklarının bilincinde olmalarını sağlamaktı. Davalarında samimi oldukları için niyetlerle beraber fiili olarak başarılı olmuşlardır. Dolayısıyla komşusu aç iken tok yatılmıyordu ve mutlaka ekmek paylaşılabiliyordu. Çünkü değerler yaşıyor ve yaşatılıyordu. Ahlâkî çürümenin emareleri yoktu. Her türlü sorunu çözebilen ve çatışma yönetimi kültürüne sahip gerçek manevi dinamikler vardı ve bunlar toplumsal ve bireysel sorunların kaynağı olan şahıslara ulaştıklarında mutlaka iyiliğe doğru yönlendirir, günah ve hatalarının bedelini ödemelerini sağlar, musibetleri nasihate dönüştürmelerine yardımcı olurlardı.

 

O dönemde ne tefecilik, ne faizcilik, ne hırsızlık, ne dolandırıcılık, ne de namertlik yoktu. Büyüğe saygı ve küçüğe sevgi vardı. Kimse kimsenin malına ve namus saydığı değerlerine tecavüze yeltenemezdi. Hasankalenin mümtaz tarihi şahsiyetleri de hep o dönemlerde yetişmiş ve günümüzde benzer karakter abidelerinin ortaya çıkmasına da ışık tutmuşlardır.Hasankale geçmişinde kendi isimleriyle müsemma olan markalaşmış insanlara sahipti. O insanlar işte o markalaşan değerleriyle tanınır ve anılırlardı. Sadece insanları mı?Hayır hayır, o dönemlerde Hasankalenin suyu ve havası da çok daha temizdi.  Toprak daha bakir ve daha verimliydi. Henüz yediğimiz gıdaların fıtratıyla oynanmamış ve fetrete düşülmemişti. Hasankalenin geçmişinde devlete paralel yapılar oluşturup 15 Temmuzdaki vatanı bölüp parçalamaya kalkışan ihanet yolcusu cemaatler de yoktu. Camilerden oluşan Allah’ın evi ve dergâhı vardı. Camileri öksüz bırakan, üretilen ve yaratılan sahte ve naylon gerçekliklerle insanları uyuşturup fıtratını bozan, Türk adından, Türk tarihinden ve özellikle Mustafa Kemal Atatürk’ten rahatsızlık duyan kripto  yapılar da yoktu. Peygamber Efendimizin övgüsüne mazhar olmuş büyük Türk İslâm Milletinden duydukları rahatsızlığı Atatürk düşmanlığıyla dışa vurdukları muhatapları tarafından çok iyi bilinmektedir.

 

Hasankalenin yakın geçmişinde ve bu gününde tarihi geçmişle bağdaşmayan, tarih bilinci ve şuuruyla değerlendirildiği zaman çok kaygılandırıcı değişiklikler ve tüm değerler boyutuyla bir ahlâkî çürüme ve dezenformasyondan bahsetmemiz gerekir. Bu bozulma ve çürümenin bana göre en temel gerekçelerinden birisi; yeni bir din anlayışıyla ortaya çıkıp bu aziz milletin ahlâk ve değerler boyutuyla fabrika ayarlarını bozan merdiven altıkripto paralel cemaat ve cemiyet yapılarının, Hasankalemizin saymaya çalıştığım gerçek manevi dinamiklerini adeta unutturarak sadece kendi tarikat, cemaat ve dergâh liderlerini sürekli gündemde tutmalarıdır. Onlarla doku uyuşmazlığı olan Hasankaleliler için onlar olsa olsa sadece birer manevi dinamit olmuşlar ve inanç dünyalarını sabote etmişlerdir. Devlet erkini kullanarak yaptıkları sahtekârlıklar, soru çalmalar gibi hırsızlıklar ve adaletsizliklere suni gerekçeler oluşturup yaşanan değerler altüst edilmiştir. Artık insanlar yaptıkları zulüm ve haksızlıklara doğru gerekçeler bulmaya, kendi suiistimal, hata, yolsuzluk, hırsızlık ve haksızlıklarının kendilerinin dışında kalanların doğrularından daha değerli olduğu gibi sapık bir anlayış geliştirmişlerdir. Bu gün kripto Fetullahçı terör örgütü mensuplarının yargılanmalarında; bir çok sınavla ilgili soruları neden çaldıkları sorulduğunda; bundan dolayı Cennete gideceklerini ve sorular çalınarak hakları ellerinden alınanların da Cennete gideceklerinden söz etmişlerdir!..

