İnternet çağında, 'haberin kokusu'na, artık kurumların sayfalarından veya
sosyal medyadan ulaşıyorsunuz.
Bu nedenle özel ve kamu kuruluşlara ait internet sayfalarına 'haber'
amaçlı 'sondaj' yapıyoruz.
Arama- tarama sırasında, Emniyet Genel Müdürlüğü üzerinden Erzurum
Emniyet Müdürlüğüne ait 'www.erzurum.pol.tr' sayfasına giriyoruz.
Karşımıza, 'Güvenlik Hekimliği Projesi' fotoğraflı haberi çıkıyor.
Toplum Destekli Polislik (TDP) Şube Müdürlüğü, evlerden hırsızlığı
önlemek için vatandaşı hem uyarıyor hem de bilgilendiriyor.
Hazırladığı projeyi anlatmak için apartman ve siteleri tek tek dolaşarak
yapmaya çalışıyor.
Oysa projeyi medya haber yaparsa, polis arzu ettiği hedefe daha kısa
zamanda ulaşacak ve karşılığında vatandaş bilinçlenecek.
PROJE NASIL DUYURULACAK?
Gazeteciler, bu konuda eğitimli TDP personeli ile birlikte apartmanlara
veya sitelere gidecek, güvenlik testini görüntüleyecek.
Testlerde ortaya çıkan ortak eksikliklerin neler olduğunu halka
duyuracak.
Vatandaş tedbir alacak, kötü niyetli kişiler de bu işin kolay lokma
olmadığını anlayacak.
Var mı bu konunun haber yapılmasında 'sakınca'?
Hiç sakıncalı olsaydı, haberi Emniyet Müdürlüğü internet sayfasına
yerleştirir miydi?
HABER YAPMAK UĞRUNA
Bunun üzerine arkadaşlarımız Hümeyra Pardeli ile Zafer Kumru,
'Güvenlik Hekimliği' projesi haberini yapmak için 29 Şubat günü Karskapı
Caddesi üzerindeki TDP'ye gidiyorlar.
Polis memuru, amiri telefonla arıyor ve gazetecilerin isteğini bildiriyor.
Kurum amiri, Başmüdür ve Valilikten onay alınması gerektiğini belirtiyor.
Memur arkadaş, gazeteci arkadaşlarımıza dönüş yapılacağını söylüyor.
Bunun üzerine arkadaşlarımız habere daha kısa sürede ulaşmak için İl
Emniyet Müdürlüğüne geçiyorlar.
EMNİYET, VALİLİK ONAYI İSTİYOR
Emniyet Müdürlüğü girişinde T.C. kimlik numaraları ile GBT sorgulaması
yapılıyor ve gazetecilere ziyaretçi kartı veriliyor.
Sonunda arkadaşlar Emniyet Müdürünün özel kalemine varıyor.
Özel Kalemde yeniden isimler, telefon numaraları alınıyor.
Yaklaşık 5- 10 dakika sonra İl Emniyet Müdürünün makamındalar.
Gazeteciler, yapacakları haberle ilgili İl Emniyet Müdürü Kamil
Karabörk'e bilgi veriyor ve izin istiyorlar.
Emniyet Müdürü Kamil Karabörk ise internet sitesinde yayınladıkları
haberi, işlemek ve ülke geneline duyurmak isteyen gazetecilere farklı
formül sunuyor:
- Önce bize dilekçe ile başvurun. Elden gezdirirseniz, daha sonra da
valiliğe götürür onay alırsınız.
Haydi gelin şimdi, heyecanınız kaldıysa 'haber peşinde koşun.'
DOST ACI SÖYLER
Emniyet Müdürlüğüne bağlı TDP'nin 'Güvenlik Hekimliği' projesi
hakkında bir yetkili şöyle konuştu:
İletişim çağında, projenin tanıtımı zayıf.
Çok önemli bir proje, ancak tek tek kapı çalmakla bu projeyi anlatmaya
ömür yetmez.
O süreçte hırsızlar da yapacağını yapar.
Oysa böylesine önemli projelerin tanıtımı için medyadan destek almak
gerekir.
Top yekun aydınlatma, bilgilendirme sistemi dururken, ağır işleyen
yöntem uygulanıyor.
Ayrıca kapıya gelen gazeteciye "Gidin onay alın gelin" demek mi gerekir?
GELİN BİRLİKTE SORGULAYALIM
Şimdi gelin gazetecilerin bir haber yapmak için yaşadıklarını birlikte
sorgulayalım:
Vali Ahmet Altıparmak’ın bu konuda kurumlara özel bir talimatı mı var?
Emniyet Müdürünün taktiği 'işi yokuşa sürmek' mi?
Bu yöntemle yarın haberle ilgili olarak aksi bir durum ortaya çıktığında
'Valilik izin verdi' diyerek kurtulmak mı isteniyor?
Yoksa asıl hedef, 'bürokrasi çarkı içinde gazetecileri yormak ve bir daha
haber için başvuru yapılmasını önlemek' mi?
Oysa biz kırk yıllık meslek hayatımızda ne büyük sorumluluk alan
valilerle, müdürlerle çalıştık.
Bu haber, onların yanında gerçekten 'pire' gibi kalır.
Eskiden, 'Bu gün git yarın gel' derlerdi, günümüzde ise ‘Git dilekçe yaz,
masaları dolaş imzalattır, onay al gel’ diyorlar.
Aslında bu son örnek, günümüzde medyanın çalışma koşullarını net
biçimde ortaya çıkarmıyor mu?