 

Bahse konu tarikat ve cemaatler, aralarında ve hatta kendi içlerinde birtakım fırkalara bölünmüş, kendilerini zakir ilan edenler birbirlerini dinsizlik ve zındıklıkla suçlar olmuşlardır. Görüldüğü üzere bu habis yapılar toplumu  kamplara ayırmış, milletin arasına tefrika sokmuşlardır. Bunu yaparken de temel argümanları; Atatürk üzerinden Türk ve Türk Tarihi düşmanlığı olmuştur. Böyle bir düşmanlığın onları üzse de büyük Türk Milletine ve onun kurumsal değerlerine olan ihtiyacı daha da belirgin hale getirmiş ve  insanımızın kendi öz değerlerine dönmesini sağlamıştır. Bunlar bu aziz milletin ezeli ve ebedi düşmanlarının niyet ve söylemleridir. Amerika Irak’ı işgal ettiğinde en öncelikli yaptırdıklarından birisi de Saddam Hüseyin’ i kendi yurttaşlarına katlettirmek ve büstünü yıktırmak olmuştur. Hasankalede de benzer bir vaka gerçekleşmiş ve az buçuk palazlaşıp güç elde ettiklerini sanan kriptolar, Atatürk’ün büstünü yıktırmış ve o alanı beton hozana döndürmüşlerdir.

 

Ne gariptir ki, Saddam Hüseyin’in büstünü yıkan Iraklı, şu anda büyük bir pişmanlık içerisinde olduğunu, Irak’a vad edilen demokrasinin gelmediğini, milyonlarca kişinin arından ve namusundan olduğunu, katliamlara uğradıklarını itiraf etmiştir. Atatürk’ün büstüne tahammülleri olmayan bu kriptolar, o dönemki belediye başkanının boy boy cilalı ve boyalı resimlerini her taşın ve başın üstüne asılmasına ve kadın erkek çoluk çocuklarının sürekli seyretmelerine tepki koymamışlardır. Herkesin birbirini çok iyi tanıdığı küçük bir ilçede, bir belediye başkanının kendi portrelerini hemen hemen her köşe başına, dağa, taşa bir sürü para harcayarak asmasının ve seyrettirmesinin çok gerekli bir davranış olduğunu düşünmüyorum. Eğer asılması gereken bir resim varsa o da sayınCumhurbaşkanımızın, tarihe mal olmuş şahsiyetlerimizin ve devlet büyüklerimizin resimleri olmalıdır. Diğer yandan asılması gerekenler gerçekleşen kalkınma hamleleri ve yatırımlarla ilgili bilgilendirici afişlerdir. Sayın Belediye Başkanımız Ahmet Dölekli Bey’i bu konuda tutarlı davranışlarından dolayı tebrik etmek istiyorum. Ancak sayın Başkanımızı bir yönüyle de eleştirmek istiyorum.

 

Sayın Başkanım,ben Ali Osman ENGİN ve İhsan Sabri BALKAYA Atatürk Üniversitesinde Eğitim Bilimleri ve Cumhuriyet Tarihi alanlarında görev yapan Prof. Dr. Öğretim üyeleriyiz. Hatta seçim dönemi gelip sizi ziyaret ettik ve hayırlı olsun dedik. Bizim gibi en alt kademeden en üst kademeye kadar aynı şekilde görev yapan öğretim üyeleri ve elemanları var. Ben bu durumun Hasankalemiz için değer üretebilecek bir potansiyel olabileceğini düşünüyorum. Sevgili ve çok değerli kardeşimiz ve herkesin kalbine dokunan hekimimiz Prof. Dr. Serdar SEVİMLİ’ nin isminin bir caddeye verilmiş olmasından dolayı da gerçekten mutlu olduk. Böyle anlamlı bir başlangıçtan sonra Prof. Dr. Serdar SEVİMLİ gibi Hasankalemize her hangi bir değer üretebilme potansiyeli olan diğer tüm Hasankalelilerin yılın belli dönemlerinde gelip Hasankale de en azından bir tatil geçirmelerinin sağlanması olabilir diye düşünüyorum. İşte bu maksatla Hasankale de bir daire satın aldım ve arada sırada geliyor ve Hasankaleyi teneffüs ediyorum ve Erzurum’a dönüyorum. Ancak daha kalabalık olmamız gerektiğini düşünüyorum.

 

Değerli Başkanım, Hasankalemizin yetiştirdiği en küçüğünden en büyüğüne kadar tüm değerler sizinle daha yakın olmak, konuşmak ve Hasankalenin sorunlarını paylaşıp hiçbir karşılık beklemeksizin fikirsel düzeyde katkı sağlamak isterler. Pasinler Savaşı ve Tarihi ile ilgili programa çağrılmayı beklerdik. Hatta daha önceden hazırlıklar yaparak orada bu konuyu çok boyutlu işleyebilir ve insanımızı bilinçlendirebilirdik. Meselâ Kars’ta Ebul Hasan Harakani ile ilgili iki tane uluslararası sempozyum yaptık. Neden İbrahim Hakkı Hazretleri, Nefi, Alvarlı Efe Hazretleri ile ilgili ve belediye desteğiyle kendi adımıza yapmayalım.

 

Anlaşılan odur ki güzel Hasankalemizle ilgili an itibariyle konuşulması gereken çok şeyimiz var. Bütün mesele samimi, çıkar odaklı olmayan, Hasankaleyi ve bu şirin beldede yaşamayı kader edinen insanımızı geliştirip kalkındıracak istihdam ve yatırımları devreye sokmaktır. Yerel ve ulusal ölçekte yapılabilecek çok şey vardır.

 

Hasankalemizin geleceğinin daha istendik ve beklendik olabilmesi, bu günü iyi değerlendirip tarihten de dersler çıkararak insanımızı merkeze alan ARGE çalışmalarıyla bütünleşik projelerin hayata geçirilmesine bağlıdır. Bu iş hiç te zor değildir. Sadece var olan potansiyellerin devreye sokulması dahi yeterli olacaktır. Sayın Başkanım sizden bunları umuyor ve inanarak bekliyoruz.

 

Sevgi ve selamlarımızla.

 
Etiketler: HASANKALENİN, DÜNÜ, BUGÜNÜ, VE, YARINI,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
07 Kasım 2019
YÜKSEK DAĞLAR GİBİ YÜCEYİM DEME GÜN GELİR ETRAFIN YOL OLUR!
29 Ekim 2019
TERÖR EMPERYAL PROJESİ MİLLET VE ÜMMETHESAPLAŞMASI MI!?..
21 Ekim 2019
KİM DOST KİM DÜŞMAN BU ÇOK İYİ BİLİNE!..
08 Ekim 2019
HER YERDE OLDUĞU GİBİ ARTIK ERDEMLİLER HAREKETİNİ BAŞLATMAMIZ GEREKİYOR!..
22 Eylül 2019
OLAYLARI KÖR NOKTALARINDAN OKUYUP OKUTARAK KURULAN TUZAKLARI BOZMAK ZORUNDAYIZ!..
01 Eylül 2019
TARİHSEL OLAYLAR VE SOSYOLOJİK OLGULAR
26 Ağustos 2019
BEN YAZIP UYARMAZSAM KİM YAZIP UYARACAK!..
06 Nisan 2019
31 MART YEREL SEÇİMLERİ
19 Aralık 2018
DEVLETİMİZİN VE AZİZ MİLLETİMİZİN BEKA SORUNU
05 Eylül 2018
ULUSLARARASI İLİŞKİLER VE BEKA SORUNU!..
14 Ağustos 2018
AMERİKA’NIN PAPAZ KAÇTI OYUNU!..
08 Ağustos 2018
Amerika’nın Emperyalist Eylemlerinin Tehdit Seviyesine İnmesi!...
16 Temmuz 2018
15 TEMMUZU ANARAK UNUTMAMAK VE GEREĞİNİ YAPMAK
08 Temmuz 2018
CAN ÇEKİŞEN KRİPTO HAİNLERİNKUMPAS TUZAKLARI!..
31 Mayıs 2018
27 MAYIS VE ÜLKÜSÜ; TEK VATAN-TEK MİLLET-TEK BAYRAK-TEK DEVLET ADINA
25 Mayıs 2018
HEP AYNI YÖNTEM TEKNİK VE ARAÇ GEREÇLERELE GELECEĞİN DAHA İSTENDİK YAPILACAĞINI HAYAL ETMEK VE DÜŞÜNMEK OLS OLSA DELİLİK EMARESİ OLABİLİR!..
19 Mart 2018
ÇANAKKALE ÇANAĞINDAN BESLENMEK!..
05 Mart 2018
28 ŞUBAT POST MODERN DARBE GİRİŞİMİ
13 Şubat 2018
CUMHURİYET DÖNEMİ DARBELERİN TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE DOĞURDUĞU SONUÇLARDAN YOLA ÇIKILARAK SOSYOLOJİK BAKIŞ AÇISIYLA DEĞERLENDİRİLMESİ
25 Aralık 2017
KUDÜS Stratejisi Yeniden Dirilişin Milâdı Olacaktır
06 Aralık 2017
İRAN-AMERİKA VE TÜRKİYE
11 Kasım 2017
AMERİKA’NIN YENİ DÜNYA DÜZENİ VE PDY/PKK’YA BİÇİLEN YENİ ROL
20 Ekim 2017
KORSAN REFERANDUMLA MEŞGUL EDİLMEK İSTENEN TÜRKİYE İDLİB HAREKÂTIYLA RESTİNİ ÇEKTİ VE HAÇLI İTTİFAKININ KİRLİ EMELLERİNİ KURSAKLARINA GÖMDÜ!.. BİZLERE DÜŞEN CEPHE GERİSİNİ SAĞLAM TUTMAKTIR.
29 Eylül 2017
İHANET ATEŞİNDE AKLINI ISITANLAR KENDİ BEDENLERİNİN YANIŞINI SEYREDECEKLER!..
18 Ağustos 2017
İhanet Çeteleri ve Terör Yapılarıyla Beraber Kayıran ve Koruyanlara da Amasız, Fakatsız Dokunulmalıdır!..
17 Temmuz 2017
15 TEMMUZ ÜZERİNDEN 1 YIL GEÇTİ
26 Haziran 2017
DEVLETİ BAŞSIZ BIRAKMAYA NİYET EDENLER KUZGUNLARA LEŞ OLMAKTAN KURTULAMAYACAKLAR!..
18 Mart 2017
NEYE EVET NEYE HAYIR!..
20 Şubat 2017
ANAYASA VE BAŞKANLIK (HÜKÜMET) SİSTEMİ REFERANDUMUNDA EVETLE HAYIR YER DEĞİŞTİRİRSE!...
04 Şubat 2017
ANAYASA REFERANDUMU VE TÜRK EĞİTİM SEN GENEL BAŞKANININ SÖZLERİ!..
13 Aralık 2016
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ SINIRLARIMIZIN ÖTESİNİ DE KAPSAYAN BİR BÖLGE ÜNİVERSİTESİ OLMA YOLUNDA
24 Temmuz 2016
VATAN VE MİLLET DÜŞMANI HAİN DARBECİLERİN TÜM FARKLILIKLARI İÇİNE ALAN BÜYÜK TÜRK MİLLETİNDEN YEDİKLERİ İFLAH OLMAZ DARBELER!
06 Haziran 2016
YERELLEŞME GÖRÜNTÜLÜ ÇIKAR OYUNLARIYLA TERÖRE ALTYAPI OLUŞTURMA VE TÜRKSÜZ OSMANLICILIK OYUNLARI!
04 Şubat 2016
Sabancı Suikastının Faillerinin Vermek İstedikleri Mesajları Anlamak!..
11 Ocak 2016
NİZAMI ALEM ÜLKÜSÜNÜN ARADIĞI ŞAHSİYETİN KAPİTALİST SİSTEM İÇERİSİNDE GEÇİRDİĞİ BİREY OLMA BUHRANLARI!..
06 Aralık 2015
YAKIN ÇEVREMİZDE OLUP BİTENLER VE DÜŞÜRÜLEN RUS UÇAĞINA TAKILI MASKELERİN DÜŞÜŞÜ
15 Kasım 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
29 Ağustos 2015
Devlet sabrının sınırları ve terör örgütünün öfke kontrolsüzlüğü
04 Ağustos 2015
ATATÜRKLE HESABI OLANLARA İTHAF EDİLİR!..
21 Şubat 2015
ABD’de bir askeri okulda ders olarak anlatılan Horoz ve Tilki Hikayesi!
18 Ocak 2015
FRANSA’DA YAŞANAN KATLİAMIN ARKASINDA OLANLAR
10 Ocak 2015
CHARLIE HEBDO – KARİKATÜR – İNFAZ
25 Aralık 2014
TARAFLARIN KONTROL EDİLEMEYEN BEŞERİ ÖFKE ŞİDDET VE HİDDETLERİ ARASINDA KAYBEDİLEN İNCE AYRINTI OKUMALARI
11 Aralık 2014
SEÇİM BARAJI VE SEÇMEN İRADESİ
23 Mart 2014
GARİP BİR ŞEKİLDE DEĞİŞEN HASANKALE
17 Mart 2014
ÇANAKKALE NEDİR? NE DEĞİLDİR?
17 Şubat 2014
YENİ TOPLUMSAL DÜZEN VE YAPININ TEMEL DEĞİŞKENLERİ; DURAĞANLIK-KAOS-DÜZEN VE HAYIR VE ŞER İLİŞKİSİ
02 Şubat 2014
DEĞİŞMESİ İSTENEN SEÇİM YASASI NELERİ DEĞİŞTİRMELİDİR?
19 Ocak 2014
DİL KÜLTÜR SİYASET VE MEDYA İLİŞKİSİ KAPSAMINDA POST MODERN ANLAYIŞ
07 Ekim 2013
ALLAH KORUSUN ZIVANADAN ÇIKMAK ÜZEREYİZ!
29 Eylül 2013
BEKTAŞİLİK, MEVLEVÎLİK KÜLTÜRÜ, İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ VE TEYO FELSEFESİ
12 Eylül 2013
Ortadoğululaşmayı Özlediği ve 12 Eylül Öncesini Heves Edip İçine Közlediği İçin Ortası Mortası Mağaraya Dönen ve Hep Aynı Kenarı Kullanan Üniversite-i Ortadoğu!..
03 Eylül 2013
Hasan Kalenin Dünü ve Bu günü –Teyo Çözsün Kör düğümü!
15 Ağustos 2013
BİR BİLENİN PİR YANILDIĞI GİBİ ÇOK BİLENLER DE ÇOK YANILACAKLAR!..
18 Temmuz 2013
CENABI ALLAH GÖNDERDİĞİ EN SON DİNİNİN KORUYUCUSUDUR
08 Temmuz 2013
Dersanelerin Kapatılması veya Kapatılamaması!..
29 Haziran 2013
TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ PROJE OKUR YAZARLIĞI VE TEYO PEHLİVAN’IN ANAYASA YORUMU
24 Haziran 2013
GEZİ PARKI OLAYLARI İLE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDA GİDİP GELEN YANSIMA OKUMALARI!..
18 Haziran 2013
TANSİYON MUTLAKA DÜŞÜRÜLMELİ
04 Haziran 2013
AKİLLER VE ARİFLER
22 Nisan 2013
SOSYAL SERMAYENİN ERİMESİ VE TEYO PEHLİVANIN YERİNMESİ
25 Şubat 2013
Zamanın Ruhu Değişti ve Teyo İmdada Erişti!..
07 Şubat 2013
YAYI KIRILAN DADAŞ!...
07 Ocak 2013
ZEMHERİ AYAZINDA YANARAK MİLLETİNİN UFKUNU AYDINLATANLAR
30 Aralık 2012
İYİLİK
26 Kasım 2012
İTEN ARABI KARIŞAN MEZHEPLER ARASINDA ARAMAK!
16 Kasım 2012
TERÖR SORUNUNU KİM ÇÖZER, KİM ÇÖZEMEZ?
11 Kasım 2012
TBMM TEZKERESİNİN ANLAMI VE ANLAMSIZLAŞTIRILMASI
Haber Yazılımı